Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Uzman uyardı: Bağımlılık bir ahlak problemi değil, hastalık

Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bağımlılığın yalnızca madde kullanımından ibaret olmadığını; alışveriş, oyun, kumar ve sosyal medya kullanımının da aynı ödül sistemini etkileyebildiğini belirtti. Uzbay, “Bağımlılık bir ahlak problemi değil, bir hastalık” diyerek gençlerin korunmasında doğru bilgi, eğitim ve farkındalığın önemine dikkat çekti.

Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bağımlılığın yalnızca madde kullanımından ibaret olmadığını;

Bağımlılık denildiğinde akla ilk olarak madde kullanımı gelse de uzmanlara göre sorun çok daha geniş bir alanı kapsıyor. Alışveriş, oyun, kumar ve sosyal medya gibi davranışlar da kontrol kaybına dönüştüğünde bağımlılık tablosunun parçası olabiliyor.

Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bağımlılığın temelinde beynin ödül sisteminin bulunduğunu belirterek farklı bağımlılık türlerinde benzer mekanizmaların devreye girdiğini söyledi.

Uzbay, “Alışveriş bağımlılığında da oyun ve bahis bağımlılığında da ve eroin bağımlılığında da aynı beyin ödül sistemi harekete geçiyor” dedi.

“Bağımlılık bir ahlak problemi değil”

Bağımlılığın kişinin iradesizliği ya da ahlaki zayıflığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzbay, şu ifadeleri kullandı:

“Bağımlılık aslında bir beyin ödül sistem bozukluğu, o sistemin bozulması, gerektiği gibi çalışamaması şeklinde bizim karşımıza çıkıyor ve bir hastalık. Bir ahlak problemi değil. Bir iradeyle filan aşılabilecek bir iş değil.”

Kişilerin bağımlılığa yatkınlıklarının aynı olmadığını belirten Uzbay, yalnızca “yapma” şeklindeki uyarıların yeterli olmayacağını, doğru bilgi ve farkındalığın önemli olduğunu söyledi.

Gençlerde doğru bilgi ve eğitim öne çıkıyor

Gençlerin riskli davranışlara yönelmesinde gelişimsel özelliklerin de etkili olduğunu belirten Uzbay, bağımlılıkla mücadelede eğitimin önemine dikkat çekti.

Uzbay, “Bir tanesi doğru eğitim, doğru bilgi ve farkındalık oluşturmak; gençlerde neye mal olacağını genci ikna edecek şekilde anlatmak gerekiyor” dedi.

Gençlerin yalnızca yasaklarla değil, neden-sonuç ilişkisini anlayabilecekleri bilgilerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Davranışsal bağımlılıklar hafife alınmamalı

Alışveriş bağımlılığı olarak bilinen “oniomani”nin yanı sıra oyun, kumar ve dijital kullanım alışkanlıklarının da önemli riskler taşıyabildiğini belirten Uzbay, ailelerin çocuklarının ekran başında ne yaptığını da takip etmesi gerektiğini söyledi.

Uzbay, “Ama çocuk acaba odada bilgisayarın başında ne izliyor ne yapıyor ne oynuyor bu kadar derdimiz değil” ifadelerini kullandı.

Bir davranışın ne kadar zaman aldığı, yapılamadığında kişinin nasıl hissettiği ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğinin bağımlılık açısından önemli göstergeler olduğunu belirtti.

“Haz ve mutluluk birbirine karıştırılıyor”

Uzbay, sürekli haz arayışının mutlulukla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı.

“Haz ve mutluluk birbiriyle karıştırılıyor. Yani haz almak önemli bir şey. Hayattan haz almadan, zevk almadan hiçbirimiz yaşamayacağız. Ama hep hazdan ibaret de değil hayat. Yani mutlu olmak için sürekli haz aldığınız zaman hazza bir tolerans gelişecek belli bir süre sonra. Neden haz alacağınızı da şaşıracaksınız, yeni hazlar aramaya çalışacaksınız.”

Uzbay, kitap okumak, spor yapmak, başkalarına yardım etmek, dayanışma içinde olmak ve anlamlı amaçlar için çaba göstermenin yaşam doyumunu desteklediğini söyledi.

“Bu gerçekten ihtiyaç mı?” sorusu önemli

Alışveriş alışkanlıklarına da değinen Uzbay, kişilerin harcama yaparken kendilerine “Bu gerçekten ihtiyaç mı?” sorusunu yöneltmesi gerektiğini belirtti.

Uzbay, “Benim söylemeye çalıştığım şey almamanız gereken şeyleri alıp almadığınızı sorgulamak. Yani ‘Bu gerçekten gerekiyor mu?’ demek, bir şeye, bir yere para harcarken, bir şeyi alırken ‘Bu gerçekten ihtiyaç mı?’ demek” ifadelerini kullandı.

Telefon ve sosyal medya kullanımının yüz yüze iletişimin önüne geçmemesi gerektiğini söyleyen Uzbay, “Çünkü bizim konuşmaya ihtiyacımız var, yazmaya ihtiyacımız var, okumaya ihtiyacımız var” dedi.

Teknoloji kullanılırken diğer beceriler unutulmamalı

Teknolojiden uzak durulması gerektiğini söylemediğini belirten Uzbay, asıl önemli olanın teknolojiyi kullanırken diğer zihinsel ve sosyal becerileri korumak olduğunu ifade etti.

“Teknolojiyi kullanmayın da demiyorum. Yapay zekâdan uzak durun demiyorum, bakın dikkat edin. Ama öteki becerilerinizi de mutlaka geliştirin, keskinleştirin.”

Çocukların kitap okumaya, el yazısı yazmaya, düşünmeye ve soru sormaya teşvik edilmesi gerektiğini belirten Uzbay, “Bu çocuklara kitap okumayı teşvik etmemiz, elleriyle yazı yazmayı, güzel yazı yazmayı teşvik etmemiz, düşünmeyi teşvik etmemiz, soru sormalarını teşvik etmemiz ve bu şekilde bir sistem geliştirmemiz lazım” diye konuştu.

Ailede bağımlılık öyküsü kader değil

Ailede bağımlılık öyküsü bulunmasının kişinin mutlaka bağımlı olacağı anlamına gelmediğini belirten Uzbay, genetik ve çevresel faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Ailede bağımlı birinin olması yüzde yüz bağımlı olacağınız anlamına gelmeyeceği gibi, bağımlılığa dirençli bir aileden gelmeniz sizi bağımlılıktan yüzde yüz korur diye bir kural da yok.”

Uzbay, bağımlılık tedavisinin yalnızca yoksunluk belirtilerini kontrol etmekten ibaret olmadığını, psikososyal desteğin ve kişinin yeniden üretken bir yaşama katılmasının da sürecin önemli parçaları olduğunu vurguladı.

Bağımlılıkla mücadelenin temelinde ise toplumu doğru bilgilerle donatmak, farkındalık oluşturmak ve kişilere kendilerini nasıl koruyacaklarını öğretmek gerektiğini ifade etti.