Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye’nin demografik görünümüne ilişkin yayımladığı değerlendirmede, toplam doğurganlık hızındaki düşüşün temelinde “çocuk istememe” değil, bakım yükü ile istihdam güvencesi eksikliği bulunduğunu savundu. Enstitünün Mehmet Emin Sezgin imzalı çalışmalarında, özellikle kadınların işgücü piyasasında karşılaştığı kırılganlıklar ile kurumsal bakım altyapısındaki yetersizliklerin doğurganlık kararlarını belirlediği ifade edildi.
“İstenen Çocuk Sayısı” Yenilenme Eşiğinin Üzerinde
Enstitü değerlendirmesinde, TNSA 2018 verilerinin ailelerin “istenen çocuk sayısı”nın yenilenme eşiği olan 2,1’in üzerinde seyrettiğine işaret ettiği belirtilirken; bu durumun, düşüşün kültürel tercihten ziyade güvence ve bakım düzeniyle bağlantılı olduğu görüşü öne çıkarıldı. Benzer biçimde UNFPA Türkiye de doğurganlıktaki düşüşü tartışırken, TÜİK verilerini ve “istenen çocuk sayısı” göstergelerini birlikte ele alıyor.
2024’te Toplam Doğurganlık Hızı 1,48
TÜİK’in 2024 doğum istatistiklerine göre toplam doğurganlık hızı 1,48 olarak gerçekleşti; oran 2014’ten bu yana düşüş eğiliminde.
“İkinci Çocuk Eşiği” Vurgusu Ve Model Önerisi
Enstitünün “pariteye duyarlı” yaklaşımında, demografik istikrar açısından kritik kırılmanın birinci çocuktan ikinci çocuğa geçiş aşamasında yaşandığı belirtiliyor. Çözüm başlığı olarak “istihdam tamponu” ve “güvence mimarisi” gibi kavramlar öne çıkarılırken; bakım desteği, işte kalma güvencesi ve çalışma hayatına uyumu güçlendiren araçların birlikte tasarlanması gerektiği görüşü dile getiriliyor.




