“Bu fiyatla üretim mümkün değil”
Son aylarda yem, elektrik, mazot ve işçilik maliyetlerinde hızlı artış yaşanırken, çiğ sütün referans fiyatı bu seviyede kaldığı için üreticilerin büyük bölümünün zarar ettiğine dikkat çekiliyor.
Süt üreticileri, gerçek maliyetlerin litre başına 26–28 TL bandına ulaştığını, açıklanan fiyatın ise bu seviyenin oldukça altında kaldığını ifade ediyor. Her yeni açıklamada üreticinin beklentisinin karşılanmaması, küçük ve orta ölçekli çiftçilerin sürü küçültme ya da üretimi tamamen bırakma riski doğuruyor.
“Yem serbest, süt sınırlı”: Üretici fiyatı neden belirleyemiyor?
Çiftçiler en çok şu noktaya dikkat çekiyor:
-
Yem fiyatı serbest piyasada belirleniyor.
-
Mazot, elektrik ve diğer girdiler serbest piyasada belirleniyor.
-
Ama çiğ süt fiyatını, içinde sadece 3 üretici temsilcisi bulunan 12 kişilik Ulusal Süt Konseyi açıklıyor.
Bu nedenle üreticiler “Kendi sattığımız ürünün fiyatına neden biz karar veremiyoruz?” sorusunu daha yüksek sesle dile getiriyor.
Sektör uzmanlarına göre fiyat belirleme mekanizması, üretici aleyhine işleyen yapısıyla uzun süredir yapısal bir sorun oluşturuyor.
Süt ve süt ürünlerine zam kaçınılmaz
Piyasadaki genel beklenti, çiğ süt fiyatının düşük tutulmasının raf fiyatlarını aşağı çekmeyeceği yönünde. Çünkü:
-
Üretici ucuza satıyor,
-
İşleme maliyetleri artıyor,
-
Market zinciri payı büyüyor,
Bu nedenle nihai ürün olan peynir, yoğurt, tereyağı gibi ürünlerde yeni zamlar kaçınılmaz görünüyor.
Uzmanlar, “Üretici zarar ettiği için hayvanını kesime gönderiyor. Üretim azalınca süt yine pahalanıyor. Bu kısır döngü bozulmadıkça tüketici de daha pahalıya almaya devam eder” değerlendirmesinde bulunuyor.
“Kaybeden yine üretici, sonunda da tüketici”
Çiftçiler, destekleme primlerinin güncellenmesi, fiyatlama mekanizmasının yeniden düzenlenmesi ve üreticinin söz hakkının güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Aksi halde, üretim azalacak, ithalat artacak ve çiftçi kaybederken tüketici daha pahalıya ürün almak zorunda kalacak.





