Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Hakikate giden yolda yalnızlık önemli

Prof. Dr. Reşat Öngören, hakikatle buluşma sürecinde yalnızlığın önemine dikkat çekerek peygamberler ve velîlerin de bu yolculukta yalnızlık yaşadığını söyledi.

Prof. Dr. Reşat Öngören, hakikatle buluşma sürecinde yalnızlığın önemine dikkat

Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, hakikate giden yolda yalnızlığın önemini değerlendirdi. Hakikat kavramının “hak” kelimesinden türediğini belirten Öngören, tasavvufta bu kavramın görünenin ardındaki örtülü ve gizli mâna ile dinî hayatın en yüksek seviyede yaşanması anlamına geldiğini söyledi.

Öngören, “Hakîkatler hakîkati” denildiğinde bütün hakikatleri kendisinde toplayan Cenâb-ı Hakk’ın zâtının kastedildiğini ifade etti.

Hakikatin doğduğu yer kalptir

Kur’an ve hadislerde geçen “kalp” kavramının insanın anlama, kavrama, düşünme ve eşyanın hakikatini bilme yönünü ifade ettiğini belirten Prof. Dr. Öngören, kalbin insanı diğer canlılardan ayıran temel niteliklerden biri olarak anıldığını söyledi.

Kalbin hakikatin doğduğu yer olarak kabul edildiğini dile getiren Öngören, insanın idrak eden, bilen ve kavrayan tarafı olması nedeniyle kalbin bu yolculukta merkezi bir konumda bulunduğunu kaydetti.

Hakikat için fizikî ve manevî yalnızlık gerekiyor

Kalbin hakikatlere ulaşabilmesi için her türlü kirlilikten ve gereksiz ilgilerden arınması gerektiğini vurgulayan Öngören, bunun için önce fizikî, ardından manevî yalnızlığın önem taşıdığını belirtti.

Tasavvufta “halvet” kavramının yalnız başına kalmaktan çok, hakikatin kaynağı olan Hak ile baş başa olmak anlamına geldiğini ifade eden Öngören, insanın dış dünya ile temasını bir süreliğine keserek iç dünyasını Hakk’a açması halinde gönüldeki perdelerin aralanabileceğini söyledi.

Öngören, bu hâlin yerleşmesinden sonra kişinin fizikî yalnızlığa ihtiyaç duymadan, dış dünya ile temas hâlindeyken de kalp safiyetini koruyarak hakikatle birliktelik yaşayabileceğini belirtti.

Peygamberler de hakikat öncesi yalnızlık yaşadı

Dinimizin temel kaynaklarında peygamberlerin ve velîlerin Hak ve hakikatle buluşmadan önce yalnızlık yaşadıklarının özellikle belirtildiğini aktaran Prof. Dr. Öngören, Hz. Mûsâ’nın vahiy öncesinde Sîna Dağı’nda kırk gece hazırlık yaptığını hatırlattı.

Öngören, Peygamber Efendimizin de vahiy öncesinde Hıra Mağarası’nda üç yıl boyunca belli aralıklarla manevî arınma yaşadığının kaynaklarda bildirildiğini ifade etti.

Hakikati kavramanın üç düzeyi var

Bir şeyi bilmenin ve kavramanın farklı düzeylerde gerçekleştiğini belirten Öngören, bu aşamaları “ilme’l-yakîn”, “ayne’l-yakîn” ve “hakka’l-yakîn” olarak sıraladı.

Öngören, bir kimsenin denizi kitaptan okuyarak öğrenmesini ilme’l-yakîn, denizi görmesini ayne’l-yakîn, denize girip yüzerek onu yaşamasını ise hakka’l-yakîn düzeyine örnek gösterdi.

Tasavvuf ehlinin bu bilgi ve kesinlik aşamalarını Türkçede “bilmek, görmek ve olmak” kelimeleriyle ifade ettiğini belirten Öngören, aynı derecelenmenin metafizik boyut için de geçerli olduğunu söyledi.

Rüyalar hakikatle buluşmaya örnek gösterildi

Yalnızlığın hakikate ulaşmadaki etkisinin dünya hayatındaki en önemli örneklerinden birinin rüyalar olduğunu belirten Öngören, uyku sırasında insanın dış dünya ile temasının kesildiğini, bedenin etkisinden kurtulan ruhun hakikatle buluşabilmesinin önünün açıldığını ifade etti.

Prof. Dr. Öngören, insan ruhunun rüya öncesinde iç ve dış etkilere maruz kalmaması durumunda semboller aracılığıyla hakikat, gayb ve gelecek bilgisiyle karşılaşabileceğini söyledi. Kur’an-ı Kerim’de Mısır kralının sembollerle örülü rüyasının Hz. Yûsuf tarafından yorumlanmasıyla bölgede yaşanacak bolluk ve kıtlık dönemlerinin öğrenildiğini hatırlattı.

“İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar”

Dünya hayatına dair “İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar” hadis-i şerifini hatırlatan Öngören, dünya hayatının bu ifadeyle uyku hâli olarak tanımlandığını söyledi.

Öngören, gece uykuda iken dünyada olup bitenden haberdar olunmadığı gibi, dünya hayatı boyunca da ölüm sonrası hayattan ve orada olup bitenlerden haberdar olunmadığını belirtti.

Kalbi maddî veya manevî yalnızlıkla lüzumsuz ilgilerden arındıran kişilerin, ölmeden önce metafizik boyuta açılma imkânına kavuşabileceğini ifade eden Prof. Dr. Öngören, bu kişilerin uyanıkken ya da uyku ile uyanıklık arasında dünya ötesi ve ölüm sonrası hakikatleri öğrenme ve kavrama imkânı bulabileceğini kaydetti.