Karbonhidratı tamamen kesenler, gluteni bırakanlar ya da şekeri hayatından tümüyle çıkaranlar… Her yıl yeni bir beslenme akımı ortaya çıkarken, bu trendler kısa sürede büyük ilgi görse de çoğu zaman aynı hızla gündemden düşüyor. Bilimsel veriler ise sağlıklı beslenmenin tek bir besini hedef almakla değil, dengeli ve sürdürülebilir bir modelle mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu denge yalnızca kilo kontrolü için değil, kanser başta olmak üzere birçok kronik hastalığın riskini azaltmada da kritik rol oynuyor.
Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmede, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kanser riskine etkileri ve Akdeniz diyetinin bu süreçteki yeri hakkında bilgi verdi.
Akdeniz diyeti koruyucu etki gösteriyor
Araştırmaların, sebze, meyve, zeytinyağı, tam tahıl ve balık ağırlıklı beslenmenin özellikle kolorektal kanser başta olmak üzere birçok kanser türünde risk azalmasıyla ilişkili olduğunu gösterdiğini belirten Özdoğan, bu etkinin temelinde antioksidanlardan zengin beslenme, düşük inflamasyon ve bağırsak sağlığının korunmasının yer aldığını söyledi.
Yıllardır dünyanın en sağlıklı beslenme modellerinden biri olarak kabul edilen Akdeniz diyetinin yalnızca kalp sağlığını değil, kanser riskini de doğrudan etkileyen özelliklere sahip olduğunu vurgulayan Özdoğan, bu modelin güçlü bilimsel kanıtlarla desteklendiğini ifade etti.
Fakir sofrasından modern tıbbın rehberine
Akdeniz diyetinin bir moda akımı değil, tarihsel bir gerçekliğin ürünü olduğunu belirten Özdoğan, bu beslenme biçiminin 2. Dünya Savaşı sonrasında yoksulluk döneminde şekillendiğini, 1950’lerde Amerikalı bilim insanı Ancel Keys’in çalışmalarıyla bilim dünyasının dikkatini çektiğini kaydetti.
“Yedi Ülke Çalışması”nın beslenme ile kronik hastalıklar arasındaki ilişkiyi ortaya koyduğunu hatırlatan Özdoğan, bu çalışmanın bugün de referans alınan en önemli araştırmalardan biri olduğunu söyledi.
Kanserden korunmada asıl mesele bütüncül beslenme
Kanser gelişiminde tek bir besinin suçlu olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, riskin uzun vadeli beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı ve metabolik dengeyle ilişkili olduğunu ifade etti.
Akdeniz diyetinin işlenmiş gıdaları sınırladığını, liften zengin beslenmeyi desteklediğini, sağlıklı yağları öne çıkardığını ve anti-inflamatuvar etki gösterdiğini dile getiren Özdoğan, bu bütüncül yaklaşımın hücresel hasarı azaltarak kanser gelişimini önleyici bir ortam oluşturduğunu kaydetti.
Tek suçlu gluten olarak görülmemeli
Son yıllarda glutenin, kanser dahil birçok hastalığın nedeni gibi gösterildiğine dikkat çeken Özdoğan, bilimsel verilerin bu yaklaşımı desteklemediğini belirtti. Toplumun yalnızca küçük bir bölümünde görülen çölyak hastalığı dışında glutenin genel popülasyon için doğrudan bir kanser riski oluşturduğuna dair güçlü kanıt bulunmadığını ifade eden Özdoğan, asıl sorunun çoğu zaman gluten değil, işlenmiş, rafine ve düşük lifli besinlerin fazla tüketimi olduğunu söyledi.
Glutensiz ürünlerin çoğu zaman daha az lif içerdiğini ve besin değeri açısından zayıf olabildiğini belirten Özdoğan, tam tahılların bağırsak sağlığını destekleyen ve özellikle kolorektal kanser riskini azaltan önemli bileşenler olduğuna işaret etti. Bu nedenle hedefin belirli bir bileşeni tamamen çıkarmak değil, sağlıklı dengeyi kurmak olması gerektiğini vurguladı.
Sofrada neyi çıkardığınız değil, neyi eklediğiniz önemli
Akdeniz diyetinin yasaklar üzerine değil, denge üzerine kurulu olduğunu kaydeden Özdoğan, rafine yerine doğal olanı, aşırılık yerine ölçülülüğü savunduğunu belirtti. Kanserden korunmada en kritik noktanın kısa süreli radikal değişiklikler değil, sürdürülebilir sağlıklı alışkanlıklar olduğunu söyledi.
Özdoğan, kanserden korunmanın tek bir besini hayatımızdan çıkarmakla değil, doğru beslenme modelini istikrarlı şekilde sürdürmekle mümkün olduğunu belirterek, “Sofraya bakarken yalnızca neyi çıkardığımıza değil, neyi eklediğimize odaklanmak gerekir. Sebze var mı, tam tahıl var mı, zeytinyağı var mı, bu kontrolleri yapmamız gerekir” ifadelerini kullandı.




