Bazen bir galibiyet üç puandan fazlasıdır.
Bazen dört haftadır başınızı öne eğdiren havayı dağıtır, futbolcunun omzundaki yükü hafifletir, teknik heyete nefes aldırır, tribüne yeniden ses verir.
Konyaspor’un Trabzonspor karşısında aldığı 1-0’lık galibiyeti de yalnızca puan cetveline yazılmış üç puan olarak okumamak gerekiyor.
Çünkü Konyaspor’un buna ihtiyacı vardı.
Hem de çok.
Dört haftada dört mağlubiyet, sıfır puan, ligin son sırası… Her geçen hafta büyüyen eleştiriler, İlhan Palut’un üzerinde artan baskı ve ister istemez tartışmaların merkezine doğru sürüklenen bir yönetim…
Böyle bir atmosferde karşınıza Trabzonspor çıkıyor.
Konyaspor henüz 2. dakikada Toth’un golüyle öne geçiyor. Ardından ikinci golü arıyor, direğe takılıyor, pozisyonlar üretiyor. İkinci yarıda ise oyunun şekli değişiyor. Trabzonspor yükleniyor, direkten dönen topu oluyor, baskısını artırıyor.
Ama bu kez Konyaspor dağılmıyor.
Savunuyor.
Mücadele ediyor.
Acı çekiyor ama ayakta kalıyor.
Benim için gecenin en kıymetli tarafı tam olarak buydu:
Konyaspor direndi.
Futbol bazen estetikten önce karakter ister. Hele de kötü bir dönemden çıkmaya çalışıyorsanız…
Trabzonspor maçında kusursuz bir Konyaspor izlemedik. Ama vazgeçmeyen, birbirinin açığını kapatan, formasının ağırlığını taşıyan bir takım gördük.
Bu yüzden futbolcuları da İlhan Palut’u da tebrik etmek gerekiyor.
Yedi maçlık hasret bitti
Bu galibiyetin bir başka anlamı daha var.
Konyaspor’un ligdeki son galibiyeti 27 Nisan’da yine Trabzonspor karşısındaydı. O maçın ardından yeşil-beyazlılar ligde 7 karşılaşma boyunca galibiyet göremedi. Trabzonspor maçı, bu serinin ardından gelen 8. lig karşılaşması oldu.
Resmi maçlar açısından da tablo benzer.
Konyaspor’un son resmi galibiyeti 5 Mayıs’ta Türkiye Kupası yarı finalinde Beşiktaş karşısında geldi. Yeşil-beyazlılar Beşiktaş’ı 1-0 yenip finale yükseldi. Ardından Fenerbahçe ve Kayserispor lig maçları, Antalya’da Trabzonspor’a 2-1 kaybedilen Türkiye Kupası finali ve yeni sezondaki dört lig mağlubiyeti geldi. Böylece Konyaspor 7 resmi maç boyunca galibiyet alamadı. Trabzonspor karşısındaki 1-0’lık zafer, 8. resmi maçta geldi.
Yani bu galibiyetin üzerinde gerçekten biriken bir ağırlık vardı.
O yüzden ben bugün şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Konyaspor için lig şimdi başlıyor.
Ama bunu “Her şey düzeldi” anlamında söylemiyorum.
Tam tersine…
Asıl sorumluluk şimdi başlıyor.
Kasımpaşa maçı çok kritik
Önümüzde Kasımpaşa deplasmanı var.
Trabzonspor galibiyetinin anlam kazanması için bu maçtan da iyi bir sonuçla dönmek gerekiyor. Çünkü bir galibiyet moral verir; iki iyi sonuç ise takımın yönünü değiştirir.
Kasımpaşa maçının ardından ligde milli ara olacak. Sonrasında Konyaspor, 11 Ekim’de Başakşehir’i Konya’da ağırlayacak.
Bu kısa dönem çok iyi yönetilmeli.
Milli ara Konyaspor için tatil değil, tamir dönemi olmalı.
Eksikler giderilmeli.
Yeni oyuncuların uyumu artırılmalı.
Hücumdaki üretkenlik geliştirilmeli.
Trabzonspor karşısında gördüğümüz savunma disiplini ve mücadele karakteri kalıcı hale getirilmeli.
Çünkü bir maç kazanmak başka şeydir, kazanan bir takım haline gelmek başka…
Konyaspor’un ihtiyacı ikincisi.
Yönetimin görevi şimdi daha büyük
Bu galibiyet İlhan Palut’a nefes aldırdığı kadar yönetime de nefes aldırdı.
Ama nefes almak, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmez.
Tam aksine, bazen yönetimlerin en dikkatli olması gereken dönem kriz anı değil, krizden hemen sonraki zamandır.
Konyaspor’un bugün yeni tartışmalara, yeni cephelere ve yeni kırgınlıklara ihtiyacı yok.
Konyaspor’un ihtiyacı birlik.
Ve burada yönetime ciddi sorumluluk düşüyor.
Kulüp yönetmek sadece transfer yapmak, para bulmak ya da maç primi vermek değildir.
Şehri kulübün etrafında toplayabilmek de yöneticiliğin bir parçasıdır.
Benim burada çok önemsediğim bir cümle var:
Konyaspor adam kaybetmemeli, adam kazanmalı.
Eleştireni dışarıda bırakmak kolaydır.
Küsenin arkasından bakmak kolaydır.
Farklı düşüneni uzaklaştırmak kolaydır.
Zor olan kazanmaktır.
Bir dönem kulübe hizmet etmiş insanı yeniden kazanmak…
Tribündeki taraftarı kazanmak…
Şehrin iş insanını kazanmak…
Basını, eski yöneticileri, farklı görüşleri, kırgınları, küskünleri aynı armada yeniden buluşturmak…
İşte gerçek büyüklük budur.
Çünkü Konyaspor hiçbir başkanın, hiçbir yöneticinin, hiçbir teknik direktörün şahsi mülkü değildir.
Konyaspor bu şehrindir.
Bugün yönetimde olanlar yarın olmayabilir. Teknik direktörler değişir. Futbolcular gider. Başkanlar değişir.
Ama o arma kalır.
O halde yönetimin dili de tavrı da buna uygun olmalı.
Şimdi bu galibiyeti büyütme zamanı
Trabzonspor karşısında güzel bir galibiyet alındı.
Takım mücadele etti.
Direndi.
Üç puanı aldı.
İlhan Palut nefes aldı.
Yönetim biraz olsun rahatladı.
Tribün yeniden umutlandı.
Şimdi mesele bu galibiyeti büyütebilmek.
Bir galibiyetle her şeyi mükemmel görmek de dört mağlubiyetle dünyayı yıkmak da doğru değil.
Konyaspor’un ihtiyacı akıl, sabır, birlik ve süreklilik.
Önümüzde Kasımpaşa deplasmanı ve ardından çok kıymetli bir milli ara var.
Bu süreç doğru yönetilirse Trabzonspor maçı gerçekten bir dönüm noktası olabilir.
Yanlış yönetilirse yalnızca güzel bir eylül akşamı olarak kalır.
Ben birincisinin olmasını istiyorum.
Çünkü bu şehir yoruldu.
Bu camia tartışmalardan yoruldu.
Şimdi birbirimizi eksiltmenin değil, çoğaltmanın zamanı.
Konyaspor için lig şimdi başlıyor.
Ve belki de ligden önce başlaması gereken başka bir şey var:
Yeniden birbirimize inanmak.




YORUMLAR