Küresel ekonomide yılın son çeyreğine yaklaşılırken para politikası gündemi yeniden hızlanıyor. ABD/İsrail-İran hattındaki gerilimlerin enerji arzı ve petrol fiyatları üzerindeki etkisi, dünya genelinde enflasyonla mücadeleyi zorlaştırırken merkez bankalarının hareket alanını da daraltıyor.
Bu nedenle eylül ayında açıklanacak faiz kararları yalnızca politika faizleri açısından değil, merkez bankalarının karar metinleri, gelecek dönem yönlendirmeleri ve enflasyon değerlendirmeleri bakımından da yakından izlenecek.
Enerji fiyatları faiz indirim beklentilerini zayıflattı
Yılın ilk bölümünde birçok ekonomide dezenflasyon sürecinin hızlanması, merkez bankalarının faiz indirimlerine başlayabileceği beklentisini güçlendirmişti.
Ancak Orta Doğu’da 28 Şubat’tan itibaren artan jeopolitik gerilim ve enerji maliyetlerindeki yükseliş bu görünümü değiştirdi.
Petrol ve enerji fiyatlarındaki artış, özellikle gelişmiş ekonomilerde enflasyonun yeniden direnç kazanmasına yol açarken piyasalarda faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği ya da bazı merkez bankalarının yeniden faiz artırabileceği beklentisini öne çıkardı.
Fed için en güçlü beklenti: Faiz sabit kalacak
Eylül ayının en kritik toplantılarından biri ABD Merkez Bankası’nın kararı olacak.
ABD’de son dönemde enflasyonun hız kaybetmesi ve iş gücü piyasasında zayıflama sinyallerinin görülmesi, Fed’e yönelik agresif faiz artışı beklentilerini bir miktar sınırladı.
Para piyasalarındaki fiyatlamalara göre Fed’in gelecek ay politika faizini yüzde 63 olasılıkla sabit bırakması bekleniyor.
Buna karşın yıl sonuna kadar bir kez faiz artırılabileceğine yönelik beklenti piyasadaki ağırlığını koruyor.
Bu nedenle Fed kararından çok karar metninde kullanılacak ifadeler ve yılın geri kalanına yönelik mesajlar kritik önem taşıyacak.
Kanada Merkez Bankası’nda değişiklik beklenmiyor
Kanada Merkez Bankası, haziran ayında üst üste altıncı toplantısında politika faizini yüzde 2,25’te sabit tutmuştu.
Piyasalarda bankanın eylül toplantısında da faiz oranında değişiklik yapmayacağı beklentisi hakim.
ECB’den 25 baz puanlık faiz artırımı bekleniyor
Avrupa’da gözler 10 Eylül’de gerçekleştirilecek Avrupa Merkez Bankası toplantısına çevrilecek.
Piyasalarda ECB’nin politika faizini 25 baz puan artıracağı beklentisi güçlü.
Avro Bölgesi’nde temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde 2,9’a yükseldi. Aylık enflasyon yüzde 0,2 olurken çekirdek enflasyon yıllık bazda yüzde 2,5 olarak ölçüldü.
Geçen yılın aynı ayında yıllık enflasyon yüzde 2 seviyesindeydi.
Enerji maliyetlerindeki yükseliş, bölgede fiyat baskılarının yeniden artmasında belirleyici oldu.
Avrupa’da faiz gündemi yalnızca ECB ile sınırlı değil
Eylül ayında Avrupa’daki birçok merkez bankasının toplantısı da takip edilecek.
Öne çıkanlar şöyle:
- Avrupa Merkez Bankası
- İngiltere Merkez Bankası
- İsviçre Merkez Bankası
- Rusya Merkez Bankası
Özellikle İngiltere’de açıklanan son enflasyon verileri, Bank of England’ın kararını yakından ilgilendiriyor.
İngiltere’de faiz değişikliği beklenmiyor
İngiltere’de temmuz ayı tüketici enflasyonu aylık yüzde 0,3, yıllık ise yüzde 2,9 olarak gerçekleşti.
Yıllık enflasyon böylece son dört ayın en yüksek seviyesine çıktı.
Haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 2,6 düzeyindeydi.
Orta Doğu’daki gerilim nedeniyle enerji maliyetlerinin yükselmesi İngiltere’de de fiyat baskısını artırırken, ülkede etkili olan kuraklığın ilerleyen aylarda gıda fiyatları üzerinde ek baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.
BoE, temmuz toplantısında politika faizini yüzde 3,75’te sabit bırakmıştı.
Piyasa beklentisi, eylül ayında da faiz oranında değişikliğe gidilmemesi yönünde.
Japonya Merkez Bankası faiz artırabilir
Asya piyasalarında en kritik karar Japonya Merkez Bankası’ndan gelecek.
BoJ’un 18 Eylül’de gerçekleştireceği toplantı, özellikle zayıf yen ve yüksek enerji maliyetleri nedeniyle yakından takip ediliyor.
Japon yeni, dolar karşısında son 40 yılın en düşük seviyelerine kadar gerilemesinin ardından bir miktar toparlansa da zayıf görünümünü sürdürüyor.
BoJ haziran ayında politika faizini yüzde 1’e yükselterek 31 yılın en yüksek seviyesine çıkarmıştı.
Temmuz ayında ise faiz yüzde 1’de sabit bırakılmıştı.
Piyasalarda eylül ayında 25 baz puanlık yeni bir faiz artırımı yapılabileceği beklentisi güçleniyor.
Ayrıca yıl sonuna kadar BoJ’dan bir faiz artırımı daha gelebileceği fiyatlamalara yansıyor.
Avustralya’da faiz sabit kalabilir
Avustralya Merkez Bankası’nın ise politika faizini değiştirmemesi bekleniyor.
RBA’nın özellikle bölgesel likidite ve emtia piyasaları açısından önemli bir merkez bankası olması nedeniyle karar metninde verilecek mesajlar Asya-Pasifik piyasalarında yakından izlenecek.
Türkiye’de kritik tarih 10 Eylül
Türkiye’de ise yatırımcıların odağında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu toplantısı bulunuyor.
TCMB faiz kararını 10 Eylül’de açıklayacak.
Merkez Bankası temmuz toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faizini yüzde 37’de sabit bırakmıştı.
Aynı toplantıda;
- gecelik borç verme faizi yüzde 40,
- gecelik borçlanma faizi ise yüzde 35,5
seviyesinde korunmuştu.
TCMB karar metninde şu değerlendirmeye yer vermişti:
“Enflasyonun ana eğilimi, haziran ayında sınırlı miktar gerilemiştir. Öncü veriler ana eğilimin temmuz ayında geçici olarak yükseleceğini ima etmektedir.”
Banka ayrıca jeopolitik gelişmeler ve artan belirsizlikler nedeniyle enerji fiyatlarında yeniden yükseliş görüldüğünü, iç talepteki zayıf seyrin ise belirginleştiğini bildirmişti.
Bir hafta vadeli repo ihaleleri yeniden başladı
TCMB’nin eylül toplantısı öncesindeki önemli gelişmelerden biri de likidite yönetiminde atılan yeni adım oldu.
Merkez Bankası, 1 Mart 2026’dan itibaren ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanmasına karar verdi.
Karar, Türk lirası likidite yönetimi çerçevesinde alındı.
Orta Doğu’daki savaşın başlamasının ardından artan finansal oynaklığı sınırlamak amacıyla mart ayında repo ihalelerine ara verilmişti.
Bu dönemde bankaların likidite ihtiyacı ağırlıklı olarak yüzde 40 seviyesindeki gecelik borç verme faizinden karşılanıyordu.
Eylül ayında merkez bankalarının görünümü
| Merkez Bankası | Eylül beklentisi |
|---|---|
| Fed | Faiz sabit kalabilir |
| ECB | 25 baz puan artış bekleniyor |
| BoE | Faiz sabit kalabilir |
| BoJ | 25 baz puan artış ihtimali güçlü |
| BoC | Faiz sabit kalabilir |
| RBA | Faiz sabit kalabilir |
| TCMB | 10 Eylül kararı bekleniyor |
Faiz kadar mesajlar da belirleyici olacak
Analistlere göre eylül toplantılarında piyasaların yalnızca açıklanan faiz oranlarına odaklanması yeterli olmayacak.
Özellikle;
- enflasyon tahminleri,
- enerji fiyatlarına ilişkin değerlendirmeler,
- büyüme görünümü,
- iş gücü piyasası,
- gelecek toplantılara ilişkin yönlendirmeler
yatırımcıların fiyatlamalarında belirleyici olacak.
Jeopolitik risklerin devam etmesi halinde merkez bankalarının daha temkinli veya şahin bir çizgide kalması beklenirken, enerji fiyatlarında kalıcı bir gerileme yaşanması para politikasındaki sıkılığı azaltabilecek önemli bir unsur olabilir.
Piyasalar açısından kritik bir ay olacak
Eylül ayı, Fed’den ECB’ye, BoJ’dan TCMB’ye kadar dünyanın önde gelen merkez bankalarının kararlarının aynı dönemde yoğunlaşması nedeniyle küresel piyasalar açısından kritik önem taşıyor.
Faiz kararları; döviz, altın, tahvil, hisse senedi ve emtia piyasalarında yeni fiyatlamaları beraberinde getirebilir.
Özellikle enerji kaynaklı enflasyon baskısının ne ölçüde kalıcı olacağı, yılın son çeyreğinde merkez bankalarının para politikası rotasını belirleyecek en önemli unsurlardan biri olacak.




