Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, İran ile İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaşın Türkiye’de tarımsal girdi piyasaları üzerindeki etkilerine ilişkin açıklama yaptı. Bayraktar, özellikle gübre ve mazot fiyatlarında yaşanan artışın üreticiyi doğrudan etkilediğini söyledi.
Gübre ve mazotta dışa bağımlılık vurgusu
Bayraktar, Türkiye’nin tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübre ve mazot hammaddelerinin yaklaşık yüzde 90’ını ithal ettiğini belirtti. Bu nedenle iç piyasadaki fiyatların hem dış piyasalardaki gelişmelere hem de döviz kuruna bağlı olarak şekillendiğini ifade etti. Hürmüz Boğazı’nda gemi geçişlerinde yaşanan aksaklıkların enerji, gübre ve tarımsal gıda sistemleri üzerindeki riskleri artırdığını kaydeden Bayraktar, sevkiyat yollarındaki kısıtlamaların doğrudan fiyatlara yansıdığını söyledi.
Gübre fiyatlarında sert artış
TZOB verilerine göre savaş öncesinde tonu 16 bin 48 lira olan kalsiyum amonyum nitrat gübresi, savaş sonrasında yüzde 26,5 artışla 20 bin 295 liraya yükseldi. Amonyum sülfat gübresi yüzde 23,3 artarak 17 bin 439 liraya, üre gübresi yüzde 19,5 yükselerek 31 bin 124 liraya, DAP gübresi yüzde 9,6 artışla 38 bin 943 liraya, 20.20.0 kompoze gübresi ise yüzde 8,3 artışla 25 bin 888 liraya çıktı.
“En kritik dönemde maliyet baskısı arttı”
Bayraktar, içinde bulunulan dönemin serin iklim tahıllarında üst gübreleme, sıcak iklim tahıllarında ise taban gübreleme dönemi olduğunu hatırlattı. Çiftçilerin büyük bölümünün önceden gübre stoku yapamadığını belirten Bayraktar, ihtiyaç duyulan ürünlerin büyük kısmının savaş sonrası yükselen fiyatlarla alınmak zorunda kalındığını vurguladı. Bu durumun hem üretim maliyetlerini artıracağını hem de gübre kullanımının azalması halinde tarımsal ürün arzında daralmaya yol açabileceğini söyledi.
Verim düşüşü ve tüketici fiyatı uyarısı
Yeterli ve zamanında yapılan gübrelemenin bitkisel üretimde verim açısından belirleyici olduğunu ifade eden Bayraktar, maliyetler nedeniyle çiftçinin daha az gübre kullanmasının verim düşüşü doğurabileceğini söyledi. Bayraktar, bu tablonun yalnızca üreticiyi değil, tüketiciyi de etkileyeceğini, gıda fiyatlarında yeni baskılar oluşturabileceğini dile getirdi.
Mazotta da tablo ağırlaştı
Bayraktar, mazot fiyatlarındaki artışın da üreticinin yükünü büyüttüğünü söyledi. Savaş öncesi litresi 61 lira 41 kuruş olan mazotun, savaş sonrasında yüzde 22,3 artışla 75 lira 12 kuruşa yükseldiğini belirten Bayraktar, litre fiyatının yaklaşık yüzde 40’ının vergiden oluştuğunu ifade etti. Tarımsal üretimde kullanılan mazottan vergi alınmaması gerektiğini yineledi.
Destek paketi çağrısı
Gübre ithalatında gümrük vergilerinin sıfırlanması, gübre ihracatının yasaklanması ve yüzde 33’lük amonyum nitrat gübresinin yeniden kullanıma açılması gibi adımların olumlu olduğunu belirten Bayraktar, asıl önemli başlığın çiftçinin bu ürünleri satın alabilecek koşullara kavuşması olduğunu söyledi. TZOB olarak, üreticilerin artan maliyetler karşısında korunması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, özellikle gübre ve mazotta yeni bir destek paketine ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.
“Ülkemiz, tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübre ve mazot hammaddelerinin yüzde 90’ını ithal ediyor” vurgusu yapan Bayraktar’ın açıklamasının tam metni şöyle:
“Dolayısıyla ülkemizdeki gübre ve mazot fiyatları hem dış piyasalardaki gelişmelere hem de dolar kuruna bağlı olarak değişiyor.
İran ile İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda gemilerin geçişinde yaşanan aksaklıklar sonucu küresel enerji, gübre ve tarımsal gıda sistemlerine yönelik riskler arttı. Çünkü savaşın yaşandığı bölgedeki ülkeler, petrol, doğalgaz ve gübre üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleridir. Dolayısıyla sevkiyat yollarında meydana gelen kısıtlamalar doğrudan olarak fiyatlara yansıyor. Nitekim 2025 yılının Haziran ayında İran ile İsrail arasında yaşanan çatışma sonrası başta ÜRE olmak üzere gübre fiyatları bir anda yüzde 40’lara varan oranda arttı.
28 Şubat 2026 tarihinde başlayan savaşın ardından da yine aynı senaryo gerçekleşti, gübre ve mazot fiyatları yükseldi.
Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda derlediğimiz fiyatlara göre; savaş öncesinde kalsiyum amonyum nitrat gübresinin tonu 16 bin 48 lira iken savaş sonrasında yüzde 26,5 oranında artarak 20 bin 295 liraya yükseldi. Amonyum sülfat gübresi yüzde 23,3 oranında artarak 17 bin 439 liraya, ÜRE gübresi yüzde 19,5 oranında artışla 31 bin 124 liraya, DAP gübresi yüzde 9,6 artışla 38 bin 943 liraya ve 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 8,3 oranında artışla 25 bin 888 liraya yükseldi.
Doğru zamanda ve doğru miktarda yapılan gübrelemenin bitkisel üretimde verim artışlarına yaptığı katkı aşikârdır. Çiftçilerimizin maliyet artışları nedeniyle yeterli gübre alamayacak olma ihtimali üretimde verim düşüşüne ve olağanüstü maliyet artışlarına yol açabilir. Yaşanabilecek bu durumdan hem üreticilerimiz de tüketicilerimiz de olumsuz etkilenecektir.
İçinde bulunduğumuz dönem serin iklim tahıllarının üst gübrelemelerinin uygulanma dönemi, sıcak iklim tahıllarında ise taban gübrelemelerinin yapıldığı ekim dönemidir. Yani ülkemizde gübreye en çok ihtiyaç duyulan dönemlerden biridir. Şunu da biliyoruz ki çiftçilerimizin büyük bir kısmı önceden gübre tedariki yapamıyor, zamanı geldiğinde bir şekilde satın almaya çalışıyor. Dolayısıyla çiftçilerimizin çoğunun deposunda gübre olmadığı için şimdi satın alacaktır. Yani uygulanacak gübrelerin çoğu savaş sonrası yüksek fiyatlardan satın alınacaktır.
Öyle görünüyor ki savaş sebebiyle yüksek girdi fiyatlarıyla hem üretim maliyetleri artacak hem de çiftçilerimizin gübre kullanamamasından dolayı tarımsal ürün arzında azalma olacaktır. Doğal olarak tüketici fiyatları da bu durumdan etkilenecektir.
Bu süreçte gübre piyasalarının düzenlenmesi için birtakım önlemler alındı. Gübre ithalatında gümrük vergilerinin sıfırlanması, gübre ihracatının yasaklanması ve 10 yıldır yasak olan yüzde 33’lük amonyum nitrat gübresinin kullanıma açılması gibi adımlar olumlu hamlelerdir. Fakat buradaki kritik nokta çiftçilerimizin gübreyi satın alabilmesidir. Yani fiyatların makul düzeyde olmasıdır.
Öte yandan çiftçilerimizin önemli girdi kalemlerinden olan mazotta da benzer bir durum söz konusudur. Savaş öncesi litresi 61 lira 41 kuruş olan mazotun fiyatı savaşın ardından yüzde 22,3 oranında artarak 75 lira 12 kuruşa yükseldi. 80 liraya dayanan mazotun litre fiyatının yaklaşık yüzde 40’ı vergiden oluşuyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak mazot konusundaki görüşümüzü yıllardır dile getiriyoruz. Mazot tarımsal üretimin her aşamasında kullanılan, olmazsa olmaz bir girdidir. Bu sebeple çiftçilerimizin kullandığı mazottan vergi alınmamalıdır.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, üreticilerimizin artan maliyetler karşısında korunması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Tarımsal üretimin devamlılığı ve gıda arz güvenliğinin sağlanması için temel girdilerde çiftçilerimize yönelik desteklerin artırılması büyük önem taşıyor. Bu kapsamda ilgili kurum ve kuruluşları, savaşın uzama ihtimalini de göz önünde bulundurarak üreticilerimizin üzerindeki maliyet baskısını hafifletecek acil tedbirleri hayata geçirmeye davet ediyoruz. Özellikle gübre ve mazotta bir destek paketine ihtiyaç duyulmaktadır.”
| 26 Şubat 2026(Savaş Öncesi) (TL/Ton) | 24 Mart 2026(Savaş Sonrası) (TL/Ton) | 26 Şubat – 24 MartFiyat değişimi
(%) |
|
| Amonyum Nitrat (%26) | 16.048 | 20.295 | 26,5 |
| Amonyum Sülfat (%21) | 14.145 | 17.439 | 23,3 |
| ÜRE | 26.037 | 31.124 | 19,5 |
| DAP | 35.541 | 38.943 | 9,6 |
| 20.20.0 | 23.900 | 25.888 | 8,3 |
| Mazot (TL/Litre) | 61,41 | 75,12 | 22,3 |





