Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Horlama 20’li Yaşlarda Artıyor: Uzman Uyardı, Uyku Apnesinin İlk Sinyali Olabilir

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi KBB Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, horlamanın “normal” görülmemesi gerektiğini belirterek, her horlamanın ciddi bir hastalık anlamına gelmeyebileceğini ancak hayati risk taşıyan uyku apnesinin çoğu zaman horlamayla başladığını vurguladı.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi KBB Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, horlamanın

Modern yaşamla birlikte horlama giderek daha sık görülürken, uzmanlar bunu yalnızca “ses problemi” olarak değerlendirmenin yanlış olabileceğine dikkat çekiyor. Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi gibi çalışan horlama, sosyal hayatı etkileyen bir sorun olmasının ötesinde, kişinin sağlığı açısından da önemli bir risk göstergesi olabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu nedenle “alarmı susturmak” yerine alarmın neden çaldığının araştırılması gerektiğini söyledi.

Doç. Dr. Boyacı, “Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Gençlerde Horlama Neden Artıyor?

Eskiden daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20’li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden Doç. Dr. Boyacı, gençlerde artış gösteren obezitenin bu tabloyu güçlendirdiğini belirtti. Uzun süre oturma, düzensiz uyku, fast-food ve şeker ağırlıklı beslenme ile kilo artışının horlama riskini yükselttiğini vurgulayan Boyacı, özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolunun daraldığını ve horlamanın ortaya çıktığını söyledi.

Modern Yaşamla Birlikte Yükselen Bir Sorun

Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmesi sonucu oluşan ses olarak tanımlanıyor. Uzmanların aktardığı verilere göre dünya genelinde erişkinlerin yaklaşık yüzde 30–40’ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında. Horlama sıklığı yaşla birlikte artıyor; erkeklerde daha sık görülse de menopoz sonrası kadınlarda belirgin yükseliş izleniyor. Son yıllarda hem dünyada hem Türkiye’de horlama sıklığındaki artışta; obezite, hareketsiz yaşam, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımı öne çıkan etkenler arasında gösteriliyor.

Horlamanın Başlıca Nedenleri

Doç. Dr. Boyacı, horlamaya yol açan faktörleri şöyle sıraladı:

  • Obezite: İdeal kilonun yüzde 15 üzerine çıkıldığında risk artıyor; boyun çevresindeki yağlanma üst solunum yolunu daraltabiliyor.

  • Burun tıkanıklığı: Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısında darlık; alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi durumlar.

  • Büyük geniz eti ve bademcikler: Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabiliyor.

  • Alkol ve sigara: Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına neden olabiliyor.

  • Sırtüstü uyuma: Dil kökünün geriye düşmesine yol açabiliyor.

Uyku Apnesinin İlk Sinyali Olabilir

Horlama ile birlikte görülebilen ve gece ani ölümlere varan sonuçlar doğurabilen uyku apnesi, üst solunum yolunun tamamen kapanmasıyla ortaya çıkıyor. Horlama genellikle masum nedenlerle görülebilse de, özellikle şu belirtilerden biri bile eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği vurgulanıyor:

  • Gece nefes durmaları

  • Sabah yorgun uyanma, baş ağrısı

  • Gün içinde uyku hali

  • Dikkat ve konsantrasyon bozukluğu

“Tedavi Edilmezse Risk Büyür”

Doç. Dr. Boyacı, uyku apnesinde erken tanı ve tedavinin kritik olduğunu belirterek, tedavi edilmediğinde hipertansiyon, ritim bozukluğu, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi tablolara yol açabileceğini; ayrıca trafik kazası riskini artırabildiğini kaydetti. Uzun süreli uyku apnesinin hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de yükseltebileceğine dikkat çekti.

Horlamada Çözüm Var: Kişiye Özel Tedavi

“Horlama kader değildir” diyen Doç. Dr. Boyacı, doğru değerlendirme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirtti. Tedavinin altta yatan nedene göre planlandığını ifade eden Boyacı, radyofrekans ve lazer destekli uygulamalar ile kişiye özel burun/ağız içi apareylerin yaygın yöntemler arasında olduğunu söyledi.

Uyku Apnesinde Altın Standart: CPAP

Uyku apnesi eşlik ediyorsa tedavide altın standardın CPAP maskesi olduğunu belirten Boyacı, bu yöntemin uyku sırasında hava yolunu açık tutarak solunum durmalarını önlediğini ve gece boyunca yeterli oksijen alımına yardımcı olduğunu aktardı.

Cerrahi Seçenekler De Gündeme Gelebiliyor

İleri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi yöntemlerin değerlendirilebildiğini belirten Boyacı, maske kullanmak istemeyen bazı hastalarda çenenin öne alınması (maksillofasyal ilerletme) gibi ameliyatların gündeme gelebildiğini; ayrıca dil kökü ve yumuşak damak bölgesine yönelik cerrahilerin de uygulanabildiğini ifade etti.