Kasımpaşa deplasmanından alınan 1 puan, kağıt üzerinde “deplasmanda kaybetmedik” diye okunabilir. Ama Konyaspor’un içinde bulunduğu şartlara baktığımızda bu beraberliği büyük bir kazanım gibi görmek mümkün değil. Çünkü sezonun ilk haftalarında kaybedilen puanlar, oluşan baskı ve takımın alt sıralarda kalması, artık her maçın değerini artırıyor.
Trabzonspor karşısında alınan galibiyetin ardından Kasımpaşa maçı, Konyaspor açısından bir çıkışın başlangıcı olabilirdi. Eğer İstanbul’dan 3 puanla dönülseydi hem puan tablosunda biraz nefes alınacak hem de takımın özgüveni belirgin biçimde yükselecekti. Olmadı.
Konyaspor 1 puana razı oldu.
Fakat bu maçın tamamına baktığımızda ilk dört haftadaki Konyaspor’dan daha farklı bir görüntü olduğunu da teslim etmek gerekiyor.
Takım artık biraz daha birbirini tanıyor.
Oyuncuların saha içerisindeki konumlanmaları, birbirlerine verdikleri destek, pas bağlantıları ve savunmadaki yardımlaşma önceki haftalara göre daha iyi. Sezon başındaki dağınıklık önemli ölçüde azalmış durumda. İlk haftalarda sahada birbirinden kopuk parçalar görüyorduk. Şimdi ise en azından aynı oyunun içerisinde hareket etmeye çalışan bir takım var.
Bu küçümsenecek bir gelişme değil.
Ama yeterli de değil.
Konyaspor’un en büyük sorunlarından biri hâlâ gol yollarındaki beceriksizlik.
Kasımpaşa maçında da fırsatlar geldi. Özellikle Uğurcan Yazğılı ve Adil Demirbağ’ın pozisyonlarında gol ihtimali vardı. Ama sonuç yine aynı: skor üretemeyen bir Konyaspor.
Futbolda ne kadar organize olursanız olun, ne kadar mücadele ederseniz edin, topu kaleye sokamadığınız sürece bir noktadan sonra duvara çarparsınız.
Konyaspor’un bugün çözmesi gereken temel problem bu.
Savunmada son iki maçta ortaya çıkan toparlanma sevindirici. Trabzonspor karşısında gol yenmedi, Kasımpaşa deplasmanında da kale kapatıldı. Takım boyu daha kontrollü, savunma oyuncuları daha disiplinli, orta saha rakibe eskisi kadar geniş alan bırakmıyor.
Fakat savunmayı toparlamak tek başına yeterli değil.
Konyaspor’un hücumda daha cesur, daha üretken ve özellikle son vuruşlarda daha kaliteli olması gerekiyor.
Gol atamayan takımın kaderi sürekli ince bir çizgide yürümektir.
Bir hata yaparsınız, maç gider.
Bir duran top yersiniz, bütün emek boşa çıkar.
Bu nedenle milli ara Konyaspor adına çok önemli bir fırsat.
Teknik heyetin bu dönemi özellikle hücum organizasyonları açısından iyi değerlendirmesi gerekiyor. Kanat oyuncularının hareketliliği, ceza sahasına koşular, ikinci toplar, santrfor bağlantıları ve duran toplar üzerinde ciddi biçimde durulmalı.
Çünkü artık “Takım yeni kuruluyor, oyuncular birbirini tanımıyor” mazeretinin de ömrü azalıyor.
Konyaspor gerçekten daha derli toplu hale geliyor.
Ama bu gelişim artık puana ve gole dönüşmek zorunda.
Asıl konuşmamız gereken bir başka konu ise saha dışında.
Yönetimin önüne bakması gerekiyor
Konyaspor’un önündeki en büyük sınavlardan biri yalnızca sportif değil.
Yönetimin kulüp içerisindeki dili ve yaklaşımı da en az saha sonuçları kadar önemli.
Son dönemde sosyal medyada eski yöneticileri hedef alan paylaşımlar, bazı hesaplardan yayılan bilgiler ve kulübün geçmiş dönemleri üzerinden yürüyen tartışmalar dikkat çekiyor.
Bunların doğrudan mevcut yönetim tarafından organize edildiğini kesin bir gerçek gibi söylemek doğru olmaz. Bunun için somut delil gerekir.
Ama şehirde böyle bir algının oluşması bile başlı başına ciddi bir problemdir.
Eğer insanlar “Konyaspor üzerinden eski yöneticilere karşı bir kamuoyu oluşturuluyor” diye düşünmeye başladıysa yönetimin bunu görmezden gelmemesi gerekir.
Çünkü Konyaspor’un bugün ihtiyacı olan şey yeni düşmanlıklar değil.
Birliktir.
Bir kulübün eski yöneticilerine borcu olabilir.
Verilmiş para olabilir.
Alacak olabilir.
Bunlar ticari ve hukuki meselelerdir.
Ve çözüm yolu bellidir.
Oturursunuz.
Konuşursunuz.
Borcu kabul edersiniz.
Ödeme planı hazırlarsınız.
Vade istersiniz.
Gerekirse yapılandırırsınız.
Kulübün imkanlarını ortaya koyarsınız.
Ama insanların kendi parasını kulübe verdiği bir tabloda onları toplumun önüne atarak mesele çözülemez.
Bu insanlar o parayı Konyaspor’un ihtiyacı için vermiş.
Bir anlamda kulübe emanet etmiş.
Mevcut yönetimin görevi bu borcu diyalog içerisinde çözmeye çalışmaktır.
Sosyal medyada oluşan söylentilerle, piyasa dezenformasyonuyla veya taraflaştırmayla değil.
İnsanları “şucu, bucu” diye ayırmak tehlikeli
Konyaspor adına en tehlikeli gelişmelerden biri, kulüp çevresindeki insanların kamplara ayrılmasıdır.
“Bu eski yönetimci.”
“Bu yeni yönetimci.”
“Bu onun adamı.”
“Bu bunun adamı.”
Bunlar bir spor kulübünün etrafında duymak istemeyeceğimiz cümleler.
Konyaspor kimsenin şahsi mülkü değil.
Bugün yönetenler yarın olmayacak.
Dün yönetenler bugün görevde değil.
Futbolcular değişecek.
Teknik direktörler değişecek.
Başkanlar değişecek.
Ama Konyaspor kalacak.
O nedenle insanların Konyaspor üzerinden birbirine düşman edilmesi, bugün yapılabilecek en büyük yanlışlardan biridir.
Yönetimin görevi insanları saflaştırmak değil, aynı masaya oturtabilmektir.
Eski yöneticileri, mevcut yöneticileri, iş insanlarını, taraftarları, şehrin kurumlarını ortak bir zeminde buluşturabilmektir.
Çünkü yarın kulüp yeniden ekonomik desteğe ihtiyaç duyduğunda yine bu şehirden yardım isteyecek.
Peki bugün insanlarla bütün köprüleri yakarsanız yarın kimi çağıracaksınız?
Bu yönetim başarılı olmak zorunda
Mevcut yönetim Konyaspor’u sportif ve mali anlamda ayağa kaldırmayı başarırsa bugün yaşanan tartışmaların önemli bölümü zaman içerisinde ikinci planda kalabilir.
Ama bu çıkış başarılamazsa, geriye yalnızca kötü sonuçlar kalmaz.
Bir de birbirine düşman edilmiş insanlar kalır.
İşte asıl tehlike budur.
Borç bir şekilde kapanır.
Para bir şekilde bulunur.
Futbolda bugün kaybedersiniz, yarın kazanırsınız.
Ama toplumun içine bırakılan düşmanlık kolay temizlenmez.
Konyaspor’un bugün saha içerisinde de yönetim anlayışında da aynı şeye ihtiyacı var:
Daha fazla birlik, daha fazla akıl, daha fazla diyalog.
Takım sahada birbirini tanımaya başladı.
Şimdi kulübü yönetenlerin de şehri tanıması, insanları dinlemesi ve geçmişle kavga etmek yerine geleceği kurması gerekiyor.
Kasımpaşa’dan alınan 1 puan belki bir maçın sonucudur.
Ama Konyaspor’un geleceğini belirleyecek olan şey sadece puanlar olmayacak.
Nasıl yönetildiği, insanlarını nasıl bir arada tuttuğu ve zor günlerde nasıl bir kulüp kültürü oluşturduğu da belirleyici olacak.
Konyaspor’un artık kaybedecek puanı az.
Ama daha önemlisi:
Kaybedecek insanı ve kaybedecek zamanı hiç yok.



