Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl “Demansın Erken Teşhisine Multidisipliner Yaklaşım” temasıyla düzenlenen 14. Kognitif Nörobilim ve 4. Nöroteknoloji Kongresi, NP Sağlık Yerleşkesi İbn-i Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi. Kongrede, demansın erken belirtilerini ortaya koyan yeni bulgular ile erken tanıda rol oynayan güncel teknolojiler değerlendirildi.
Alanında uzman çok sayıda ismin sunum yaptığı kongrede; yapay zeka, kantitatif EEG, elektromanyetik tomografi, radyolojik bulgular, kan ve beyin omurilik sıvısı biyobelirteçleri, genetik göstergeler ve nöromodülasyon uygulamaları gibi başlıklar ele alındı.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüzde yapay zeka ve dijital devrimin sağlık alanında da köklü bir dönüşüm başlattığını belirtti. Nöropsikiyatrik hastalıkların artık yalnızca anatomik bilgilerle değil, fonksiyonel bağlantılar, biyobelirteçler, epigenetik etkiler ve gen ifadesindeki değişimlerle birlikte yeniden tanımlandığını ifade eden Tarhan, önümüzdeki yıllarda psikiyatrik hastalıkların tanımlanma biçiminin kökten değişeceğini söyledi.
Prof. Dr. Tarhan, nörobilimin önemine dikkat çekerek, “Nörobilimi kaçıran, tarihsel olarak geride kalacaktır. İnsan davranışıyla ilgilenen biri bu gelişmeleri kaçırırsa, bu hızlı dönüşümün dışında kalır” dedi.
Tarhan, son yıllarda yeni bir beyin görüntüleme yöntemi olarak elektromanyetik tomografinin öne çıktığını belirterek, bu yöntem sayesinde hastalıklarla beynin fonksiyonel bağlantıları arasındaki ilişkinin daha net ölçülebildiğini anlattı. Tarhan, özellikle geliştirdikleri ve patentini aldıklarını söylediği “NP modeli” ile beynin elektriksel fonksiyonları, elektromanyetik dalgalar ve yapay zekayı bir araya getirerek çeşitli hastalıkları değerlendirebildiklerini ifade etti.
Prof. Dr. Tarhan, “Örneğin obsesif kompulsif bozukluğu hastayı hiç görmeden, normal popülasyonla karşılaştırarak yüzde 90’a yakın doğrulukla tespit edebilen yazılımlar geliştirdik. Şimdi hastalıklarda yüzde 90 oranında tanıyı doğrulama, yapay zeka ile beyin dalgalarının okunmasıyla mümkün hale geldi” diye konuştu.
Tarhan, yapay zekanın bugün popüler hale gelmiş olsa da bu alandaki çalışmaları yıllar önce başlattıklarını belirterek, 2019 yılında “Hesaplamalı Psikiyatri” başlığıyla hazırlanan bir çalışmanın 2020’de Amerikan Psikiyatri Birliği Kongresi’nde sunulduğunu ve ilgi gördüğünü söyledi. Nöroteknoloji alanında güçlü bir konumda olduklarını ifade eden Tarhan, nörobilim, genetik, sağlık, mühendislik ve bilgisayar bilimlerini bir araya getiren bir yaklaşım benimsediklerini kaydetti.
Kongrenin ilk sunumunu gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi Nörobilim Anabilim Dalı Başkanı ve NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ ise demansta erken tanının önemine dikkat çekti. “Demans’ta erken tanı, geciktirilmiş tanıdır” diyen Tanrıdağ, demansın kronik zeminde gelişen bir sendrom olduğunu, asıl önemli olanın risk faktörleri ve demans öncesi evrelerin tanınması olduğunu vurguladı.
Tanrıdağ, demansın dört temel özelliğini; bilincin korunması, bilişsel zayıflama, kişilik ve davranış anormallikleri ile gündelik yaşam işlevlerinde bozulma olarak sıraladı. Akut demans diye bir kavram olmadığını söyleyen Tanrıdağ, akut bir tabloyla karşılaşıldığında öncelikle deliryumun düşünülmesi gerektiğini ifade etti.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin de “Demansın Erken Tanısında EEG Biyobelirteçleri” başlıklı sunumunda, EEG’nin kolay uygulanabilir, ucuz ve risk oluşturmayan bir yöntem olduğunu söyledi. Son yıllarda hesaplamalı nörobilim, sinyal işleme, yapay zeka ve derin öğrenme alanındaki gelişmelerin, EEG biyobelirteçlerinin demansın erken tanısında daha fazla kullanılmasını sağladığını belirtti.
Prof. Dr. Metin, kantitatif EEG’nin gözle fark edilemeyen ince değişiklikleri ortaya çıkarabildiğini vurgulayarak, özellikle demans ile depresyon ayrımı gibi klinik sorunlarda önemli katkı sunduğunu anlattı. Metin, demansın temel EEG bulguları arasında yavaş dalgaların artışı ile hızlı dalgaların azalmasının yer aldığını, bu durumun klinik tablo ortaya çıkmadan önce yüksek riskli bireylerde de görülebildiğini kaydetti.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı ise Alzheimer hastalığının erken tanısında düşük çözünürlüklü beyin elektromanyetik tomografisi olarak bilinen LORETA yöntemine ilişkin sunum yaptı. Tarlacı, EEG’nin yıllardır kullanılan bir yöntem olduğunu ancak gelişen yazılımlar ve sinyal analiz teknikleri sayesinde bugün çok daha fazla bilgi elde edildiğini söyledi.
1996 yılında geliştirilen LORETA tekniğinin, iki boyutlu EEG sinyalini üç boyutlu beyin yapısına dönüştürerek sinyalin hangi anatomik bölgeden kaynaklandığını tespit etmeyi sağladığını anlatan Tarlacı, bu sayede beynin derin yapıları ile fonksiyon kayıplarının daha iyi ilişkilendirilebildiğini ifade etti. Tarlacı, özellikle prodromal evrenin yakalanmasının erken teşhis açısından kritik olduğunu vurguladı.
Kongrede ayrıca nöropsikolojik değerlendirme testlerinden erken radyolojik bulgulara, genetik ve mitokondriyal göstergelerden kan biyobelirteçlerine, beyin omurilik sıvısı biyobelirteçlerinden nükleer tıp uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede sunumlar yapıldı. Hastalık modifiye edici tedaviler, nöromodülasyon uygulamaları, işlevsel beyin bağlantısallığı ve demansın erken teşhisinde yapay zeka uygulamaları da gün boyunca değerlendirilen başlıklar arasında yer aldı.
Kongrede öne çıkan ortak mesaj ise demans ve nöropsikiyatrik hastalıklarda erken tanının, yalnızca klasik klinik gözlemlerle değil; yapay zeka destekli analizler, biyobelirteçler ve gelişmiş nöroteknolojik yöntemlerle daha erken ve daha güçlü şekilde desteklenebileceği oldu.





