Avrupa ve Türkiye’de son dönemde yaşanan orman yangınları, bu afetlerin artık yalnızca mevsimsel bir doğa olayı olmadığını; işletmeler ve kritik altyapılar için stratejik bir dayanıklılık sorunu haline geldiğini ortaya koyuyor.
Fiziksel hasarın ötesinde operasyonel etkiler
Orman yangınlarının etkisi yalnızca maddi hasarla sınırlı kalmıyor. Tahliyeler, yoğun duman, erişim kısıtlamaları ve tesislerin geçici olarak kapanması; işletmelerde ciddi operasyonel aksaklıklara ve finansal kayıplara yol açabiliyor.
Fiziksel hasar oluşmasa bile üretim ve hizmet süreçlerinin durması, şirketler için önemli gelir kayıpları doğurabiliyor.
Güney Avrupa’da yaşanan son yangınlar da bu tabloyu destekliyor. Yunanistan’daki büyük yangınlar bazı otelleri ve küçük işletmeleri etkilerken, sanayi bölgelerinde yer alan tesislerin görece daha az zarar gördüğü belirtiliyor.
Sigorta koruması ile ekonomik kayıplar arasındaki fark büyüyor
Mevcut veriler, Avrupa’da orman yangınlarına karşı sigorta koruma açığının arttığını gösteriyor. İspanya’nın 2025 yangın sezonunda yaklaşık 5 milyar euro ekonomik kayıp oluşurken, bunun 1 milyar eurodan azı sigorta kapsamında karşılandı.
Bu durum, şirketlerin yalnızca sigorta ile risk transferine güvenmemesi gerektiğini; dayanıklılık, uyum ve iş sürekliliği yatırımlarının da stratejinin bir parçası olması gerektiğini ortaya koyuyor.
Hazırlık düzeyi sigorta süreçlerini etkiliyor
Güçlü acil durum planlarına ve iş sürekliliği stratejilerine sahip kuruluşların, yangınların etkilerini daha iyi yönettiği ve faaliyetlerini daha hızlı sürdürdüğü görülüyor.
Sigorta şirketleri de risk değerlendirmelerinde uydu verileri, gelişmiş modellemeler ve detaylı analizlerden yararlanıyor. Güçlü risk yönetimi ve hazırlık düzeyi, şirketlerin sigorta piyasasında daha avantajlı koşullara ulaşmasını sağlıyor.
Sigorta, daha geniş bir dayanıklılık stratejisinin parçası
Geleneksel sigorta ürünleri risk transferinde önemli rol oynamaya devam ederken, şirketler artık sigortayı iklim analizleri, risk değerlendirmeleri, uyum önlemleri ve parametrik sigorta gibi alternatif çözümlerle birlikte değerlendiriyor.
Orman yangını riskinin yüksek olduğu bölgelerde faaliyet gösteren işletmelerin; bitki örtüsü yönetimi, varlık koruma, iş sürekliliği planlaması ve acil müdahale kapasitesine yatırım yapması gerektiği vurgulanıyor.
“Orman yangınları artık stratejik bir iş riski”
Marsh Risk Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, orman yangınlarının artık yalnızca mevsimsel bir risk değil, operasyonlar ve tedarik zincirleri üzerinde etkili stratejik bir iş riski haline geldiğini belirtti.
Aksüt, “İklim analizi, risk değerlendirmesi ve iş sürekliliği planlamasına yatırım yapan şirketler hem operasyonel kesintileri hem de finansal kayıpları azaltma konusunda daha avantajlıdır” dedi.
Dayanıklılık için iş birliği çağrısı
Aksüt, orman yangınlarına karşı dayanıklılığın artırılması için kamu, özel sektör, sigorta ve finans kuruluşlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Daha iyi veri paylaşımı, dayanıklı altyapı, yenilikçi finansman ve koordineli risk yönetiminin önemine dikkat çeken Aksüt, “Dayanıklılık; önleme, uyum ve uzun vadeli yatırım yaklaşımıyla güçlendirilebilir” ifadelerini kullandı.





