AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, tv100’de Buket Aydın’ın programına telefonla bağlanarak gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Soylu, Türkiye’nin uzun süredir yakından takip ettiği Gülistan Doku soruşturmasına dair İçişleri Bakanlığı döneminde yürütülen süreci anlatırken, AK Parti grup toplantısında bir basın mensubuyla yaşadığı tartışmaya da açıklık getirdi.
Soylu, açıklamalarında hem soruşturma sürecine ilişkin ayrıntılar verdi hem de siyasi geleceğiyle ilgili net mesajlar paylaştı. Meclis’e gücü yettiğince gittiğini belirten Soylu, mevcut dönemin sonunu beklediğini ve siyaseti zihninde bıraktığını söyledi.
“Dönemim bitince, veleddalin amin”
Soylu, siyasi geleceğine ilişkin değerlendirmesinde aktif siyasete devam etmeyeceği mesajını açık şekilde verdi. Meclis’e düzenli olarak gitmediğini belirten Soylu, görev süresinin bitmesini beklediğini ifade etti.
Soylu, şunları söyledi:
“Ben soruşturmanın içine girmem. Ben Meclis’e gücüm yettiğince gidebiliyorum. Haftada bir Meclis’e giderim ama çok da gitmem. Çünkü dönemimin sonunu bekliyorum. Dönemim bitince, veleddalin amin. Ben siyaseti zihnimde bırakmış durumdayım ama davamı, Erdoğan’a bağlılığımı ve fikrimi bırakmam. Ben çocukluğumdan itibaren bu işlerin içindeyim; benim bir fikrim var. Ben siyasi bir pozisyon için siyaset yapmadım. Bunu Türkiye’de birilerine anlatabilmem çok zor.”
Soylu, programın ilerleyen bölümünde de aynı mesajı yineleyerek, “Dönemin bitmesini bekliyorum. Siyaseti bırakıyorum sonra, siyaseti zihnimde bıraktım zaten. Davamı bırakır mıyım peki bırakmam” ifadelerini kullandı.
Gülistan Doku dosyası: “Bu hadise hepimizi derinden yaralamıştır”
Soylu’nun yayındaki en geniş açıklamalarından biri Gülistan Doku dosyasına ilişkin oldu. Olayın herkesin çözülmesini istediği, toplumda derin iz bırakan bir mesele olduğunu belirten Soylu, kayıp ihbarı sonrası yürütülen ilk çalışmaları anlattı.
Soylu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Ben midemde karnımda hiçbir şey saklamayan bir insanım. Hepimizin incindiği herkesin çözülmesi için dua ettiği, Gülistan kızımızın başına bu hadise hepimizi derinden yaralamıştır.
Olay olduktan bir zaman sonra zannediyorum 2 gün sonra, intihar mektubu bulunduktan ve kayıp ihbarının ardından, kaybolduğu belirlenen yerde kendisine ait eşyalar bulunduktan sonra savcılık burada bir araştırma yapılması lazım dedi ve buraya biz arkadaşlarımızı gönderdik. Orada ilk önce 180 gün bir araştırma yapıldı.”
Soylu, soruşturmanın kritik başlıklarından biri olan Zaynal Abakarov’un yurt dışına çıkış sürecini de anlattı. Ailenin bu gelişmeyi kendilerine ilettiğini belirten Soylu, konunun kendisine ulaşmasının ardından devletin töhmet altında kalmaması için harekete geçtiğini söyledi.
“İlk kez Zaynal Abakarov’un ifadesi ayın 6’sında alınıyor ardından serbest bırakılıyor, ardından tekrar savcılık tarafından alınıyor ve yeniden serbest bırakılıyor. Zaynal Abakarov ayın 9’unda yurt dışına çıkıyor. Aile bize diyor ki bu şüpheli yurt dışına çıktı, biz bunun doğru olmadığını düşünüyoruz, burada bir gariplik var geri getirin dedi.
Konu bana gelince bir tek şüpheli var ve onun da yurt dışında olduğunu anlayınca tedirgin oldum devlet töhmet altında kalacak diye. Derhal gerekli telefonları ettim ve hemen Abakarov’un bulunması için talimat verdim.”
“Eğer gelmezse babasını ihraç ederim dedim”
Soylu, Abakarov’un Türkiye’ye dönmesi için yürütülen temaslarda sert bir tavır aldığını söyledi. Abakarov’un gelmemesi halinde babası ve annesiyle ilgili işlem yapılacağını söylediğini aktaran Soylu, bu süreci şöyle anlattı:
“Dedim ki eğer gelmezse babası polis memuru ihraç ederim, annesi de Dağıstanlı geri gönderme merkezine alırım ve bunun da hesabını sorarım.
Ve neticede aileye ulaştılar ve gelmesi lazım, dediler. Ailenin söylediği ‘Evet doğru ama burada bize husumet oluşabilir bizi başka bir yere getir.’ Gelsin ve devlet töhmet altından kurtulsun soruşturma devam etsin, nereye gitmek isterse oraya götürürüz dedim.
Gelsin, gözetim altında olacak nerede olursa olsun dedim. Abakarov gelir gelmez yurt dışı çıkış yasağı koyulması yönünde arkadaşlarıma talimat verdim. Babaya da yurt dışı çıkış yasağı koyduk.”
Gülistan Doku için özel ekip kuruldu
Soylu, İçişleri Bakanlığı bünyesinde Gülistan Doku dosyası için özel ekip kurulduğunu açıkladı. Daha önce Adil Öksüz ve Rabia Naz dosyalarında da özel ekip kurulduğunu belirten Soylu, Gülistan Doku dosyasının da aynı hassasiyetle ele alındığını söyledi.
Soylu, şöyle konuştu:
“Bu olaylar olurken Elazığ depremi oldu ve Elazığ’daydık ve defalarca kez görüştüm aileyle burada da. İlk kez özel bir ekip kurduk İçişleri Bakanlığı bünyesinde. İlki Adil Öksüz’le ilgili özel bir ekip kurduk, ikincisi Rabia Naz ile ilgili, üçüncüsü ise Gülistan Doku kardeşimiz ile ilgili bir özel ekip kurduk.
Ekipler çalıştıktan sonra bize bir rapor getirdiler. Yaklaşık 212 kişinin bilgisine başvuruldu. Bütün kayıtlara bakıldı ve görüldü ki Zaynal Abakarov’un telefon imajları alınmamış.
Özel ekip tespit ettiklerini konuyla ilgili savcılığa bildirdi. Neticede bir yurt dışı çıkış yasağını hakim gerekli görürse koyar görmezse koymaz. Ben hakimin takdirini sorgulayamam.”
“Barajı Gülistan için dibine kadar boşalttık”
Soylu, Gülistan Doku’nun bulunması için yürütülen arama çalışmalarına ilişkin de ayrıntılı bilgi verdi. Gülistan Doku’nun ablasının kendisine ulaştığını belirten Soylu, barajda yapılan arama çalışmalarının önce yarım seviye, ardından tam seviyeye kadar sürdürüldüğünü söyledi ve “Soruşturmayı savcı devam ettirirken Gülistan Doku’nun ablası basına bir demeç verdi. Soylu’ya ulaştım ve barajın aranmayacak olması bizi üzüyor dedi ve yanıma gelip aramaların devam etmesi gerektiğini söylediler. Barajın tam boşaltılıp boşaltılamayacağını öğrendim bunun çok sağlıklı olmadığını söylediler. Yarım seviye boşaltılması yönünde en azından temaslar kurdum. 261 gün orada çalışma yapıldı. Netice itibarıyla yarım seviye boşaltıldı olmadı tam seviyenin dibine kadar boşalttık barajı.
Diyelim ki orada bir ihmal var başka bir şey var, hepsi sorgulanmalıdır. Bu konu o gün karartılmışsa böyle bir ihtimal varsa bunun hesabını sormak Gülistan kardeşimiz kadar bizim de en büyük hakkımızdır.” şeklinde konuştu.
Soylu, dosyaya ilişkin yapılması gerekenin soruşturmanın yakından izlenmesi olduğunu belirterek, konunun siyasallaştırılmaması gerektiğini söyledi:
“Şu anda yapılması gereken tek bir şey var. Meseleyi siyasallaştırmadan meselenin aydınlatabilmesi için soruşturmanın yakından takip edilmesidir.”
Faili meçhul çıkışı: “2021’den sonra Türkiye’de bir tane faili meçhul yoktur”
Soylu, İçişleri Bakanlığı dönemindeki güvenlik politikalarına ve faili meçhul cinayet verilerine de değindi. Türkiye’de faili meçhullerin AK Parti döneminde bitirildiğini savunan Soylu, özellikle 15 Temmuz sonrası devletin FETÖ’den arındırılmasıyla önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade etti.
Soylu, şu açıklamayı yaptı:
“Bugün de yapılanların sonuna kadar arkasındayız, ucu nereye giderse gitsin. Alnımız açık… Sanki suçluymuş gibi bir ideolojik olarak davranışlar yakışmaz. Türkiye’de faili meçhulleri AK Parti bitirmiştir. Hele 15 Temmuz’dan sonra devlet FETÖ’den arındıktan sonra 2021-2022-2023-2024-2025’te Türkiye’de polis bölgesinde bir tane faili meçhul yoktur. Dünyada bir tane örneği yoktur, gösterin kellemi kesicem. Türkiye’de ortalama 2010-2016 arası 25-26 faili meçhul vardır. Siyasi faili meçhuller değil bunlar.
2017 yılında 21, 2018’de 8, 2019 yılı 4, 2020 yılı 3, 2021 yılı 0…
Türkiye’de ortalama yıllık bin 800 ile 2 bin 200 arası cinayet olur. Bunun anlamı şudur iktidarımızdaki 23 yıl boyunca 45-46 bin cinayet anlamına gelir bu. Faili meçhul sayısı kaç 638! Yüzde 1,5’a denk gelir. Almanya’da bu oran yüzde 10, İngiltere’de 5 puan yüksek, Amerika’da yüzde 50!”
Grup toplantısındaki gazeteci tartışması: “O kürsü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kürsüsüdür”
Soylu, AK Parti grup toplantısında NOW TV muhabirinin Gülistan Doku dosyasına ilişkin sorusu üzerine yaşanan tartışmaya da açıklık getirdi. Grup toplantısının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kürsüsü olduğunu belirten Soylu, bu ortamda kendisine yöneltilen soruya cevap vermesinin doğru olmayacağını söyledi.
Soylu, yaşananları şöyle anlattı:
“Grup toplantısı kimin kürsüsüdür? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kürsüsüdür. Ben oraya bir milletvekili olarak gidiyorum. Erdoğan’ı dinlemek için oraya gidiyorum, bize vereceği mesajı dinlemek için gidiyorum.
Peki, bir gazetecinin günlük bir meseleyle ilgili grup toplantısında bana soru sorması ve benim cevap vermem, Erdoğan’ın kürsüsünü ve gündemini işgal etmek olmaz mı? Bu bir işgal hareketi olur, ben öyle düşünüyorum. Ben ilkeli bir adamım. Ben hiçbir şekilde orada cevap vermem. Dışarı çıkarız, sorar; başımın üzerinde yeri var.
Gülistan Doku ayaküstü sorulacak bir soru mudur? Bu böyle mi olur? Benim orada konuşmam doğru değil. Geldi oraya neredeyse kamerayı gözümün içine sokarak sordu.
Sanki biri fotoğraf çekmek için geliyor. Yanımdaki arkadaşımı dürttüm: ‘Üstünü düzelt, arkadaşların fotoğraflarında bizde yanlış çıkmayalım. Baktım geldi, Gülistan Doku ile ilgili soru sormaya başladı. Sen kimsin dedim, buna bozuldu. Kardeş sen izin aldın mı dedim, bizim usulumuz böyle dedi. Ben Doğan Şentürk’ü de aradım. Durumu anlattım, doğru bulmuyorum dedim.
Bu böyle mi olur, onun mesleğine saygıysa benim de mesleğime saygı. Grup başkanıyla bir izin alınmıştır orada konuşurlar ama ben konuşmam. Ben bir milletvekiliyim bana bir soru sorulduğunda cevap verirsem Cumhurbaşkanının konuşmasını manipüle etmiş olurum.
Kamerayı doğrultunca izin aldın mı diye sordum. Bu doğru bir şey değil. Televizyonun genel yayın yönetmenini de aradım. Durumu izah ettim.”
Soylu, 2028 sonrası için de kesin konuştu:
“2028’den sonra bana bir kişi 1 gün siyaset yaptıramaz. Elinde bilgisi olan belgesi olan ortaya koymayan namerttir.”
“Kimseye kırgınlığım yok”
Soylu, siyaseti bırakma kararının herhangi bir kırgınlıktan kaynaklanmadığını da vurguladı. Ülkeye hizmet ettiğine inandığını belirten Soylu, bundan sonraki süreçte gerektiğinde bilgi ve tecrübesini paylaşacağını söyledi.
Soylu, şöyle konuştu:
“Bundan sonra muradım şudur. Geldik memleketimize ülkemize hizmet ettik. Hiç kimseye kızgın değilim. Ülkem için gerekli görevleri yaptığıma inanıyorum şimdiye kadar. Arkadaşlarım bana soru sorarlarsa bir konuda bilgimi tecrübemi aktarırım. Ben 2028 itibarıyla meselemi tamamladım. Kimseye kırgınlığım yok tam tersi minnetim ve şükranım var.”
Rabia Naz ve Rojin Kabaiş dosyaları
Soylu, programda Rabia Naz ve Rojin Kabaiş dosyalarına da değindi. Rabia Naz’ın babasıyla defalarca görüştüğünü belirten Soylu, ailelerin kafasında en küçük soru işareti kalmaması gerektiğini söyledi.
Soylu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Rabia Naz’ın babasıyla defalarca sayılarını hesaplayamayacağım kadar konuştum. Bir baba düşünün çocuğunu kaybetmiş. Biz orada hiçbir şey bulamadık. Ama en ufak bir ihtimal varsa gereken yapılmalıdır. Olayın çözülebilmesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Ailenin kafasında en ufak bir soru işareti kalmamalıdır.
Rojin Kabaiş konusunda da… Her ne yapılması gerekiyorsa Adalet Bakanımız da büyük bir çaba sarf ediyor, bizler de destekçisi olacağız.”
Soylu’nun açıklamaları siyaset gündemine oturdu
Süleyman Soylu’nun tv100 yayınındaki açıklamaları; Gülistan Doku soruşturması, grup toplantısında yaşanan gazeteci tartışması, faili meçhul cinayet verileri ve siyasi geleceğine ilişkin mesajlarıyla dikkat çekti.
Soylu’nun “Siyaseti zihnimde bıraktım”, “Dönemim bitince, veleddalin amin”, “2028’den sonra bana bir kişi 1 gün siyaset yaptıramaz” ve “Dünyada bir tane örneği yoktur, gösterin kellemi kesicem” sözleri, siyasetin en çok konuşulan başlıkları arasına girdi.




