Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Uzmanlardan ailelere uyarı: Eleştirel ebeveyn tutumları yeme bozukluklarını tetikleyebiliyor

Uzmanlar, yeme bozukluklarının gelişiminde aile tutumlarının önemli rol oynadığını belirtiyor. Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, diyet, kilo verme ve beden görünümüne yönelik sürekli gündemlerin çocuk ve ergenlerde yeme bozukluklarına zemin hazırlayabileceğini söyledi.

Uzmanlar, yeme bozukluklarının gelişiminde aile tutumlarının önemli rol oynadığını belirtiyor.

Uzmanlar, yeme bozukluklarının gelişiminde aile tutumlarının önemli bir rol oynadığına dikkat çekiyor. Özellikle eleştirel, mükemmeliyetçi ve başarı odaklı ebeveyn yaklaşımlarının çocuk ve ergenlerde yeme bozukluklarını tetikleyebildiği belirtiliyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, yeme bozukluklarının aile tutumlarıyla ilişkisi ve hastalara yaklaşımın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.

Elbaşoğlu, diyet, kilo verme ve yeme davranışlarının aile içinde sürekli gündem haline getirilmesinin risk oluşturabileceğini belirterek, “Diyet, kilo verme ve yeme davranışlarının sürekli gündem olması çocuk ve ergenlerde yeme bozukluklarına zemin hazırlayabiliyor. Aynı şekilde çocuğun bedenine yönelik olumsuz değerlendirmeler, beğenmeme ya da eleştirme gibi tutumlar da risk faktörü olarak öne çıkıyor” dedi.

“Eleştirel ve mükemmeliyetçi ebeveyn tutumları yeme bozukluklarını tetikleyebiliyor”

Yeme bozukluklarının gelişiminde aile tutumlarının önemli bir rol oynayabileceğini dile getiren Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, özellikle başarı odaklı, mükemmeliyetçi ve eleştirel ebeveyn yaklaşımlarının süreci olumsuz etkileyebildiğini söyledi.

Elbaşoğlu, “Özellikle başarı odaklı, mükemmeliyetçi ve eleştirel ebeveyn yaklaşımları hem yeme bozukluklarını tetikleyebiliyor hem de mevcut sürecin seyrini olumsuz etkileyebiliyor” ifadelerini kullandı.

Aile içinde beden, kilo ve beslenme üzerine sık ve eleştirel yorumlar yapılmasının çocuklar ve ergenler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini aktaran Elbaşoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Diyet, kilo verme ve yeme davranışlarının sürekli gündem olması çocuk ve ergenlerde yeme bozukluklarına zemin hazırlayabiliyor. Aynı şekilde çocuğun bedenine yönelik olumsuz değerlendirmeler, beğenmeme ya da eleştirme gibi tutumlar da risk faktörü olarak öne çıkıyor.”

Anoreksiya ve bulimianın belirtileri farklılık gösteriyor

Yeme bozuklukları arasında Anoreksiya Nervoza ve Bulimia Nervoza’nın öne çıktığını kaydeden Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, iki hastalık tablosunun farklı belirtilerle seyrettiğini söyledi.

Elbaşoğlu, “Anoreksiya Nervoza temel olarak yeme kısıtlaması ve aşırı kontrol davranışları ile karakterizedir. Bulimia Nervoza ise tıkınırcasına yeme ataklarının ardından kusma ya da telafi edici davranışlarla seyreder” dedi.

Bazı vakalarda bu iki tablonun birlikte görülebildiğini ya da zaman içinde birinin diğerine dönüşebildiğini ifade eden Elbaşoğlu, psikolojik açıdan da iki bozukluğun farklı dinamiklere sahip olduğunu belirtti.

Elbaşoğlu, şunları söyledi:

“Psikolojik açıdan anoreksiya nervozada kontrolcülük, mükemmeliyetçilik, inkar ve kusursuz olma isteği ön plandadır. Kişi kendi bedenini ve yeme davranışını sıkı bir şekilde kontrol etme eğilimindedir. Bulimia nervozada ise dürtüsellik, duygu düzenleme güçlüğü, kontrol kaybı ve yoğun utanç duygusu daha belirgindir. Yeme ataklarını genellikle pişmanlık ve suçluluk takip eder.”

“Yeme davranışı ve beden kontrolü kişinin kimliğiyle bütünleşebilir”

Özellikle anoreksiya nervoza vakalarında hastalığın kabul edilmemesinin sık görülen bir durum olduğuna dikkat çeken Elbaşoğlu, bu kişilerde güçlü bir inkar mekanizmasının görülebildiğini söyledi.

Elbaşoğlu, anoreksiya nervozada yeme davranışı ve beden kontrolünün kişinin kimliğiyle bütünleşebildiğini belirterek, “Bu kişilerde güçlü bir inkar mekanizması ve ego-sintonik bir yapı söz konusudur; yani yeme davranışı ve beden kontrolü kişinin kimliğiyle bütünleşmiştir. Kişi, ‘bedenimi kontrol edebildiğim sürece değerliyim’ gibi bir inanç geliştirebilir. Bu nedenle hastalık algısı zayıf olur ve tedavi süreci daha dirençli ilerleyebilir” dedi.

Tedavi sürecinde yargılayıcı dilden kaçınılmalı

Yeme bozukluğu yaşayan bireylere yaklaşımda eleştirel ve yargılayıcı dilden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Elbaşoğlu, beden odaklı yorumların ve yemek yemeye yönelik baskı içeren ifadelerin süreci olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

Elbaşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu kişilere yöneltilen ‘çok zayıfsın’, ‘çok kilo aldın’ gibi beden odaklı yorumlar ya da yemek yemeye yönelik baskı içeren ifadeler süreci olumsuz etkileyebilir. Bunun yerine daha destekleyici, anlayışlı ve yargılamayan bir iletişim tarzı benimsenmelidir. Aile içi iletişim sorunları da yeme bozukluklarının önemli bir bileşeni olabileceğinden, tedavi sürecinde bu alanın da ele alınması gerekir.”