Tiroit bezi hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen tiroit kanseri, toplumda görülme sıklığı artan kanser türleri arasında yer alıyor.
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, modern görüntüleme yöntemleri sayesinde şüpheli tiroit nodüllerinin daha erken dönemde tespit edilebildiğini belirterek, erken tanının tedavi seçeneklerini önemli ölçüde etkileyebildiğine dikkat çekti.
Özellikle ailesinde tiroit kanseri öyküsü bulunanların ve daha önce radyasyon tedavisi görmüş kişilerin herhangi bir yakınması olmasa bile tiroit bezlerinin değerlendirilmesinin önemli olduğunu belirten Köstek, tiroit nodülü bulunan kişilerin de düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiğini söyledi.
Kadınlarda 4 kat daha fazla görülüyor
Tiroit kanserinin kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 4 kat daha fazla görüldüğü belirtiliyor.
Hastalığın ortaya çıkmasında tek bir neden bulunmazken; genetik yatkınlık, radyasyon maruziyeti, bazı çevresel faktörler, beslenme alışkanlıkları ve obezite gibi etkenlerin risk üzerinde etkili olabileceği ifade ediliyor.
Çocukluk çağında radyasyon tedavisi görenler ile ailesinde tiroit kanseri veya guatr öyküsü bulunanların daha yakından takip edilmesi öneriliyor.
Erken dönemde belirti vermeyebilir
Boynun ön bölümünde bulunan tiroit bezi, metabolizmadan kalp hızına ve vücut sıcaklığının düzenlenmesine kadar birçok önemli işlevde rol oynuyor.
Tiroit kanseri ise erken dönemde herhangi bir belirtiye neden olmayabiliyor. Hastalık bu nedenle başka bir sağlık sorunu nedeniyle yapılan tetkiklerde veya rutin kontroller sırasında tesadüfen ortaya çıkabiliyor.
Hastalık ilerlediğinde ise bazı belirtiler görülebiliyor:
- Boyunda yeni ortaya çıkan veya büyüyen şişlik
- Seste çatallanma veya uzun süren ses kısıklığı
- Yutkunma güçlüğü
- Nefes darlığı
- Boyunda baskı veya dolgunluk hissi
Uzmanlar, bu belirtilerin tek başına kanser anlamına gelmediğini ancak uzun sürmesi veya giderek artması halinde hekime başvurulması gerektiğini belirtiyor.
Her tiroit nodülü kanser değil
Tiroit nodülleri toplumda oldukça yaygın görülüyor ve bunların büyük bölümünün kötü huylu olmadığı belirtiliyor.
Tiroit kanserinin en sık görülen türlerinden biri papiller tiroit kanseri. Genellikle daha yavaş seyreden bu türün yanı sıra medüller ve daha nadir görülen, hızlı ilerleyebilen anaplastik tiroit kanseri gibi farklı alt tipler de bulunuyor.
Bu nedenle nodülün yalnızca varlığı değil, ultrasonografideki özellikleri ve gerekli görülmesi halinde yapılacak ileri incelemeler önem taşıyor.
Tanıda biyopsi belirleyici olabiliyor
Ultrasonografide şüpheli özellik taşıyan tiroit nodülleri tespit edildiğinde hekim değerlendirmesine göre biyopsi yapılabiliyor.
Biyopsi sonucunun kanserle uyumlu olması halinde hastalığın yaygınlığı ve hastanın özelliklerine göre cerrahi tedavi planlanıyor.
Erken tanı tedaviyi kolaylaştırabiliyor
Doç. Dr. Köstek, erken evrede tespit edilen uygun tiroit kanseri vakalarında yalnızca tiroit bezinin bir bölümünün alınmasının yeterli olabileceğini belirtti.
Bu yaklaşımın bazı hastalarda ömür boyu tiroit hormonu kullanma ihtiyacını azaltabileceğini, ayrıca radyoaktif iyot tedavisine duyulan gereksinimin de daha düşük olabileceğini ifade etti.
İleri evrede ise tiroit bezinin tamamının ve bazı durumlarda çevredeki lenf bezlerinin çıkarılması gerekebiliyor. Bu nedenle hastalığın yayılmadan tespit edilmesi tedavinin kapsamını doğrudan etkileyebiliyor.
Düzenli takip önemli
Uzmanlar özellikle tiroit nodülü bulunan kişilerin ultrasonografi takiplerini ihmal etmemesi gerektiğini belirtiyor.
Risk grubundaki kişilerde düzenli hekim değerlendirmesi ve gerekli görülen görüntüleme yöntemleri, şüpheli değişikliklerin erken dönemde fark edilmesini sağlayabiliyor.
Tiroit kanserinde erken teşhis, hem uygulanacak tedavinin kapsamının azaltılması hem de hastanın günlük yaşamına daha hızlı dönebilmesi açısından önemli avantajlar sağlayabiliyor.




