İran Araştırmaları Merkezi’nin (İRAM) 25 Ocak 2025 tarihli raporu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) içindeki Süleymaniye’nin, İran’ın bölgesel nüfuz arayışı, PKK’nın saha ihtiyaçları ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB/PUK) iç siyaset hedefleri arasında kritik bir “kesişim alanına” dönüştüğünü ortaya koyuyor. Araştırmacı Oral Toğa imzalı çalışmada, Türkiye–İran hattında PKK kaynaklı gerilimin 1980’lerden itibaren yükseldiği; 1990’larda sevkiyat, tedavi ve lojistik iddiaları nedeniyle Ankara’nın Tahran’a sert protestolar yönelttiği ve “şüphe–gerginlik” ikliminin kalıcılaştığı hatırlatılıyor.
Rapordan öne çıkan bulgular: “Üçlü ilişki güvenlikten ekonomiye her alana dokunuyor”
Raporda, İran’ın ABD ve Türkiye etkisini dengelemek ve bölgesel etkinliğini artırmak için PKK ve KYB ile stratejik ilişkiler geliştirdiği; KYB’nin (özellikle Bafel Talabani liderliğinde) İran ve PKK ile kurduğu temasları bölgesel liderlik pozisyonunu güçlendirmek için kullandığı savunuluyor. PKK’nın ise Süleymaniye’yi sığınak ve lojistik merkez olarak değerlendirdiği, ancak Türkiye’nin baskısı ile hareket alanının daraldığı belirtiliyor. Rapora göre bu üçlü denklem, bölgesel güvenlik, ekonomi ve siyaset üzerinde doğrudan etkiler üretiyor.

“Süleymaniye neden stratejik?”: Sınır kapıları, sosyoloji ve örgütlenme alanı
Çalışmaya göre Süleymaniye’nin İran sınırına yakın konumu ve sınır kapıları, bölgeyi hem ticari geçiş hem de saha lojistiği açısından önemli kılıyor; ayrıca kentin kültürel-sosyolojik olarak sivil toplum faaliyetlerine açık yapısı, PKK’nın farklı isimler altında örgütlenme alanını genişletmesine zemin sağlayabiliyor. Raporda, örgütün “STK’lar üzerinden varlığını sürdürme” yöntemine özellikle dikkat çekiliyor.
Türkiye boyutu: Süleymaniye’ye yönelik baskı ve yaptırım tartışmaları
Süleymaniye merkezli KYB-PKK ilişkileri Türkiye’de uzun süredir güvenlik gündeminin parçası. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın daha önce KYB’nin PKK ile iş birliği yaptığına ilişkin açıklamaları ve bunun sonucunda Süleymaniye uçuşları/hava sahası gibi başlıklarda yaptırım dilinin devreye girdiğine dair değerlendirmeler kamuoyuna yansımıştı.
Öte yandan Anadolu Ajansı’nda yer alan analizlerde de KYB’nin PKK’ya verdiği desteğin Süleymaniye’nin siyasi-ekonomik iklimine maliyet ürettiği ve Bağdat–Erbil hattındaki dengeleri zorladığı görüşleri dile getiriliyor.

Raporda dikkat çeken bir başka iddia: “İran içeride baskılıyor, dışarıda alan açıyor”
İRAM raporu, İran’ın kendi sınırları içindeki PKK faaliyetlerine karşı baskılayıcı, Irak ve Suriye sahasında ise göz yumucu/esnek bir tutum izlediği değerlendirmesini öne çıkarıyor. Bu yaklaşımın, İran’ın bölgesel stratejisi ve vekil aktörlerle kurduğu ilişki biçimiyle bağlantılı olduğu ifade ediliyor.
Sonuç: Değişen ittifaklar, hızlanan riskler
Raporun genel çerçevesi, Süleymaniye’nin yalnızca IKBY iç siyasetinin değil, Türkiye–İran rekabeti, PKK’nın alan arayışı ve KYB’nin güç mücadelesi içinde stratejik bir düğüm noktası haline geldiğini vurguluyor. İRAM’a göre bölgedeki dinamikler hızlı değiştiği için aktörlerin pozisyonları ve ittifakları da sürekli yeniden şekilleniyor.




