Kekemelik; ses veya hece tekrarları, sesleri uzatma ve konuşma sırasında duraksamalarla kendini gösterebilen bir konuşma akıcılığı bozukluğu olarak biliniyor.
Özellikle çocukluk döneminde ortaya çıkan kekemelik, bazı çocuklarda “anlaşılmama” veya “yanlış değerlendirilme” kaygısına yol açabiliyor. Bu nedenle çocuklar sınıfta söz almaktan, arkadaşlarıyla konuşmaktan veya sosyal ortamlarda kendilerini ifade etmekten kaçınabiliyor.
Çocuğun nasıl konuştuğuna değil, ne anlattığına odaklanılmalı
Uzmanlar, kekemeliği olan çocuklarla iletişimde sabırlı ve anlayışlı olunması gerektiğini vurguluyor.
Çocuğun sözünü kesmek, cümlesini tamamlamak veya onun yerine konuşmak, kendisini baskı altında hissetmesine neden olabiliyor.
Bunun yerine çocuğun anlatmak istediklerine odaklanmak, sözünü tamamlaması için yeterli zamanı vermek ve dikkatle dinlemek daha destekleyici bir iletişim ortamı oluşturuyor.
Kekemeliğin çocuğun zekâsı veya düşünme becerisiyle ilişkili olmadığına da dikkat çekiliyor.
Konuşma güçlüğü devam ediyorsa değerlendirme gerekebilir
Ailelerin, çocuğun konuşma biçimini sürekli düzeltmesi veya daha akıcı konuşması için acele ettirmesi önerilmiyor.
Her çocukta kekemeliğin seyri farklı olabildiği için konuşma güçlüğünün devam etmesi, sosyal hayatı etkilemesi veya okul katılımını azaltması durumunda uzman değerlendirmesi önem taşıyor.
Alay edilme ve dışlanma çocuğu konuşmaktan uzaklaştırabiliyor
Okul ve sosyal çevrenin yaklaşımı da çocukların iletişim sürecinde önemli rol oynuyor.
Konuşma biçimi nedeniyle alay edilmesi veya dışlanması, çocuğun kendisini ifade etmekten kaçınmasına neden olabiliyor.
Bu nedenle ailelerin, öğretmenlerin ve arkadaş çevresinin çocuğun konuşma akıcılığından çok anlatmak istediklerine değer veren bir yaklaşım benimsemesi öneriliyor.





