Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada 7 Eylül 2026 günü yeni bir gelişme yaşandı. Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek ile gelini Hülya Gökçek, Ankara Adliyesi’ne gelerek soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Yaklaşık 5 saat süren ifade işlemlerinin ardından savcılık, iki şüpheliyi adli kontrol uygulanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk etti.
Hâkimlik, Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek’in adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına ve her iki isim hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına hükmetti. Böylece soruşturmada Melih Gökçek’in ardından aileden iki isim daha şüpheli sıfatıyla adli sürece dahil olmuş oldu.
Soruşturma 29 Ağustos’ta resen başlatıldı
Soruşturmanın başlangıç noktasını, gazeteci Murat Ağırel’in Melih Gökçek ve ailesinin yurt dışındaki şirketleri, gayrimenkul yatırımları ve para hareketlerine ilişkin gündeme getirdiği iddialar oluşturdu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 29 Ağustos 2026’da yaptığı açıklamada bazı basın ve yayın organlarında İbrahim Melih Gökçek hakkında “yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı” yönünde iddialar bulunduğunu belirterek, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla resen soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın hangi suç isnatları kapsamında yürütüldüğüne ilişkin ayrıntılı bir hukuki nitelendirme kamuoyuna açıklanmazken, yurt dışındaki şirketlere gerçekleştirildiği ileri sürülen para transferlerinin ve bu şirketler üzerinden yapıldığı öne sürülen yatırımların araştırıldığı haberleri kamuoyuna yansıdı.
Murat Ağırel tanık sıfatıyla dinlendi
İddiaları kamuoyuna taşıyan gazeteci Murat Ağırel, 31 Ağustos’ta Ankara Adliyesi’nde tanık sıfatıyla ifade verdi. Ağırel, savcılıktaki ifadesinin ardından yaptığı açıklamada araştırmaları sırasında elde ettiği bilgi ve belgeleri soruşturma makamlarına sunduğunu belirtti.
Ağırel’in iddialarının merkezinde Almanya’da kurulduğu belirtilen HAMAG adlı şirket yer aldı. Ağırel, Gökçek ailesiyle bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü bu şirket üzerinden Almanya’da çeşitli gayrimenkul yatırımları yapıldığını ve Türkiye’den yurt dışına kayıt dışı şekilde yüksek miktarda para aktarıldığını öne sürdü.
Ağırel ayrıca Almanya’daki bazı taşınmazların satın alınmasına ilişkin milyonlarca avroluk işlemlerin bulunduğunu, başka gayrimenkul alımları için de girişimlerde bulunulduğunu savundu. Bu iddiaların soruşturma kapsamında incelendiği bilinirken, söz konusu rakam ve para transferleri hakkında henüz kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.
Melih Gökçek de şüpheli sıfatıyla ifade verdi
Soruşturmanın başlamasının ardından Melih Gökçek de 4 Eylül 2026’da Ankara Adliyesi’nde şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Gökçek’in savcılıktaki ifadesi yaklaşık üç saat sürdü.
Adliye çıkışında açıklama yapan Gökçek, soruşturmanın gizliliğini gerekçe göstererek kendisine yöneltilen soruların ve verdiği cevapların ayrıntılarını paylaşmayacağını ifade etti. Soruşturma açılmasının ardından daha önce de sosyal medya hesabından açıklama yapan Gökçek, “Allah’ın izniyle veremeyeceğim hesabım yoktur” ifadelerini kullanmış ve gerekli bilgileri yargı makamlarına vereceğini söylemişti.
Soruşturma kapsamında gelinen aşamada Murat Ağırel tanık, Melih Gökçek, Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek ise şüpheli sıfatıyla savcılıkta ifade vermiş oldu.
Melih Gökçek’ten karar sonrası kapsamlı açıklama
Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek hakkında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilmesinin ardından Melih Gökçek, sosyal medya hesabından bir açıklama yayımladı.
Gökçek, verilen adli kontrol kararını soruşturma süreçlerinde başvurulan olağan bir tedbir olarak değerlendirdi. Kararın Ahmet ve Hülya Gökçek’in suçlu olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Gökçek, soruşturmanın tüm yönleriyle araştırılmasına saygı duyduklarını ifade etti.
Gökçek ayrıca gazeteci Murat Ağırel’in tanık sıfatıyla verdiği ifadelerin gerçeği yansıtmadığı yönünde ciddi şüpheleri bulunduğunu öne sürdü. Hülya Gökçek’in bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılığına 11 ayrı bilgi ve belge sunduğunu ve gerekli şikâyetlerin yapıldığını söyledi.
Melih Gökçek’in açıklamasının tamamı şöyle:
“Değerli kamuoyuna,
Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.
Soruşturma aşamasında bu tür adli kontrol tedbirlerine sıklıkla başvurulmaktadır. Bu nedenle verilen kararın olağan, makul ve soruşturma sürecinin doğal bir parçası olduğu kanaatindeyim.
Adli kontrol kararı verilmesi, kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. Sürecin tüm yönleriyle araştırılmasına ve nihai değerlendirmenin bağımsız yargı tarafından yapılmasına saygı duyuyoruz.
Ayrıca, Murat Ağırel’in tanık sıfatıyla verdiği ifadelerin gerçeği yansıtmadığı yönünde ciddi şüphelerimiz bulunmaktadır.
Hülya Gökçek tarafından, bu iddiaları desteklediği değerlendirilen 11 ayrı bilgi ve belgenin Cumhuriyet Başsavcılığımıza sunulduğu ve gerekli şikâyetlerin yapıldığı tarafıma iletilmiştir.
Murat Ağırel hakkındaki söz konusu iddiaların ve sunulan belgelerin hukuki açıdan değerlendirilmesi elbette yargı makamlarının takdirindedir.
Beklentimiz hiç kimseye ayrıcalık tanınması değil, hukukun ve adaletin herkese eşit şekilde uygulanmasıdır.
Türk yargısına güvenimiz tamdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”**
11 bilgi ve belgenin içeriği henüz açıklanmadı
Melih Gökçek’in açıklamasında dikkat çeken başlıklardan biri, Hülya Gökçek tarafından savcılığa verildiği belirtilen 11 ayrı bilgi ve belge oldu.
Ancak söz konusu bilgi ve belgelerin içeriği, Murat Ağırel’in hangi iddialarına karşılık sunulduğu ve savcılığın bu materyaller hakkında nasıl bir değerlendirme yapacağı şu aşamada kamuoyuna ayrıntılı biçimde açıklanmış değil.
Bu nedenle Ağırel’in soruşturma kapsamında sunduğu bilgi ve belgeler ile Gökçek ailesinin karşı iddialarının hukuki doğruluğu konusunda nihai değerlendirmeyi soruşturmayı yürüten savcılık ve gerekmesi halinde mahkeme yapacak.
Yurt dışına çıkış yasağı ne anlama geliyor?
Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek hakkında verilen yurt dışına çıkış yasağı bir adli kontrol tedbiri niteliğinde.
Adli kontrol, ceza soruşturmalarında kişinin tutuklanmasına alternatif olarak uygulanabilen koruma tedbirleri arasında bulunuyor. Yurt dışına çıkamama da bunlardan biri.
Dolayısıyla bir şüpheli hakkında adli kontrol uygulanması, isnat edilen fiilin işlendiğinin veya kişinin suçlu olduğunun kesinleştiği anlamına gelmiyor. Ceza yargılamasında suçluluk ancak kesinleşmiş mahkeme kararıyla ortaya çıkıyor.
Soruşturmanın sonunda savcılık, elde edilen delilleri değerlendirerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verebileceği gibi, yeterli şüphe oluştuğu kanaatine ulaşması halinde iddianame hazırlayarak kamu davası da açabilir.
Dosyada iki farklı iddia grubu karşı karşıya
Soruşturmanın geldiği noktada dosyada iki ayrı iddia grubunun bulunduğu görülüyor.
Bir tarafta Murat Ağırel’in Gökçek ailesinin Avrupa’daki şirketleri, gayrimenkulleri ve para hareketlerine ilişkin iddiaları bulunuyor. Diğer tarafta ise Melih Gökçek’in son açıklamasıyla gündeme gelen, Ağırel’in tanık ifadesinin gerçeği yansıtmadığı ve buna ilişkin belgelerin savcılığa sunulduğu yönündeki iddia yer alıyor.
Her iki tarafın ileri sürdüğü hususlar da halen soruşturma makamlarının değerlendirmesi aşamasında.
Bu nedenle Ağırel tarafından ortaya atılan para transferi ve gayrimenkul iddialarının kanıtlanmış bir suç unsuru olarak sunulmaması gerektiği gibi, Gökçek ailesinin Ağırel’e yönelik iddialarının da henüz yargı makamlarınca doğrulanmış olmadığı göz önünde bulunduruluyor.
Soruşturmanın bundan sonraki aşaması önemli
Soruşturmanın ilerleyen bölümünde özellikle yurt dışındaki şirketlerin kuruluş ve ortaklık yapıları, şirket hesaplarındaki para hareketleri, gayrimenkul alım ve satış işlemleri ile söz konusu kaynakların nereden sağlandığına ilişkin belgelerin incelenmesi dosyanın seyri açısından belirleyici olabilir.
Savcılığın gerekli görmesi durumunda banka ve şirket kayıtlarının incelenmesi, yeni kişilerin ifadeye çağrılması veya yurt dışındaki işlemler için ilgili ülkelerden adli yardımlaşma kapsamında bilgi ve belge istenmesi de mümkün.
Gelinen aşamada dosyadaki en somut yeni gelişme ise Ahmet Gökçek ile Hülya Gökçek’in şüpheli sıfatıyla ifade vermesi ve iki isim hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanması oldu.
Melih Gökçek’in açıklamasıyla birlikte soruşturmada şimdi hem Ağırel’in ortaya koyduğu iddiaların dayanaklarının hem de Gökçek ailesinin savcılığa sunduğu belirtilen karşı bilgi ve belgelerin nasıl değerlendirileceği merak konusu.





