Türkiye’de boşanmanın ardından gündeme gelen en tartışmalı konulardan biri olan yoksulluk nafakasında yeni bir dönemin kapısı aralanıyor.
Yargı alanında üzerinde çalışılan yeni düzenlemeyle, kamuoyunda “süresiz nafaka” olarak bilinen sistemin yerine evlilik süresini esas alan süreli bir model oluşturulması değerlendiriliyor.
Hazırlıkların henüz teklif aşamasına gelmemiş olması nedeniyle gündeme gelen rakamların ve uygulama biçimlerinin değişme ihtimali bulunuyor. Bu nedenle bugün itibarıyla “süresiz nafaka kaldırıldı” ya da “5 yıllık nafaka sınırı yürürlüğe girdi” demek mümkün değil.
MEVCUT SİSTEMDE YOKSULLUK NAFAKASI NASIL UYGULANIYOR?
Yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan taraf, kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması şartıyla, diğer tarafın mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebiliyor.
Kanunda bu talep açısından “süresiz olarak” ifadesi bulunuyor.
Buradaki önemli ayrıntı ise nafakanın yalnızca kadınlara tanınmış bir hak olmaması. Yasal şartları taşıması halinde kadın da erkek de yoksulluk nafakası talebinde bulunabiliyor. Nafaka yükümlüsünün boşanmada kusurlu olması ise ayrıca aranmıyor.
“Süresiz” ifadesi de her nafakanın zorunlu olarak ömür boyu devam edeceği anlamına gelmiyor.
Mevcut Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre irat, yani dönemsel ödeme biçimindeki nafaka; nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölmesi halinde kendiliğinden sona eriyor.
Nafaka alan kişinin evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya kanundaki diğer şartların oluşması halinde de mahkeme kararıyla nafaka kaldırılabiliyor.
Tarafların ekonomik durumlarının değişmesi halinde nafakanın artırılması veya azaltılması da mümkün.
YENİ MODELDE EVLİLİK SÜRESİ BELİRLEYİCİ OLACAK
Yeni çalışmanın en önemli ayağını, yoksulluk nafakasına başlangıçtan itibaren belirli bir süre konulması oluşturuyor.
Kamuoyuna yansıyan taslak bilgilere göre nafaka süresinin belirlenmesinde evliliğin başladığı tarih ile boşanma davasının açıldığı tarih arasında geçen sürenin dikkate alınması değerlendiriliyor.
Üzerinde durulan formülde evlilik çok kısa sürmüş olsa dahi nafakanın en az 5 yıl süreyle ödenmesi gündemde.
Ancak burada “5 yıl”ın bütün evlilikler için azami sınır olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Basına yansıyan modele göre 5 yıl, daha çok kısa evlilikler bakımından bir alt sınır niteliğinde ele alınıyor; nafaka süresinin evlilik süresine göre farklılaşması planlanıyor.
Kesin hesaplama formülü ise henüz açıklanmış değil.
Dolayısıyla “3 yıl evli kalan şu kadar, 10 yıl evli kalan şu kadar nafaka ödeyecek” şeklindeki kesin rakamların mevcut aşamada kanunlaşmış bir karşılığı bulunmuyor.
İLERİ YAŞ VE ÇALIŞAMAMA DURUMUNDA HÂKİME EK YETKİ
Yeni model yalnızca evlilik süresini dikkate alan mekanik bir hesaplamadan ibaret olmayacak.
Hazırlık kapsamında hâkime nafaka alan kişinin özel durumunu göz önünde bulundurarak belirlenen süreyi uzatabilme yetkisi verilmesi de değerlendiriliyor.
Özellikle nafaka alacaklısının ileri yaşta olması, çalışma hayatına yeniden dönmesinin fiilen güçleşmesi, çalışma gücünün bulunmaması veya ekonomik bağımsızlığını sağlamasını zorlaştıran özel şartların varlığı halinde hâkimin daha uzun süreli nafakaya karar verebilmesinin önü açılabilecek.
Bu başlık, düzenlemenin en kritik noktalarından biri olarak görülüyor. Çünkü sabit bir süre uygulanmasının özellikle uzun yıllar çalışma hayatından uzak kalmış eşler açısından yeni mağduriyetlere yol açmaması hedefleniyor.
“TOPLU NAFAKA” ASLINDA YENİ DEĞİL
Yeni düzenlemeyle ilgili haberlerde öne çıkan başlıklardan biri de aylık nafaka yerine tek seferde toplu ödeme yapılabilmesi.
Ancak burada önemli bir hukuki ayrıntı var.
Türk Medeni Kanunu’nun halen yürürlükte bulunan 176. maddesi zaten “maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir” hükmünü içeriyor.
Dolayısıyla toplu nafaka Türk hukukuna ilk kez girecek bir uygulama değil.
Yeni çalışmanın, mevcut toplu ödeme imkanının hangi durumlarda uygulanacağını daha açık şekilde düzenlemesi veya süreli nafaka sistemiyle birlikte daha yaygın kullanılabilecek bir modele dönüştürmesi bekleniyor.
Taslakta mahkemenin tarafların ekonomik durumu, ödeme gücü, nafaka alacaklısının korunması ve toplu ödemenin doğuracağı sonuçları dikkate alarak aylık ödeme yerine tek seferlik ödeme seçeneğini değerlendirebilmesi gündemde.
Böylece şartların uygun olduğu dosyalarda boşanan eşler arasındaki yıllarca devam eden mali ilişkinin tek ödeme ile sonlandırılması amaçlanıyor.
MEVCUT NAFAKALAR BİR ANDA KESİLECEK Mİ?
En fazla merak edilen konulardan biri, düzenleme yasalaşırsa halen yoksulluk nafakası alan kişilerin durumunun ne olacağı.
Bazı kaynaklarda yeni sistem yürürlüğe girdiğinde kesinleşmiş nafaka kararlarının hemen sona ermeyeceği ve mevcut hak sahipleri için bir yıllık geçiş dönemi öngörüldüğü belirtiliyor.
Ancak bu konuda özellikle dikkatli olunması gerekiyor.
Henüz TBMM’ye sunulmuş ve maddeleri kesinleşmiş bir kanun teklifinin bulunmaması nedeniyle “mevcut nafakalar kesin olarak bir yıl daha ödenecek” şeklinde bağlayıcı bir hükümden bugün için söz edilemiyor.
Mevcut nafakaların yeni sisteme nasıl uyarlanacağı, kazanılmış hakların ne şekilde korunacağı ve geçiş süresinin gerçekten bir yıl olup olmayacağı ancak teklif metninin ortaya çıkmasıyla kesinleşecek.
Bu nedenle halen nafaka alan ya da ödeyen vatandaşlar açısından mevcut mahkeme kararları geçerliliğini koruyor.
BOŞANMA DAVALARINDA İKİ AŞAMALI SİSTEM GÜNDEMDE
Çalışmanın yalnızca nafaka süreleriyle sınırlı olmadığı belirtiliyor.
Uzun süren çekişmeli boşanma davalarının daha kısa sürede sonuçlandırılması amacıyla boşanmanın kendisi ile boşanmanın bazı mali ve hukuki sonuçlarının birbirinden ayrılması üzerinde de duruluyor.
Planlanan modelde mahkemenin öncelikle tarafların evlilik birliğinin sona erdirilip erdirilmeyeceğine ilişkin karar vermesi, diğer uyuşmazlıkların ise ayrı süreçlerde ele alınması gündemde.
Nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal rejiminden kaynaklanan talepler ve bazı diğer anlaşmazlıkların boşanmanın kesinleşmesini yıllarca geciktirmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Kamuoyuna yansıyan çalışmalarda velayetin de ayrıştırılacak başlıklar arasında zikredildiği görülüyor.
Ancak velayet doğrudan çocuğun üstün yararını ilgilendirdiğinden, bu başlığın nihai kanun metninde nasıl düzenleneceği ayrıca önem taşıyor.
Düzenlemenin hayata geçmesi halinde eşler arasında mal paylaşımı veya nafaka konusunda yıllarca süren ihtilaf bulunsa bile, yalnızca bu uyuşmazlıklar nedeniyle boşanma kararının kesinleşmesinin gecikmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
MAL PAYLAŞIMINDA 10 YILLIK SÜRE 5 YILA DÜŞEBİLİR
Çalışmada dikkat çeken bir diğer başlık mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacaklar.
Bugünkü uygulamada mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacaklarda genel olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi esas alınıyor. Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde, aksine özel bir düzenleme bulunmadığında alacaklar için 10 yıllık genel zamanaşımı süresi öngörülüyor.
Yeni hazırlıkta bu sürenin 5 yıla indirilmesi değerlendiriliyor.
Düzenlemenin kabul edilmesi halinde boşanan eşlerin katılma alacağı, değer artış payı ve mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan taleplerini bugüne göre daha kısa süre içerisinde yargıya taşıması gerekecek.
Ancak yeni sürenin daha önce boşanmış çiftlere ve halen devam eden mal paylaşımı davalarına uygulanıp uygulanmayacağı da geçiş hükümleriyle belirlenecek.
12. YARGI PAKETİ ÇIKTI, BU DÜZENLEME ONDA YER ALMADI
Nafaka düzenlemesi konusunda zaman zaman “12. Yargı Paketi ile değişiklik yapıldı” şeklinde yorumlar da yapılıyor.
Oysa kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı kanun, 16 Temmuz 2026’da TBMM’de kabul edildi ve 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Bu paket yoksulluk nafakasının süresini değiştirmedi.
Bugün tartışılan yeni aile hukuku düzenlemeleri ise basına 13. Yargı Paketi hazırlığı olarak yansıyor. Çalışmanın önümüzdeki yasama döneminde Meclis gündemine taşınması bekleniyor.
Bu ayrım, vatandaşların mevcut hak ve yükümlülükleri bakımından önemli.
Bugün itibarıyla 5 yıllık nafaka süresi yürürlüğe girmiş değil.
AYM KONUSUNDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI: RESMİ SONUÇ SAYFASINDA İPTAL KARARI GÖRÜNMÜYOR
Nafaka tartışmasında üzerinde durulması gereken bir başka önemli konu ise Anayasa Mahkemesi süreci.
Anayasa Mahkemesi geçmişte, 17 Mayıs 2012 tarihli kararında Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresine yönelik iptal talebini esastan reddetmiş ve hükmü Anayasa’ya aykırı bulmamıştı.
Daha sonra Antalya 12. Aile Mahkemesi tarafından aynı ifadeye ilişkin yeni bir başvuru yapıldı.
Anayasa Mahkemesi, E.2025/156 sayılı bu başvurunun 10 Temmuz 2025 tarihinde esasının incelenmesine karar verdi.
Dosya, 4 Haziran 2026 tarihli Anayasa Mahkemesi Genel Kurul gündeminde de esas inceleme aşamasında yer aldı.
Ancak 24 Ağustos 2026 itibarıyla Anayasa Mahkemesinin kamuya açık resmi “Gündem ve Sonuçlar” sayfasında E.2025/156 sayılı dosyanın sonuç bölümünde yayımlanmış bir iptal kararı görünmüyor.
Son günlerde bazı haberlerde Anayasa Mahkemesinin 4 Haziran 2026’da “süresiz olarak” ibaresini iptal ettiği ve kararın 9 ay sonra yürürlüğe gireceği belirtiliyor. Ancak söz konusu iddiayı kesinleşmiş bir hukuki sonuç olarak aktarabilmek için Anayasa Mahkemesinin resmi kararının ve Resmî Gazete sürecinin esas alınması gerekiyor.
Bu nedenle mevcut durumda en sağlıklı ifade, süresiz nafaka hükmüne ilişkin Anayasa Mahkemesi dosyasının bulunduğu, dosyanın esas inceleme aşamasına geçtiği ancak kamuya açık resmi sonuç sayfasında iptal sonucunun henüz yayımlanmadığı şeklinde.
EN ÖNEMLİ SORU: NE ZAMAN YÜRÜRLÜĞE GİRECEK?
Şu anda kamuoyuna yansıyan çalışma henüz yürürlükte bir kanun değil.
Önce düzenlemenin nihai taslağının hazırlanması, ardından kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulması gerekiyor. Teklif komisyonlarda ve Genel Kurulda görüşüldükten sonra kabul edilmesi ve Cumhurbaşkanının onayının ardından Resmî Gazete’de yayımlanması halinde yürürlüğe girebilecek.
Dolayısıyla bugün için;
5 yıllık alt sınır uygulanmıyor, mevcut nafakalar otomatik olarak sona ermiyor, mal paylaşımındaki zamanaşımı 5 yıla düşmüş değil ve boşanma ile diğer uyuşmazlıkların ayrılması yönündeki yeni model de henüz uygulanmaya başlanmadı.
Ancak taslakta konuşulan başlıkların yasalaşması halinde Türkiye’de boşanma hukukunun son yıllardaki en kapsamlı değişikliklerinden biri hayata geçirilmiş olacak.
Düzenleme bir taraftan kısa süren evliliklerin ardından yıllarca devam eden nafaka yükümlülüğü yönündeki eleştirileri karşılamayı hedeflerken, diğer taraftan boşanmanın ardından ekonomik olarak kendi hayatını sürdürmekte güçlük yaşayabilecek eşlerin korunması arasında yeni bir denge kurmaya çalışacak.
Asıl belirleyici olan ise 13. Yargı Paketi’nin TBMM’ye sunulacak nihai metni olacak.




