Sırbistan hükümetinde Kamu Yönetimi ve Yerel Yönetimler Bakanı olarak görev yapan Kosova doğumlu Snezana Paunovic, katıldığı bir televizyon programında Kosova Savaşı, Sırbistan’ın bölgeye yönelik politikası ve eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç hakkında tartışma yaratan açıklamalarda bulundu.
Kurir televizyonunda yayımlanan “Neispricano” isimli programa konuk olan Paunovic’e, Yugoslavya’nın dağılma sürecinde önemli bir rol oynayan Miloşeviç’in 1998 yılında Kosova konusunda neyi yanlış yaptığı soruldu.
Paunovic’in verdiği cevap, başta Kosova ve Arnavutluk olmak üzere Balkan ülkelerinde büyük tepki topladı.
“Miloşeviç’in yerinde olsaydım etnik temizlik yapardım”
Programın Srebrenitsa Soykırımı’nın yıl dönümü olan 11 Temmuz’da yayımlanması da tartışmaların büyümesine neden oldu.
Paunovic, Miloşeviç’in yerinde olması halinde farklı bir politika izleyeceğini belirterek, “Eğer ben Slobodan Miloşeviç’in yerinde olsaydım, 1998’de Kosova’da etnik temizlik yapardım. Bu belki de hayatım boyunca söylediğim en sert ifade” dedi. Sırp Bakan’ın bu sözleri, Kosova’daki Arnavut nüfusun kitlesel olarak bölgeden çıkarılmasını savunduğu şeklinde yorumlandı.
Paunovic, sözlerinin insanları öldürmek anlamına gelmediğini ileri sürerek açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bununla insanları öldürmeyi kastetmiyorum. Onların bugün yapmaya çalıştıkları gibi bir etnik temizlikten söz etmiyorum. Kendini Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’nin vatandaşı olarak görmeyen herkesin ülkeyi terk ederek kendi anavatanına gitmesini kastediyorum.”
Ancak bir etnik grubun toplu şekilde yaşadığı topraklardan çıkarılmasını savunan sözler, açıklamanın devamındaki bu ifadelerle birlikte de sert eleştirilere konu oldu.
Paunovic, 1998 yılında Kosova’da savunduğu politikanın uygulanması halinde bile Miloşeviç’in siyasi ve hukuki geleceğinin değişmeyeceğini öne sürdü.
Dayton Barış Anlaşması’nın ardından Miloşeviç’in bir süre Balkanlar’daki barış ve istikrarın önemli aktörlerinden biri olarak görüldüğünü belirten Paunovic, daha sonra “Balkan Kasabı” olarak nitelendirildiğini söyledi.
Sırp Bakan, bu değişimin temelinde Raçak’ta yaşananlar ve benzeri olayların bulunduğunu savundu.
Slobodan Miloşeviç, eski Yugoslavya topraklarında işlenen savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçlamaları kapsamında Lahey’deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanmış, ancak 2006 yılında cezaevinde hayatını kaybetmesi nedeniyle hakkındaki dava bir karara bağlanamadan sona ermişti.
“Kosova’nın bağımsızlığı geçici”
Kosova’nın 2008 yılında ilan ettiği bağımsızlığı da hedef alan Paunovic, mevcut durumun kalıcı olmadığını iddia etti.
Kosova’nın bağımsızlığının geçici olduğunu öne süren Paunovic, “Bunu belki biz göremeyiz ancak gelecek kuşaklar görecek” ifadelerini kullandı.
Sırbistan, 17 Şubat 2008’de bağımsızlığını ilan eden Kosova’yı hâlâ kendi toprağı olarak kabul ediyor. Kosova’nın bağımsızlığı ABD ve Avrupa ülkelerinin büyük bölümü tarafından tanınırken Sırbistan, Rusya ve bazı ülkeler bağımsızlık kararını tanımıyor.
“500 yıl Türklerin gitmesini bekledik”
Paunovic’in Türkiye ve Osmanlı dönemine ilişkin sözleri de tepki çeken açıklamalar arasında yer aldı.
Kosova’nın Sırplar için “kutsal bir emanet” olduğunu ve her zaman Sırp toprağı olarak kalacağını ileri süren Paunovic, NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü KFOR’u hedef aldı.
Paunovic, “500 yıl Türklerin gitmesini bekledik. KFOR’un ve onunla birlikte gelenlerin gitmesini de bekleyeceğiz” dedi.
Sırp Bakan’ın Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’daki hâkimiyet dönemine gönderme yaparak kullandığı bu ifadeler, Türkiye’ye ve bölgede görev yapan NATO güçlerine yönelik düşmanca bir söylem olarak değerlendirildi.
KFOR, 1999 yılında Kosova Savaşı’nın sona ermesinin ardından güvenliğin sağlanması ve bölgede yeniden çatışma çıkmasının önlenmesi amacıyla konuşlandırılmıştı.
Sırbistan’da görevden alınması istendi
Paunovic’in açıklamaları yalnızca Kosova ve Arnavutluk’ta değil, Sırbistan’da da tepki çekti.
Sırbistan’ın Avrupa Birliği üyelik sürecini takip eden Avrupa Birliği Ulusal Konvansiyonu’nun 35. Fasıl Çalışma Grubu, Başbakan Djuro Macut’a çağrıda bulunarak Paunovic’in bakanlık görevinden alınmasını istedi.
Çalışma grubu ayrıca Sırbistan Sosyalist Partisi Genel Başkanı Ivica Dacic’e de Paunovic’in partiden ihraç edilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada, bir hükümet üyesinin etnik temizlik söylemini kullanmasının kabul edilemeyeceği vurgulandı.
Bazı muhalefet partileri de söz konusu ifadelerin nefret söylemi ve aşırı milliyetçi politikaların devamı olduğunu belirterek Sırbistan hükümetinden açıklama istedi.
Arnavutluk’tan sert tepki
Arnavutluk’un eski başbakanlarından Pandeli Majko da Paunovic’in sözlerine tepki gösterdi.
Majko, açıklamaların Avrupa Birliği’ne üye olmaya çalışan Sırbistan hükümeti açısından ağır bir siyasi sorumluluk oluşturduğunu belirtti. Paunovic’in sözlerinin Miloşeviç döneminin politikalarının Sırp siyasetinin bazı kesimlerinde hâlâ yaşadığını gösterdiğini savundu.
Majko, savaş döneminde tamamlanamadığı düşünülen bir suça ilişkin pişmanlık veya özlem ifade edilmesinin, barış döneminde de son derece tehlikeli olduğunu kaydetti.
Paunovic geri adım atmadı
Tepkilerin ardından yazılı bir açıklama yapan Paunovic, Sırbistan Sosyalist Partisinin politikalarından vazgeçmediğini bildirdi.
Paunovic, farklı görüşlere sahip kişilerle diyaloğa hazır olduğunu ifade ederken Sırbistan’ın anayasasına, yasalarına ve toprak bütünlüğüne bağlı olduğunu savundu. Geçmişte yapılan hataların tartışılabileceğini belirten Paunovic, buna karşın partisinin 1990’lı yıllardaki temel politikalarını ve kararlarını savunmayı sürdürdü.
Kosova’nın özerkliği 1989’da büyük ölçüde kaldırıldı
Kosova’daki çatışmaların temeli, Miloşeviç yönetiminin 1989 yılında bölgenin Yugoslavya içerisindeki geniş özerkliğini büyük ölçüde kaldırmasına dayanıyor.
Bu kararın ardından Kosovalı Arnavutlar, Sırp kurumlarına yönelik boykot hareketleri başlattı ve kendi eğitim, sağlık ve siyasi yapılarını oluşturmaya yöneldi.
Yugoslavya’nın dağılmasıyla birlikte bölgede artan gerilim, 1998 yılında Kosova Kurtuluş Ordusu ile Yugoslavya ve Sırbistan güvenlik güçleri arasında silahlı çatışmaya dönüştü.
Sırp güçlerinin Kosovalı Arnavutlara yönelik ağır operasyonları sırasında binlerce kişi hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı. 1998-1999 Kosova Savaşı’nda yaklaşık 13 bin kişinin yaşamını yitirdiği belirtiliyor.
Raçak katliamının ardından NATO harekâtı başladı
Kosova’nın Raçak köyünde Ocak 1999’da 45 Kosovalı Arnavut’un öldürülmesi, uluslararası toplumun Sırbistan yönetimine yönelik baskısını artıran en önemli olaylardan biri oldu.
Siyasi ve diplomatik girişimlerden sonuç alınamaması üzerine NATO, 24 Mart 1999 tarihinde Yugoslavya’ya karşı hava harekâtı başlattı.
Yaklaşık 78 gün süren harekâtın ardından Sırp ve Yugoslav güvenlik güçleri Kosova’dan çekildi. Bölge, Birleşmiş Milletler yönetimine bırakılırken NATO öncülüğündeki KFOR birlikleri Kosova’ya konuşlandırıldı.
Kosova, yaklaşık dokuz yıl süren Birleşmiş Milletler yönetiminin ardından 2008 yılında tek taraflı bağımsızlığını ilan etti.
Sırbistan’ın Kosova’nın bağımsızlığını tanımaması ve iki taraf arasındaki normalleşme görüşmelerinde ilerleme sağlanamaması nedeniyle bölgede zaman zaman gerilim yaşanmaya devam ediyor.




