Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Göz cerrahisinde yeni dönem: Robotik teknoloji, akıllı lensler ve kişiye özel lazer tedavileri

Göz cerrahisinde robot destekli katarakt ameliyatları, yeni nesil lazer sistemleri ve trifokal göz içi lensler tedavi seçeneklerini çeşitlendiriyor. Uzmanlar, kişiye özel planlamanın hem tedavi başarısını hem de yaşam kalitesini artırdığına dikkat çekiyor.

Göz cerrahisinde robot destekli katarakt ameliyatları, yeni nesil lazer sistemleri

Göz cerrahisinde son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler, tedavi yöntemlerini daha hassas ve kişiye özel hale getiriyor. Robot destekli katarakt cerrahisi, yeni nesil lazer sistemleri ve trifokal göz içi lensler sayesinde hastalara farklı ihtiyaçlara göre planlanan tedavi seçenekleri sunuluyor.

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Banu Coşar, göz cerrahisinde hedefin yalnızca görmeyi geri kazandırmak olmadığını, hastaların günlük yaşam konforunun da dikkate alındığını söyledi.

Kişiye özel lazer tedavileri öne çıkıyor

Refraktif cerrahide kullanılan FemtoLASIK ve SILK yöntemleri, miyopi, hipermetropi ve astigmat tedavisinde seçenekler arasında yer alıyor.

Bu yöntemlerle kornea dokusuna daha kontrollü müdahale edilebildiğini belirten Coşar, uygun hastalarda günlük yaşama dönüş süresinin de kısalabildiğini ifade etti.

Robot destekli katarakt cerrahisi

Katarakt tedavisinde kullanılan femtosaniye lazer destekli katarakt cerrahisi, bazı kritik aşamaların bilgisayar destekli lazer sistemleriyle gerçekleştirilmesine imkan sağlıyor.

Korneadaki kesilerin oluşturulması, göz merceğinin açılması ve kataraktın parçalanması gibi işlemler mikron düzeyinde hassasiyetle planlanabiliyor.

Coşar, robot destekli sistemlerin özellikle hassas uygulamalarda cerrahi öngörülebilirliği artırdığını ve hasta güvenliğine katkı sunduğunu belirtti.

Katarakt ameliyatlarında iyileşme süresi kısalıyor

Günümüzde katarakt ameliyatları uygun hastalarda dikişsiz ve damla anestezisiyle gerçekleştirilebiliyor. İşlemin çoğu zaman yaklaşık 15 dakika sürdüğünü belirten Coşar, hastaların aynı gün evlerine dönebildiğini ve ertesi gün normal yaşamlarına büyük ölçüde devam edebildiklerini söyledi.

Katarakt cerrahisinin artık yalnızca bulanıklaşan doğal merceğin değiştirilmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Coşar, göz numarası ve yaşam beklentileri dikkate alınarak kişiye özel görme planlaması yapılabildiğini kaydetti.

Akıllı lenslerle farklı mesafelere odaklanma

Trifokal, diğer adıyla akıllı göz içi lensler, uzak, orta ve yakın mesafede görüş sağlamayı hedefliyor.

Ancak bu lenslerin her hasta için uygun olmadığını belirten Coşar, ameliyat öncesinde gözün biyometrik ölçümleri, kornea yapısı, retina sağlığı ve hastanın günlük yaşam alışkanlıklarının ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bilgisayar başında çalışan, yoğun araç kullanan veya sık kitap okuyan hastaların ihtiyaçlarının farklı olduğunu ifade eden Coşar, doğru hasta ve doğru lens eşleştirmesinin başarı açısından kritik olduğunu vurguladı.

Yapay zeka cerrahi planlamada daha fazla kullanılacak

Göz cerrahisinin önümüzdeki dönemde daha da kişiselleşeceğini belirten Coşar, yapay zeka destekli cerrahi planlama sistemleri, gelişmiş görüntüleme teknolojileri ve yeni nesil biyouyumlu lenslerin daha yaygın hale gelmesinin beklendiğini söyledi.

Coşar, gelecekte hastaların göz yapısı ve görme ihtiyaçlarına göre çok daha hassas tedavi planlarının oluşturulabileceğini ifade etti.

Genç göz cerrahlarına uluslararası eğitim

Avrupa Katarakt ve Refraktif Cerrahlar Derneği (ESCRS) tarafından yetkilendirilen eğitim merkezlerinden biri haline gelen Acıbadem Üniversitesi’nde genç oftalmologlara refraktif cerrahi, FemtoLASIK, SILK, femtosaniye lazer destekli katarakt cerrahisi ve premium göz içi lens uygulamaları konusunda eğitim verilmesi planlanıyor.

Coşar, genç cerrahların güncel teknolojiler konusunda uluslararası standartlarda eğitim almasının hem sağlık hizmetlerinin kalitesini hem de Türkiye’nin oftalmoloji alanındaki konumunu güçlendireceğini belirtti.