Türkiye’de uzun süredir tartışılan süresiz nafaka uygulamasında kapsamlı değişiklikler gündeme geldi. AK Parti milletvekilleri, kamuoyunda 13. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifinin hazırlıklarına başladı.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasına ilişkin hükümlerinin değiştirilmesi öngörülüyor.
Hazırlıkları devam eden teklifin ilerleyen günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına sunulması planlanıyor.
Yeni düzenleme ile nafaka ödemelerinin süresinin belirli ölçütlere bağlanması, nafaka alan ve ödeyen tarafların koşullarının ayrı ayrı değerlendirilmesi ve boşanma davalarının daha kısa sürede sonuçlandırılması amaçlanıyor.
Anayasa Mahkemesinin kararı nafaka düzenlemesinin önünü açtı
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihinde Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ve boşanan eşe süresiz yoksulluk nafakası verilmesine imkân tanıyan hükmü Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.
30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararın dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı.
Yüksek Mahkemenin kararında, nafaka yükümlüsü ile nafaka alacaklısının menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulması gerektiği üzerinde duruldu.
Bu karar doğrultusunda hazırlanması planlanan yeni düzenlemeyle Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak nafaka isteyebilir” hükmünden “süresiz” ifadesi çıkarılacak.
Böylece nafakanın hangi süreyle ödeneceği, kanunda belirlenecek ölçütler çerçevesinde mahkemeler tarafından kararlaştırılacak.
Nafaka süresi en az 3 yıl olacak
Hazırlanan düzenlemenin en dikkat çekici bölümünü nafaka ödeme süresinin belirlenmesine yönelik hükümler oluşturuyor.
Planlanan değişikliğe göre, yoksulluk nafakası süresi kural olarak üç yıldan az olamayacak. Nafaka süresinin üst sınırı ise evlilik tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen sürenin yarısını aşamayacak.
Ancak nafaka süresi yalnızca evliliğin kaç yıl sürdüğüne göre belirlenmeyecek.
Hâkim, karar verirken tarafların kişisel, sosyal ve ekonomik koşullarını birlikte değerlendirecek.
Bu kapsamda şu ölçütler dikkate alınacak:
-
Evlilik tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen süre.
-
Nafaka alacaklısı eşin yaşı.
-
Nafaka alacaklısının eğitim durumu.
-
Nafaka alacaklısının sağlık koşulları.
-
Ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi.
-
Nafaka ödeme yükümlülüğünün diğer eşin boşanma sonrası yaşamına etkisi.
Bu ölçütler doğrultusunda hâkime nafaka süresinin belirlenmesinde takdir yetkisi tanınacak.
Uzun süreli evliliklerde ve özel durumlarda istisna uygulanabilecek
Yeni düzenlemede, nafaka süresinin belirlenmesine ilişkin genel kuralların yanında özel durumlar için istisnalar da öngörülüyor.
Buna göre, nafaka ödemekle yükümlü olan kişinin haksız fiili nedeniyle nafaka alacaklısının çalışamayacak duruma düşmesi halinde hâkim daha uzun süreli nafakaya karar verebilecek.
Aynı şekilde evlilik süresi içerisinde yaşı ilerleyen ve boşanmanın ardından düzenli geliri bulunmayan nafaka alacaklıları için de özel değerlendirme yapılabilecek.
Bu durumlarda evlilik süresine bağlı genel üst sınıra bakılmaksızın nafaka ödeme süresi uzatılabilecek.
Dolayısıyla düzenleme, her boşanmada aynı nafaka süresinin uygulanmasını değil, tarafların koşullarının değerlendirilmesini esas alacak.
Yeni düzenleme devam eden boşanma davalarını da kapsayacak
Hazırlanan teklifin yasalaşması halinde nafakaya ilişkin yeni hükümler yalnızca düzenlemenin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalara uygulanmayacak.
Kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar dahil olmak üzere, yürürlüğe giriş tarihinde görülmeye devam eden davalar da yeni düzenlemenin kapsamında olacak.
Böylece henüz kesinleşmemiş nafaka kararlarında süre belirlenirken yeni hükümler dikkate alınacak.
Kesinleşmiş nafaka kararları da yeniden değerlendirilecek
Düzenlemenin önemli bir diğer bölümünü, geçmiş yıllarda verilmiş ve kesinleşmiş nafaka kararlarının durumu oluşturuyor.
Teklifte, mevcut nafaka yükümlülüklerinin de yeni süre hesaplamasına göre değerlendirilmesi planlanıyor.
Bu kapsamda nafaka kararının kesinleştiği tarihten yeni kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre hesaplanacak.
Ardından bu süre, yeni düzenlemeye göre belirlenmesi gereken nafaka süresiyle karşılaştırılacak.
Karşılaştırma sonucunda üç farklı uygulama söz konusu olacak.
| Mevcut nafaka durumları | Öngörülen uygulama |
|---|---|
| Geçmişte ödenen nafaka süresi, yeni hesaplanan süreden fazlaysa | 1 yıl daha nafaka ödenecek, ardından yükümlülük kendiliğinden sona erecek. |
| Yeni hesaplamaya göre kalan süre 1 yıl veya daha azsa | Nafaka ödemesi 1 yıl daha devam edecek, ardından kendiliğinden sona erecek. |
| Yeni hesaplamaya göre kalan süre 1 yıldan fazlaysa | Hesaplanan kalan süre tamamlandığında nafaka ödeme yükümlülüğü kendiliğinden sona erecek. |
Bu hükümlerin yasalaşması halinde, geçmiş yıllarda verilmiş süresiz nafaka kararları da yeni yasal sürelerle uyumlu hale getirilecek.
Nafaka yükümlülüğü kendiliğinden sona erebilecek
Mevcut sistemde yoksulluk nafakasının sona ermesi, belirli hukuki şartlara ve durumuna göre mahkeme kararına bağlı olabiliyor.
Yeni düzenlemede ise hesaplanan nafaka süresinin tamamlanmasının ardından ödeme yükümlülüğünün kendiliğinden sona ermesi öngörülüyor.
Özellikle kesinleşmiş kararlar bakımından getirilecek geçiş hükümleri, nafaka alan ve ödeyen tarafların yeni sisteme uyum sağlamasını amaçlıyor.
Bununla birlikte, özel koşullar nedeniyle daha uzun süreli nafakaya hükmedilebilmesine ilişkin istisnalar da düzenlemede yer alacak.
Boşanma davalarında temyiz sistemi de değişecek
13. Yargı Paketi kapsamında yalnızca nafaka süreleri değil, boşanma davalarındaki kanun yolu süreçleri de yeniden düzenlenecek.
Hazırlanan teklife göre, ilk derece mahkemeleri tarafından verilen boşanma kararlarına yönelik istinaf başvurularının esastan reddedilmesi halinde dosyanın temyize götürülmesi mümkün olmayacak.
Aynı uygulama boşanma davalarıyla bağlantılı bazı diğer kararlar için de geçerli olacak.
Bu kapsamda velayet, nafaka ve tazminat konularında ilk derece mahkemesinin verdiği karara yapılan istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi halinde Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılamayacak.
Ancak ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesinin farklı kararlar vermesi halinde temyiz yolu açık kalacak.
Hangi boşanma kararları temyiz edilemeyecek?
| Mahkeme kararının durumu | Temyiz imkânı |
|---|---|
| İlk derece mahkemesinin boşanma kararı istinafta esastan reddedilen başvuruyla değişmeden kalırsa | Temyiz edilemeyecek |
| Velayet kararına yönelik istinaf başvurusu esastan reddedilirse | Temyiz edilemeyecek |
| Nafaka kararına yönelik istinaf başvurusu esastan reddedilirse | Temyiz edilemeyecek |
| Tazminat kararına yönelik istinaf başvurusu esastan reddedilirse | Temyiz edilemeyecek |
| İlk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi farklı kararlar verirse | Temyiz yolu açık olacak |
Yeni sistemle, ilk derece mahkemesi ile istinaf mahkemesinin aynı yönde karar verdiği dosyalarda yargılama sürecinin uzamasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
Böylece boşanma davaları ile bunlara bağlı velayet, nafaka ve tazminat uyuşmazlıklarının daha kısa sürede kesinleşmesi amaçlanıyor.
Nafaka tamamen kaldırılmıyor, ödeme süresi yeniden düzenleniyor
Hazırlanan değişiklik, yoksulluk nafakasının tamamen ortadan kaldırılması anlamına gelmiyor.
Yeni sistemde boşanma nedeniyle ekonomik güçlük yaşayacak eşin nafaka talep etme hakkı korunurken, bu hakkın hangi süreyle kullanılabileceğine ilişkin yeni ölçütler getiriliyor.
Nafaka alan kişinin ekonomik bağımsızlığı, sağlık koşulları ve yaşı ile nafaka ödeyen kişinin mali durumu birlikte değerlendirilecek.
Düzenleme doğrudan Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki yoksulluk nafakasına ilişkin olduğundan, iştirak nafakası gibi diğer nafaka türlerinin aynı süre sınırına tabi tutulacağı anlamına gelmiyor.
Teklif önümüzdeki günlerde Meclise sunulacak
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler başkanlığında hazırlıkları sürdürülen 13. Yargı Paketi’nin çalışmaların tamamlanmasının ardından TBMM Başkanlığına sunulması bekleniyor.
Teklifin Meclis komisyonlarında ve Genel Kurulda görüşülmesiyle düzenlemenin son şekli belirlenecek.
Önemli ayrıntı: 16 Ekim 2026 itibarıyla açıklanan bu hükümler henüz yasalaşmış değil. Nafaka süreleri, kesinleşmiş kararlara uygulanacak geçiş hükümleri ve temyiz sınırlamaları, teklifin TBMM’de kabul edilip yürürlüğe girmesiyle uygulanabilecek.





