Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Depremin görünmeyen faturası işgücü piyasasında: Kayıp iki yıl sürdü

TCMB’nin Mart 2026 tarihli çalışma tebliği, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin sadece binaları değil, çalışma hayatını da derinden sarstığını ortaya koydu. Araştırmaya göre depremden etkilenen çalışanlarda işgücü piyasasından çıkışlar arttı, ücret artışları yavaşladı, iller arası iş geçişleri hızlandı. En ağır darbeyi ise kadınlar, düşük ücretliler, az deneyimli çalışanlar, küçük işletmelerde çalışanlar ve kırsal bölgelerdeki emekçiler aldı.

TCMB’nin Mart 2026 tarihli çalışma tebliği, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş

TCMB’den dikkat çeken deprem araştırması

Okan Akarsu, Abdurrahman B. Aydemir, Muhammet Enes Çıraklı ve Huzeyfe Torun imzalı, Mart 2026 tarihli 26/07 sayılı çalışma tebliği, 2023 Kahramanmaraş depremlerinin Türkiye işgücü piyasasında yarattığı etkileri birey düzeyinde inceledi. Çalışmada firma finansal tabloları ile işveren-çalışan eşleştirilmiş idari veriler bir araya getirildi; çalışanlar deprem öncesi ve sonrası dönemi kapsayan 2020-2024 verileri üzerinden takip edildi. Araştırma, farkların farkı yöntemi ve olay çalışması tasarımıyla hazırlandı.

Araştırmaya göre 6 Şubat depremleri, işgücü piyasasında kısa süreli bir bozulma yaratmakla kalmadı; istihdamdan kopuş, gelir kaybı ve yer değiştirme baskısını iki yıla yayılan bir süreçte derinleştirdi. Çalışma, bölgesel toplam istihdamdaki görünür toparlanmanın, deprem öncesinde bölgede yaşayan asli işgücünün yaşadığı kayıpları tam olarak yansıtmadığını vurguluyor.

İşten çıkış arttı, ücret artışı geriledi

Tebliğin temel bulgularına göre, depremden etkilenen çalışanlarda işgücü piyasasından çıkış olasılığı yaklaşık 2,4-2,5 yüzde puan arttı. Uzun süreli çıkışlardaki artış 3 yüzde puana ulaştı. İller arası iş geçişleri yaklaşık 1,9-2 yüzde puan yükselirken, yıllık ücret artışı da yaklaşık 2,6 yüzde puan geriledi.

Araştırmacılar, bu tablonun yalnızca iş kaybıyla sınırlı olmadığını, deprem sonrası istihdamda kalan çalışanların da daha düşük ücret artışıyla karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Buna göre afet, hem istihdamı hem de gelir dinamiklerini aynı anda zayıflattı.

İlk yıl daha sert geçti, ikinci yılda etkiler sürdü

Olay çalışması bulgularına göre deprem sonrası en sert bozulma ilk yıl içinde yaşandı. İşten çıkış, uzun süreli kopuş ve ücret baskısı özellikle 2023’te belirginleşti. İkinci yılda etkiler bir miktar zayıflasa da tamamen ortadan kalkmadı. Çalışmada, 2023 sonlarında geçici istihdam desteklerinin sona ermesinin, kayıpların yeniden belirginleşmesinde etkili olmuş olabileceği kaydedildi.

Bu yönüyle araştırma, afet sonrası toparlanmanın otomatik ya da eşit dağılmadığını; ilk şok atlatılsa bile işgücü piyasasında uzun süreli izler bırakabildiğini ortaya koyuyor.

En ağır darbeyi kırılgan gruplar aldı

Çalışmaya göre düşük ücretli çalışanlar, daha az deneyimli işçiler ve kadınlar deprem sonrası süreçte çok daha sert kayıplarla karşılaştı. Düşük ücretliler ve deneyimi az olan çalışanlarda işten çıkış olasılığı daha yüksek seyrederken, kadınlarda hem işten kopuş hem de uzun süreli işgücü kaybı daha belirgin oldu. Araştırma, bu grupların daha kırılgan işlerde çalıştığına, daha zayıf iş güvencesine sahip olduğuna ve yeniden istihdama erişimde daha büyük engeller yaşadığına dikkat çekti.

Ücret tarafında da en sert kayıpların düşük ücretliler ve kadınlarda görüldüğü belirtildi. Buna karşılık en yüksek gelir grubundaki çalışanlarda ücret artışındaki gerilemenin daha sınırlı kaldığı görüldü.

Küçük işletmeler, borçlu firmalar ve kırsal alanlar daha kırılgan çıktı

Araştırma, depremin etkisinin yalnızca çalışan profiline göre değil, işletme yapısına göre de farklılaştığını ortaya koydu. Küçük ve orta ölçekli işletmelerde çalışanların işten çıkış oranları büyük firmalara kıyasla daha yüksek gerçekleşti. Benzer şekilde borçluluğu yüksek firmalarda çalışanların hem istihdam hem de ücret kayıpları daha sert oldu. Kırsal bölgelerdeki çalışanlarda ise işgücü piyasasından kopuş ve gelir baskısı kent merkezlerine göre daha güçlü hissedildi.

Araştırmacılara göre bu tablo, mali yapısı zayıf firmaların büyük afetler karşısında çalışanlarını korumakta daha fazla zorlandığını; kırsal alanlarda ise iş olanaklarının sınırlı olması nedeniyle toparlanmanın daha yavaş ilerlediğini gösteriyor.

Sektörler arasında büyük ayrışma yaşandı

Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri de sektörler arası farklılaşma oldu. Sanayi ve hizmetler sektöründe hem işten çıkışlar hem de ücret kayıpları belirgin biçimde arttı. Tarımda istihdam kaybı sınırlı görünse de ücretlerde düşüş yaşandı. İnşaat sektörü ise diğerlerinden ayrıştı. Yeniden inşa faaliyetlerinin yarattığı işgücü talebi nedeniyle inşaatta ücret artışının pozitif seyrettiği görüldü. Ayrıca bu sektörde iller arası hareketliliğin de sınırlı kaldığı saptandı.

Araştırma, sanayi ve hizmetlerdeki bozulmanın tedarik zinciri hasarı, altyapı yıkımı ve yerel talep daralmasıyla ilişkili olduğunu; inşaatta ise yeniden imar sürecinin bir istihdam tamponu oluşturduğunu ortaya koydu.

Bölgesel toparlanma, bireysel kaybı gizledi

Çalışmada öne çıkan önemli bir tespit de deprem bölgesindeki toplam istihdam verileri ile deprem öncesi bölgede yaşayan çalışanların yaşadığı gerçek kayıplar arasındaki fark oldu. Bölgesel ortalamalara göre istihdam, yeniden inşa faaliyetleri ve destek programları sayesinde görece hızlı toparlandı. Ancak birey düzeyindeki sonuçlar, deprem öncesi bölgede yaşayan çok sayıda çalışanın iş kaybı, göç ve ücret baskısını iki yıl boyunca yaşamaya devam ettiğini gösterdi.

Bu nedenle araştırmacılar, afet sonrası yalnızca bölgesel ortalamalara bakmanın yanıltıcı olabileceğini; toparlanmanın kimler üzerinden gerçekleştiğinin ayrıca incelenmesi gerektiğini vurguladı.

Deprem şiddeti arttıkça kayıp da büyüdü

Araştırma, yerel deprem şiddeti yükseldikçe işgücü piyasasındaki bozulmanın da büyüdüğünü gösterdi. Modified Mercalli Intensity (MMI) ölçeğiyle yapılan analizlerde, daha yüksek sarsıntı şiddetinin daha fazla işten çıkış, daha güçlü göç baskısı ve daha belirgin ücret kaybıyla ilişkili olduğu tespit edildi. Bu bulgu, depremin işgücü piyasası üzerindeki etkisinin nedensel olarak daha güçlü biçimde okunmasına katkı sundu.

Kayıt dışı çalışanların durumu daha ağır olabilir

Araştırmada yalnızca kayıtlı çalışanların incelendiği, kayıt dışı istihdamın doğrudan ölçülemediği de özellikle vurgulandı. Çalışmaya göre deprem öncesinde etkilenen bölgede toplam istihdamın yaklaşık yüzde 36’sı kayıt dışıydı. Bu nedenle kayıt dışı çalışanların uğradığı kayıpların, ölçülebilen resmi tablonun da ötesinde olabileceği uyarısı yapıldı.

Sonuç: Fiziksel yeniden inşa tek başına yeterli değil

TCMB çalışma tebliği, 6 Şubat depremlerinin ardından yalnızca konutların ve altyapının değil, çalışma hayatının da yeniden inşaya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Bulgular; düşük ücretliler, kadınlar, kırsal çalışanlar, küçük işletme çalışanları ve mali açıdan kırılgan firmalardaki işçilerin afet sonrasında çok daha uzun süreli kayıplar yaşadığını ortaya koyuyor. Araştırma, afet sonrası politikalarda yalnızca fiziksel yeniden yapılanmaya değil; sosyal koruma, yeniden istihdam, gelir desteği ve kırılgan gruplara yönelik hedefli programlara da öncelik verilmesi gerektiğini vurguluyor.

Kaynak: merceknet.com

Reklamı Geç