Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Günlük alışkanlıklar sinirleri zorlayabiliyor

El ve kollarda uyuşma, karıncalanma, yanma, güç kaybı ve özellikle gece uykudan uyandıran ağrılar sinir sıkışmasının işareti olabiliyor. Uzmanlar, EMG normal çıksa bile tekrarlayan ve giderek artan şikayetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.

El ve kollarda uyuşma, karıncalanma, yanma, güç kaybı ve özellikle

El, kol ve parmaklarda ortaya çıkan uyuşma, karıncalanma, yanma ve nedeni açıklanamayan ağrılar, bazı durumlarda sinir sıkışmalarının habercisi olabiliyor.

Özellikle bilgisayar başında uzun süre çalışmak, telefonu uzun süre aynı pozisyonda tutmak, mouse ve klavye kullanırken benzer hareketleri tekrarlamak ve ergonomik olmayan çalışma koşulları sinirler üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Ortopedi ve Travmatoloji, El Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Egemen Ayhan, bazı sinir sıkışmalarında EMG gibi sinir ileti testlerinde belirgin bir sorun görülmeyebileceğini belirterek, yakınmaların yalnızca test sonucuna göre değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Ayhan, “Bazı sinir sıkışmaları, yapılan incelemede belirgin bulgu vermeyebildiğinden dolayı, özellikle gece uykudan uyandıran, tekrarlayan, giderek artan veya güçsüzlüğün eşlik ettiği şikayetleri ‘geçer’ diye beklemeyin. Erken ve doğru değerlendirme, kalıcı fonksiyon kaybını önlemek açısından önemlidir” dedi.

EMG normal olsa da şikayetler sürebilir

Sinir ileti testlerinin sinir sıkışmalarının değerlendirilmesinde önemli olduğunu belirten Ayhan, bazı hastalarda test sonuçlarının normal olmasına rağmen şikayetlerin devam edebildiğini söyledi.

Ayhan, “Bize ‘EMG sonucum normal ama elim hâlâ uyuşuyor’ veya ‘Uzun zamandır ağrım var, ancak nedeni bulunamadı’ diyerek başvuran hastalar oluyor. EMG, sinir sıkışmalarının değerlendirilmesinde önemli bir incelemedir. Ancak bazı durumlarda test normal sonuçlansa da hastanın yakınmaları sinir sıkışmasını düşündürebilir” ifadelerini kullandı.

Gençlerde de görülebiliyor

Sinir sıkışmasının yalnızca ileri yaşlarda görülmediğine dikkat çekiliyor.

Diyabet, bazı hormonal ve romatizmal hastalıklar, gebelik, tekrarlayan zorlayıcı hareketler ve kişisel anatomik özellikler riski artırabiliyor.

Ayhan, “Sinir sıkışması yalnızca ileri yaşın sorunu değil. Genç bir hastada gece uyuşması, orta yaşlı bir hastada el becerisinde azalma ya da başka bir hastada dirseği bükünce parmaklarda elektriklenme ile karşımıza çıkabiliyor. Şikayetin yaştan çok dağılımına, süresine ve muayene bulgularına bakıyoruz” dedi.

“Bardak elimden düşüyor” önemli bir uyarı olabilir

Sinir sıkışması yaşayan hastalar yakınmalarını günlük hayattan örneklerle tarif edebiliyor.

“Gece uyanıp elimi sallamadan rahatlayamıyorum”, “Parmak uçlarımda iğneler batıyor”, “Elimde elektrik dolaşıyor”, “Telefonu tutarken iki parmağım uyuşuyor”, “Anahtarı çevirmekte zorlanıyorum” ve “Bardak elimden düşüyor” gibi şikayetlerin dikkate alınması gerekiyor.

Ayhan, “Bu ifadeler, yakınmanın sadece ağrıdan ibaret olmadığını; uykuyu, iş yaşamını ve ince el becerilerini de etkileyebildiğini gösteriyor. Bazen hastamız ‘Elim benim değilmiş gibi hissediyorum’ diye tarif ediyor. Gece ortaya çıkan uyuşmanın gündüz de devam etmeye başlaması, bir şeyleri sık düşürmek veya düğme iliklemekte zorlanmak bizim için önemli uyarılar” diye konuştu.

Şikayetin hangi parmaklara yayıldığı önemli

Uyuşmanın hangi bölgede başladığı, hangi parmaklara yayıldığı ve hangi hareketlerle arttığı tanı açısından önemli ipuçları veriyor.

Örneğin dirsek büküldüğünde küçük parmak ve yüzük parmağında uyuşma oluşması, belirli bir noktaya dokunulduğunda elektriklenme hissedilmesi veya elde güç kaybı görülmesi sinirlerin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesini gerektirebiliyor.

Ayhan, “Sinirin anatomik seyri boyunca yapılan inceleme, sorunun hangi bölgede olabileceği konusunda yol gösteriyor. Gerektiğinde ilk incelemeye ek olarak daha hedefli sinir ileti testleri de planlanabiliyor” dedi.

Tedavi gecikirse kalıcı güç kaybı gelişebilir

Başlangıçta gelip geçen uyuşma ve karıncalanma, sinir üzerindeki baskı devam ettikçe zamanla sürekli hale gelebiliyor.

İleri olgularda parmaklarda his kaybı, kavrama ve çimdikleme gücünde azalma, ince işlerde zorlanma ve el kaslarında erime ortaya çıkabiliyor.

Ayhan, “Her uyuşma kalıcı hasara ilerlemez; önemli olan ilerleyici belirtileri zamanında fark etmek. Bazen yıllarca gece uyuşmasını önemsememiş, ancak elindeki kuvvet azaldığında başvurmuş hastalarla karşılaşıyoruz. Oysa kaslarda belirgin erime oluşmuşsa siniri rahatlatmak her zaman kaybedilen kas gücünü geri getirmeyebilir. Tedavide amacımız yalnızca ağrıyı geçirmek değil, elin gelecekteki işlevini de korumak” ifadelerini kullandı.

Şikayetlere alışmak başvuruyu geciktirebiliyor

Yakınmaların zaman zaman azalması veya ilk tetkiklerin normal çıkması, bazı hastaların hekime başvurmasını geciktirebiliyor.

Gece uyuşarak uyanmayı, eli sallayarak rahatlamayı veya bazı hareketlerden kaçınmayı günlük yaşamın bir parçası haline getirmek ise altta yatan sorunun devam ettiğini gösterebiliyor.

Her uyuşma sinir sıkışması değil

Boyun kaynaklı sinir kökü sorunları, yaygın sinir hastalıkları, diyabet, eklem ve tendon rahatsızlıkları da benzer belirtilere yol açabiliyor.

Bu nedenle yalnızca şikayetlere veya yalnızca EMG sonucuna bakılarak kesin tanı konulmuyor. Ayrıntılı öykü, duyu ve kas gücü muayenesi ile gerekli görülen testlerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Tedavi kişiye göre belirleniyor

Tedavi, sinirin sıkıştığı bölgeye, belirtilerin süresine, muayene bulgularına ve varsa sinir hasarının derecesine göre planlanıyor.

Hafif vakalarda zorlayıcı hareketlerin düzenlenmesi, uygun pozisyonda atel kullanılması ve cerrahi dışı yöntemler tercih edilebiliyor.

İlerleyici güç kaybı, belirgin sinir hasarı veya uygun tedaviye rağmen devam eden yakınmalarda ise cerrahi değerlendirme gündeme gelebiliyor.

Ayhan, “Her uyuşma sinir sıkışması değildir; her sinir sıkışması da ameliyat gerektirmez. Ama gece uykudan uyandıran, tekrarlayan, giderek artan veya güçsüzlüğün eşlik ettiği şikayetleri ‘geçer’ diye beklemeyin. Normal bir test sonucu, devam eden yakınmaların göz ardı edilmesi anlamına gelmemeli. Erken ve doğru değerlendirme, kalıcı fonksiyon kaybını önlemek açısından önemlidir” dedi.