Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Meme kanseri tedavisinde bu 7 noktaya dikkat: Uzmanından önemli uyarılar

Meme kanseri tedavisi gören hastaların beslenmeden enfeksiyon riskine, fiziksel aktiviteden ilaç kullanımına kadar günlük yaşamlarında dikkat etmeleri gereken önemli noktalar bulunuyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Nur Şener, tedavi sürecinin daha güvenli ve sağlıklı geçirilmesi için 7 önemli öneride bulundu.

Meme kanseri tedavisi gören hastaların beslenmeden enfeksiyon riskine, fiziksel aktiviteden

Meme kanseri tanısının ardından başlayan tedavi süreci, hastaların yalnızca fiziksel sağlığını değil, günlük yaşam alışkanlıklarını ve psikolojik durumunu da etkileyebiliyor. Kemoterapi ve diğer sistemik tedaviler sırasında ortaya çıkabilen yan etkilerin doğru yönetilmesi, enfeksiyon riskinin azaltılması, yeterli beslenme ve düzenli hekim takibi büyük önem taşıyor.

Memorial Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Nur Şener, her hastanın hastalık özelliklerinin, uygulanan tedavinin ve ihtiyaçlarının farklı olduğunu belirterek günlük yaşamla ilgili önlemlerin de kişiye özel planlanması gerektiğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Şener, meme kanseri tedavisi sırasında hastaların dikkat etmesi gereken 7 önemli noktayı anlattı.

1. Beslenmede katı yasaklardan kaçının

Meme kanseri tedavisi sırasında yeterli ve dengeli beslenme, hastanın genel sağlık durumunun korunması açısından önem taşıyor.

Prof. Dr. Nur Şener, bu dönemde tek tip beslenmenin, bazı besin gruplarının tamamen tüketim dışı bırakılmasının veya bilimsel dayanağı bulunmayan diyetlere yönelmenin doğru olmadığını belirtti.

Özellikle kemoterapi sırasında iştahsızlık, bulantı ve tat değişikliği yaşayan hastaların beslenme programlarının kişisel ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi gerekiyor.

Yeterli protein, enerji ve sıvı alımına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Şener, kilo kaybı veya beslenme güçlüğü yaşayan hastaların sağlık ekibinden ve gerektiğinde diyetisyenden destek almasını önerdi.

2. Ateş ve enfeksiyon belirtilerini hafife almayın

Kemoterapi başta olmak üzere bazı kanser tedavileri, bağışıklık sisteminde görev alan kan hücrelerinin sayısını azaltarak enfeksiyon riskini artırabiliyor.

Bu nedenle hastaların el hijyenine dikkat etmesi, enfeksiyon geçiren kişilerle yakın temastan kaçınması ve tedavi ekibinin önerdiği koruyucu önlemleri uygulaması gerekiyor.

Prof. Dr. Şener, özellikle ateş konusunda önemli bir uyarıda bulundu.

Kemoterapi sırasında vücut sıcaklığının 38 derece veya üzerine çıkması durumunda hastaların beklemeden tedavi ekipleriyle iletişime geçmesi, sağlık ekibine ulaşılamıyorsa acil servise başvurması gerekiyor.

Ateşin kendiliğinden düşmesini beklemek ya da yalnızca ateş düşürücü ilaç kullanarak durumu izlemek, gerekli tıbbi müdahalenin gecikmesine yol açabiliyor.

Ateş olmasa bile titreme veya genel sağlık durumunda ani kötüleşme yaşanması halinde sağlık ekibine bilgi verilmesi önem taşıyor.

3. Vitamin ve bitkisel ürünleri doktorunuza danışmadan kullanmayın

Kanser tedavisi sırasında bağışıklığı güçlendirdiği veya hastalığı iyileştirdiği iddiasıyla pazarlanan vitaminler, gıda takviyeleri ve bitkisel ürünler çeşitli riskler oluşturabiliyor.

Bazı ürünler kanser ilaçlarının etkisini değiştirebilirken bazıları tedaviye bağlı yan etkileri artırabiliyor.

Prof. Dr. Şener, hastaların kullandıkları bütün ilaçları, vitaminleri ve bitkisel ürünleri onkologlarıyla paylaşmaları gerektiğini vurguladı.

Bir ürünün doğal olmasının güvenli olduğu anlamına gelmediğine dikkat çeken Şener, ihtiyaç duyulan takviyelerin mutlaka hekim değerlendirmesiyle belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

4. Tedavinin yan etkilerini gecikmeden bildirin

Meme kanseri tedavisi sırasında bulantı, halsizlik, ağız yaraları, ishal, kabızlık, cilt değişiklikleri ve saç dökülmesi gibi yan etkiler görülebiliyor.

Ancak bu belirtiler her hastada aynı şekilde ortaya çıkmadığı gibi şiddetleri de farklılık gösterebiliyor.

Uzmanlar, yaşanan şikâyetlerin erken dönemde sağlık ekibine bildirilmesinin destekleyici tedavilerin zamanında uygulanmasını ve yan etkilerin daha kolay kontrol altına alınmasını sağlayabileceğini belirtiyor.

Hastaların yan etkileri tedavinin kaçınılmaz bir sonucu olarak görüp şikâyetlerine katlanmaya çalışmamaları gerekiyor.

İlaçların doktor bilgisi dışında bırakılmaması, dozlarının değiştirilmemesi ve tedavi ekibinin önerisi olmadan ek ilaç kullanılmaması büyük önem taşıyor.

Özellikle şiddetli veya hızla kötüleşen belirtilerde tıbbi değerlendirme geciktirilmemeli.

5. Fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmayın

Kanser tedavisi sırasında ortaya çıkan halsizlik ve yorgunluk, hastaların günlük hareketlerini azaltmasına neden olabiliyor.

Ancak hastanın sağlık durumuna uygun fiziksel aktivite, yorgunluğun azaltılmasına, kas gücünün korunmasına ve günlük yaşamın daha rahat sürdürülmesine yardımcı olabiliyor.

Prof. Dr. Şener, yürüyüş ve kişiye özel düzenlenen kas güçlendirme egzersizlerinin hastanın kapasitesine göre planlanabileceğini belirtti.

Egzersizlere kısa sürelerle başlanması ve hastanın toleransına göre hareket miktarının artırılması öneriliyor.

Bununla birlikte belirgin halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı veya başka bir sağlık sorunu yaşayan hastaların egzersize başlamadan ya da devam etmeden önce sağlık ekiplerine danışmaları gerekiyor.

6. Uyku düzenini ve psikolojik sağlığınızı ihmal etmeyin

Meme kanseri tanısı ve tedavi süreci, hastalarda kaygı, korku, belirsizlik hissi ve uyku problemlerine yol açabiliyor.

Prof. Dr. Şener, hastaların kendilerini sürekli güçlü veya olumlu hissetmek zorunda olmadıklarını bilmelerinin önemli olduğunu belirtti.

Uzun süren kaygı, uykusuzluk ve psikolojik sıkıntıların günlük yaşamı etkilemesi halinde sağlık ekibinden destek alınması gerekiyor.

Aile üyeleri ve yakın çevrenin desteği de bu süreçte önemli rol oynuyor.

Psikolojik desteğin yalnızca ruhsal sorunların giderilmesi için değil, hastaların yaşam kalitesinin korunması ve tedavi sürecine uyumlarının desteklenmesi açısından da sağlık hizmetlerinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

7. Tedavi ve kontrol randevularını aksatmayın

Meme kanserinde uygulanacak tedavi; hastalığın evresine, biyolojik özelliklerine, kullanılan ilaçlara ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirleniyor.

Bu nedenle ilaç kullanım şekilleri, tedavi tarihleri ve kontrol randevuları her hasta için ayrı planlanıyor.

Prof. Dr. Şener, hastaların kendilerini iyi hissettikleri gerekçesiyle ilaçlarını bırakmamaları veya yan etkiler nedeniyle tedavilerini kendi kararlarıyla ertelememeleri gerektiğini vurguladı.

Bununla birlikte kan değerlerinde meydana gelen değişiklikler veya yan etkiler nedeniyle hekim tarafından önerilen doz düzenlemeleri ve tedavi ertelemeleri, güvenli tedavi yönetiminin bir parçası olabiliyor.

Kontrol randevusuna gitmeyi engelleyen bir durum yaşanması ya da ilaçlarla ilgili sorun ortaya çıkması halinde onkoloji ekibiyle iletişime geçilmesi gerekiyor.

İnternetteki her sağlık önerisine güvenmeyin

Prof. Dr. Nur Şener, kanser tedavisi sırasında hastaların çevrelerinden ve internetten çok sayıda farklı öneriyle karşılaşabildiğine dikkat çekti.

Başka bir hastaya iyi gelen bir ürünün veya yöntemin herkes için uygun olmayabileceğini belirten Şener, tedaviyle ilgili kararların kişisel deneyimlere veya doğrulanmamış bilgilere dayanılarak verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Beslenme, ilaç kullanımı, günlük yaşam alışkanlıkları ve yan etkiler hakkında merak edilen bütün soruların tedavi ekibiyle paylaşılması gerektiğini ifade eden Şener, hasta ile sağlık ekibi arasındaki açık iletişimin tedavi sürecinin güvenli ve daha rahat yürütülmesine yardımcı olacağını belirtti.