ABD Başkanı Donald Trump, İran tarafından kapatılan Hürmüz Boğazı’nı yeniden açacaklarını açıklarken, Washington yönetimi bunun için uluslararası destek arayışını da hızlandırdı. Reuters’a göre Trump, 14 Mart 2026’da diğer ülkelere savaş gemisi gönderme çağrısı yaptı; Wall Street Journal da ABD’nin petrol tankerleri ve ticari gemilere refakat seçeneğini değerlendirdiğini yazdı.
Ancak analizlere göre, Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçiş sağlamak sahada son derece yüksek risk taşıyor. En dar noktası yaklaşık 34 kilometre olan boğazda İran’ın kıyıya konuşlu gemisavar füzeleri, insansız hava araçları ve hızlı saldırı unsurları, ABD Donanması açısından ciddi tehdit oluşturuyor. Bu nedenle Amerikan savaş gemilerinin boğazın içine doğrudan girmekte temkinli davrandığı belirtiliyor.
Wall Street Journal’ın aktardığı değerlendirmelere göre, boğazda eskort görevinin başarıya ulaşması için yalnızca deniz gücü yeterli olmayabilir. Seçeneklerden biri, İran’ın kıyı hattındaki füze ve dron sistemlerinin yoğun hava saldırılarıyla etkisiz hale getirilmesi. Daha kapsamlı seçenek ise İran’ın güney kıyılarında kara unsurlarının devreye girmesi ve belirli alanların kontrol altına alınması. Bu senaryonun ise binlerce asker, aylar sürebilecek askeri varlık ve çok yüksek maliyet anlamına geldiği vurgulanıyor.
Uzmanlara göre bir tanker konvoyunun korunması da büyük bir askeri yük doğurabilir. WSJ analizinde, 5 ila 10 tankerden oluşan bir konvoy için çok sayıda savaş gemisi, mayın temizleme desteği ve sürekli hava gözetimi gerekebileceği belirtiliyor. Hudson Enstitüsü’nden eski deniz subayı Bryan Clark da savaş gemilerine ek olarak İran kıyılarında devriye gezecek MQ-9 Reaper tipi insansız hava araçlarının gerekliliğine dikkat çekiyor.
Denizcilik cephesindeki tablo da zorlu görünüyor. Lloyd’s List Intelligence değerlendirmesine göre, sıkı güvenlik önlemleri ve sınırlı eskort kapasitesi nedeniyle Hürmüz’den geçen tanker sayısı normal seviyenin yüzde 10’una kadar düşebilir. Bu durumda Körfez’de bekleyen yüzlerce ticari geminin geçişinin tamamlanmasının aylar alabileceği ifade ediliyor.
WSJ’ye göre, ABD ve İsrail’in son haftalardaki saldırıları İran’ın deniz ve askeri kapasitesine ağır hasar verse de, Tahran’ın tehdit oluşturma kabiliyeti tümüyle ortadan kalkmış değil. İran’ın mobil gemisavar füze sistemleri “vur-kaç” taktikleriyle hareket edebiliyor; bu da savaş gemileri ile ticari gemiler için ağır hasar ve batma riskinin sürdüğü anlamına geliyor. Reuters da İran’ın Hürmüz üzerindeki baskısının küresel enerji arzı açısından kritik önemini koruduğunu aktarıyor.
Analistlere göre, boğazdaki trafiğin günlük 100’den fazla geminin geçtiği normal düzeye dönmesi yalnızca askeri eskortla mümkün olmayabilir. Eski Pentagon yetkilisi Mick Mulroy’un değerlendirmesine göre asıl mesele, sigorta şirketleri ile gemi işletmecilerini geçişin gerçekten güvenli olduğuna ikna edebilmek. Bu nedenle Hürmüz’de tam normalleşmenin, çatışmanın sona ermesi ve İran’ın ticari gemilere saldırmayacağı yönünde güvence vermesiyle mümkün olabileceği belirtiliyor.




