Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Güneyli, Adana ve Osmaniye’deki depremleri değerlendirdi

Adana’nın Saimbeyli ilçesinde art arda meydana gelen 4,8, 4,9 ve 4,4 büyüklüğündeki depremler ile Osmaniye’nin Sumbas ilçesinde kaydedilen 5,2 büyüklüğündeki sarsıntının ardından Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Güneyli bölgedeki hareketliliği değerlendirdi. Güneyli, mevcut verilerin deprem dizisinin küçülen ve aralıkları uzayan sarsıntılarla sönümleneceğini gösterdiğini belirtti. AFAD’ın ön değerlendirmesinde ise 5,2 büyüklüğündeki depremin 7 kilometre derinlikte meydana geldiği, bölgede 1900’den bu yana 4 ve üzeri büyüklükte 32 deprem kaydedildiği bildirildi.

Adana ve Osmaniye’de peş peşe meydana gelen depremlerin ardından bölgedeki sismik hareketlilik yakından takip ediliyor. Adana’nın Saimbeyli ilçesinde meydana gelen 4,8, 4,9 ve 4,4 büyüklüğündeki sarsıntılar ile Osmaniye’nin Sumbas ilçesinde kaydedilen 5,2 büyüklüğündeki deprem sonrasında Çukurova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Güneyli değerlendirmelerde bulundu.

Güneyli, bölgenin 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerinden etkilendiğini belirterek son sarsıntıları, büyük depremler sonrasında bölgede meydana gelen enerji transferiyle ilişkilendirdi.

Prof. Dr. Hakan Güneyli, “Bu depremleri, 6 Şubat depremlerinde oluşan elastik deformasyon enerjisinin, batı ve güneybatıya doğru aktarılmasıyla orada biriken enerjinin bir şekilde açığa çıkması sonucunda oluşan depremler olarak ifade edebiliriz.” dedi.

“Artçılar devam edebilir ancak aralıkları uzayacak”

Bölgedeki mevcut deprem dizisini değerlendiren Güneyli, 5,2 büyüklüğündeki en büyük sarsıntının öncesinde ve sonrasında meydana gelen küçük depremlerin seyrinin yakından izlendiğini söyledi.

Güneyli, mevcut verilere göre sarsıntıların giderek küçüldüğünü ve aralarındaki zamanın uzadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Şu ana kadar meydana gelen depremleri incelediğimizde 5,2’lik en büyük depremden önce 5 küçük, 5,2’den sonra da 22-25 deprem daha olduğunu ve bu depremlerin de 5,2’den daha küçük depremler silsilesi şeklinde azalarak devam ettiğini görüyoruz. Şimdiye kadar olan verileri değerlendirdiğimizde bu depremlerin küçülerek ve meydana geliş aralıkları da uzayarak sönümleneceğini söyleyebiliriz. Artçılar devam edebilir, şimdiye kadar olan büyüklükteki artçılar gibi fakat aralıkları daha uzun olacak şekilde artçılar meydana gelebilir.”

Güneyli, 6 Şubat depremleri sonrasında bölgede meydana gelen enerji transferinin kısa sürede tamamen ortadan kalkmayacağını, bu sürecin yıllarca devam edebileceğini de belirtti.

Bölgedeki faylara ilişkin değerlendirmesinde ise Karataş-Yumurtalık fayına dikkat çeken Güneyli, “Karataş-Yumurtalık fayının önümüzdeki süreçte deprem oluşturma potansiyelinin olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Depremin ardından toprak kayması ve kaya düşmesi uyarısı

Prof. Dr. Hakan Güneyli, bölgedeki riskin yalnızca artçı depremlerle sınırlı olmadığını, özellikle yağışlı hava koşullarında toprak kayması ve kaya düşmesi gibi kütle hareketlerine karşı da dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

Bölgede yağışlı bir dönem yaşandığını hatırlatan Güneyli, yüksek eğim, jeolojik yapı, zemin özellikleri, yağış ve deprem etkisinin bir araya gelmesinin risk oluşturabileceğini belirtti.

Güneyli şöyle konuştu:

“Şu anda oldukça yağışlı dönemden geçiyoruz. Bu bağlamda yüksek eğim, jeolojik koşullar, zemin koşulları ve yağış ile depremi ilişkilendirdiğimiz zaman birçok faktörün bir araya gelmesi, o bölgede ciddi kütle hareketi riskini ortaya çıkarabilir. Bu anlamda özellikle bölgede yaşayan halkımızın kütle hareketlerine dikkat ederek yaşamalarında fayda var.”

Bu değerlendirmeyle birlikte özellikle eğimli bölgelerde yaşayan vatandaşların, artçı sarsıntıların yanı sıra gevşeyen kaya ve toprak kütlelerine karşı dikkatli olması gerektiği vurgulandı.

AFAD 5,2 büyüklüğündeki deprem için ön değerlendirmeyi açıkladı

AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan ön değerlendirmede, 4 Ekim günü saat 14.43’te merkez üssü Adana’nın Saimbeyli ilçesi olan 5,2 büyüklüğünde deprem meydana geldiği belirtildi.

Depremin 7 kilometre derinlikte gerçekleştiği, merkez üssüne en yakın yerleşim biriminin ise Adana’nın Feke ilçesine bağlı Akoluk köyü olduğu bildirildi. Akoluk’un deprem merkezine uzaklığı 7,114 kilometre olarak kaydedildi.

Merkez üssüne yakın diğer yerleşimler arasında Saimbeyli’ye bağlı Ayvacık, Feke’ye bağlı İncirci, Saimbeyli’ye bağlı Halilbeyli ve Feke’ye bağlı Tokmaklar yer aldı.

Depremin merkez üssüne en yakın il merkezi Osmaniye olurken, Osmaniye’yi Kahramanmaraş, Adana, Kayseri ve Kilis takip etti.

AFAD, 5,2 büyüklüğündeki depremin hangi faydan kaynaklandığının henüz belirlenmediğini açıkladı. Depremin kaynaklandığı fayın, yapılacak ayrıntılı sismolojik incelemeler ve saha çalışmaları sonucunda netleştirileceği bildirildi.

Bu nedenle Prof. Dr. Güneyli’nin Karataş-Yumurtalık fayına ilişkin değerlendirmesi bölgenin genel fay potansiyeline yönelik bir değerlendirme olurken, 5,2 büyüklüğündeki depremin doğrudan bu faydan kaynaklandığına ilişkin kesin bir tespit bulunmuyor.

Bölgede 1900’den bu yana 32 deprem meydana geldi

AFAD’ın bölgenin geçmiş deprem aktivitesine ilişkin değerlendirmesinde, 1900 yılından günümüze kadar büyüklüğü 4 ve üzerinde 32 deprem meydana geldiği belirtildi.

Bu depremler arasında kaydedilen en büyük sarsıntının büyüklüğü 5,7 oldu. Bölgede ayrıca 1900 yılı öncesine ait 3 tarihsel dönem deprem kaydı bulunduğu bildirildi.

Bu veriler, Adana’nın kuzeyi ile Osmaniye ve Kahramanmaraş çevresinin geçmişte de deprem üreten aktif bir bölge olduğunu ortaya koyuyor.

5,2 büyüklüğündeki ana sarsıntının ardından da artçı hareketlilik devam etti. İlk değerlendirmelerde büyüklükleri 1 ile 2,4 arasında değişen 16 artçı deprem kaydedildi. Prof. Dr. Güneyli’nin sonraki değerlendirmesinde ise 5,2 büyüklüğündeki depremin ardından 22-25 civarında küçük sarsıntının meydana geldiği belirtildi.

Sayılar arasındaki fark, artçıların deprem sonrasında geçen süre içerisinde devam etmesinden kaynaklandı.

AFAD’ın ilk değerlendirmesinde bölgede ölçülen sarsıntı değerleri de incelendi. En yüksek ivme Saimbeyli’deki ölçüm istasyonlarından birinin doğu-batı bileşeninde 83,454 gal olarak kaydedildi.

Mevcut tablo ne gösteriyor?

Adana ve Osmaniye’deki deprem dizisinde en güçlü sarsıntı 5,2 büyüklüğünde kaydedildi. Ardından meydana gelen depremlerin daha düşük büyüklüklerde devam etmesi, mevcut hareketliliğin şu aşamada azalan bir seyir izlediğini gösteriyor.

Prof. Dr. Hakan Güneyli de şimdiye kadar elde edilen verilere dayanarak artçıların devam edebileceğini ancak sarsıntıların giderek küçülmesini ve meydana geliş aralıklarının uzamasını beklediklerini ifade etti.

Bununla birlikte bölgede deprem aktivitesinin tamamen sona erdiği yönünde bir değerlendirme bulunmuyor. Artçıların sürebileceği, 6 Şubat depremleri sonrasında oluşan enerji transferinin uzun bir döneme yayılabileceği ve bölgedeki fay sistemlerinin izlenmeye devam edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Deprem hareketliliğine yağışlı hava koşulları da eklendiği için özellikle yüksek eğimli bölgelerde toprak kayması, kaya düşmesi ve diğer kütle hareketleri açısından dikkatli olunması gerekiyor.

AFAD da deprem bölgesinde varsa hasar gören yapıların kullanılmaması gerektiğini vurgularken, bölgedeki sismik hareketlilik yakından takip ediliyor.

 

Reklamı Geç