Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Mekke Anlaşması TBMM’de kabul edildi: Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında ortak savunmada yeni dönem

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması’nın onaylanmasını uygun bulan kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Üç ülke arasında ortak savunma, terörle mücadele, askeri eğitim, istihbarat paylaşımı ve savunma sanayisi iş birliğini kapsayan anlaşma, Mecliste kapsamlı tartışmalara neden oldu. AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını ve çatışmaları önlemeyi amaçladığını belirtirken, muhalefetten askeri yükümlülüklerin kapsamı ve Meclis denetimine ilişkin eleştiriler geldi. Görüşmeler sırasında Bülent Ecevit üzerinden yaşanan tartışma da Genel Kurula damga vurdu.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Ortak Savunma İçin

ANKARA – Türkiye’nin bölgesel savunma ve güvenlik politikalarını yakından ilgilendiren önemli bir uluslararası anlaşmanın yasama sürecinde kritik aşama tamamlandı. Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması’nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda kabul edildi.

Üç ülke arasında askeri iş birliğinin geliştirilmesini, savunma kapasitelerinin güçlendirilmesini ve ortak tehditlere karşı koordinasyonun artırılmasını öngören anlaşma, Genel Kurulda farklı siyasi partilerin değerlendirmeleri ve karşılıklı tartışmalar eşliğinde görüşüldü.

Anlaşmanın özellikle ortak savunma yükümlülükleri, Türkiye’nin mevcut uluslararası ittifaklarıyla ilişkisi, olası askeri müdahalelerde karar alma mekanizmaları ve TBMM’nin denetim yetkisi üzerinde duruldu.

AK Parti, anlaşmanın bölgesel güvenliği güçlendirmeyi ve çatışmaları caydırmayı amaçladığını savunurken, bazı muhalefet partileri Türkiye’nin üstlenebileceği askeri ve siyasi sorumlulukların daha açık biçimde tanımlanması gerektiğini dile getirdi.

Görüşmelerin tamamlanmasının ardından üç maddelik kanun teklifi kabul edilerek yasama sürecinin önemli bir aşaması tamamlandı.

Mekke Anlaşması 7 Ağustos’ta imzalandı

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması, 7 Ağustos 2026 tarihinde Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde imzalandı.

Anlaşmaya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif imza attı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un ilk imza sahibi olduğu kanun teklifi 21 Ekim 2026 tarihinde Meclis Başkanlığına sunuldu.

2/3961 esas numarasıyla kayda alınan teklif, 27 Ekim’de TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edildi. Milli Savunma Komisyonuna da sevk edilen teklife ilişkin bu komisyon tarafından ayrıca bir rapor hazırlanmadı.

Genel Kurulda önce teklifin tümü, ardından maddeleri üzerinde görüşmeler gerçekleştirildi.

4 Kasım’da başlayan görüşmelerde teklifin birinci maddesi kabul edilirken, 5 Kasım’da sürdürülen müzakereler sonucunda kanun teklifinin tamamı Genel Kuruldan geçti.

Mekke Anlaşması ne getiriyor? Bir ülkeye saldırı üç ülkeye yapılmış sayılacak

Mekke Anlaşması’nın en önemli hükümlerinden biri, taraf ülkelerden herhangi birine dışarıdan yöneltilecek silahlı saldırının diğer taraflara da yapılmış kabul edilmesi.

Anlaşmanın ikinci maddesi, Türkiye, Pakistan veya Suudi Arabistan’dan birinin başka bir devlet ya da devletler grubu tarafından silahlı saldırıya uğraması halinde karşılıklı yardım mekanizmasının işletilmesini öngörüyor.

Bu kapsamda taraflar, Birleşmiş Milletler Şartı’nın meşru müdafaa hükümleri çerçevesinde saldırıya uğrayan ülkeye destek sağlayabilecek.

Söz konusu destek; savunma, güvenlik, lojistik ve askeri imkânları kapsayabilecek. Ancak hangi yardımın sağlanacağı, ihtiyaçların değerlendirilmesi, taraf ülkelerin imkânları ve kendi hukuki süreçleri doğrultusunda belirlenecek.

Anlaşmanın gerekçesinde, ortak savunma hükmünün kendiliğinden ve otomatik biçimde uygulanmayacağı, kararların ülkeler arasındaki istişareler sonucunda mutabakatla alınacağı vurgulanıyor.

Dolayısıyla anlaşmanın kabul edilmesi, Türkiye’nin herhangi bir çatışma durumunda otomatik olarak asker göndermesi anlamına gelmiyor. Olası askeri adımların Türkiye’nin anayasal düzeni ve yetkili makamlarının kararları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekiyor.

Anlaşma 16 maddeden oluşuyor: Savunma, istihbarat, teknoloji ve lojistik iş birliği

TBMM’de kabul edilen üç maddelik uygun bulma kanununun ekinde yer alan Mekke Anlaşması, toplam 16 maddeden oluşuyor.

Anlaşma yalnızca bir saldırı durumundaki karşılıklı yardımla sınırlı kalmıyor. Üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki iş birliği, savunma sanayisi yatırımları, ortak araştırma ve geliştirme faaliyetleri, personel eğitimi, istihbarat paylaşımı ve kurumsal koordinasyon gibi geniş bir alanı düzenliyor.

Anlaşmanın maddelerindeki temel hükümler şöyle:

Madde Düzenlenen konu
1 Üç ülkenin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün korunması için iş birliği
2 Taraflardan birine dış kaynaklı silahlı saldırının tüm taraflara yönelmiş sayılması ve karşılıklı yardım
3 Savunma, güvenlik ve savunma sanayisinde iş birliğinin geliştirilmesi
4 Uluslararası güvenlik konularında düzenli istişare ve ortak tedbirler
5 Terörizmin her türüne karşı, operasyonel düzeyi de kapsayan iş birliği
6 Askeri personel değişimi, ortak eğitim, tatbikat ve birlikte çalışabilirlik
7 Savunma sanayisinde teknoloji paylaşımı, ortak Ar-Ge ve üretim
8 Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi ile sekreteryanın kurulması
9 Güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşımı
10 Silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer teçhizatı içeren lojistik destek
11 Uygulamada uluslararası hukuk ve tarafların iç hukuklarının gözetilmesi
12 Önceden imzalanan uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerin korunması
13 Gizlilik dereceli bilgi ve belgelerin korunması
14 Uyuşmazlıkların istişare ve görüşmeler yoluyla çözülmesi
15 Anlaşmada değişiklik yapılmasının tarafların oybirliğine bağlanması
16 Yürürlüğe giriş, süre, çekilme ve sona erme hükümleri

Anlaşmanın kurumsal yapısında üç ülkenin dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarının yer alacağı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi öngörülüyor.

Komitenin yılda iki kez, dönüşümlü ev sahipliğiyle toplanması planlanıyor. Gerekli görülmesi halinde ülkelerin liderleri de yıllık toplantılar gerçekleştirebilecek.

Kurulacak sekreteryanın merkezi Suudi Arabistan’da bulunacak. Genel sekreterlik görevi üçer yıllık dönemlerle taraf ülkeler arasında dönüşümlü yürütülecek; ilk genel sekreter Pakistan vatandaşı olacak.

Anlaşmaya yeni ülkelerin katılımına ilişkin usul ve esaslar ise kurucu tarafların oydaşmasıyla belirlenecek.

Anlaşmadan ilk 10 yıl çekilme mümkün olmayacak

Mekke Anlaşması’nın dikkat çeken hükümlerinden biri de anlaşmanın süresi ve tarafların çekilme koşulları oldu.

Anlaşmanın 16. maddesine göre metin, tarafların gerekli onay işlemlerini tamamlamasının ve son onay belgesinin ilgili sekreteryaya teslim edilmesinin ardından yürürlüğe girecek.

Süresiz olarak yürürlükte kalması öngörülen anlaşmadan, yürürlüğe giriş tarihinden itibaren ilk 10 yıl içerisinde tek taraflı çekilme imkânı bulunmuyor.

On yıllık sürenin tamamlanmasının ardından çekilmek isteyen ülkenin, kararını en az üç ay önceden diğer taraflara diplomatik kanallardan yazılı olarak bildirmesi gerekiyor.

Bu hüküm, TBMM görüşmelerinde anlaşmanın Türkiye açısından uzun vadeli yükümlülükler doğurabileceği yönündeki eleştirilerin önemli başlıklarından biri oldu.

AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız: Amaç çatışmaları önlemek

Mekke Anlaşması’nın TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerinde söz alan AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız, anlaşmanın bölgesel güvenlik iş birliğini artırmayı hedeflediğini belirtti.

Türkiye’nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile savunma alanında kuracağı iş birliğinin bölgesel istikrara katkı sunacağını ifade eden Altunyaldız, anlaşmanın herhangi bir üçüncü ülkeye karşı oluşturulmuş askeri yapılanma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

Anlaşmanın temel hedefinin çatışmaları büyütmek değil, caydırıcılığı güçlendirerek yeni çatışmaların önüne geçmek olduğunu vurguladı.

Altunyaldız’ın değerlendirmelerinde, bölge ülkeleri arasında güvenlik alanındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve ortak tehditlere karşı daha etkili iş birliği mekanizmalarının oluşturulması öne çıktı.

Muhalefetten askeri yükümlülükler ve Meclis denetimi eleştirileri

Kanun teklifinin maddeleri üzerinde farklı siyasi partilerin temsilcileri de görüşlerini açıkladı.

Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Birol Aydın, milletvekillerine anlaşmanın oylanması sırasında vicdanlarıyla akıllarını birlikte değerlendirmeleri çağrısında bulundu.

Aydın, milletvekillerinin verecekleri kararla küresel güçlerin bölgeye ilişkin hesaplarının bozulabileceğini savundu.

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur ise anlaşmanın Türkiye’nin diğer uluslararası yükümlülükleriyle çelişmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Güzelmansur, anlaşmanın uygulanmasında açık kurallara ihtiyaç duyulduğunu, Türkiye adına kararların hazırlandığı ve kamu kaynaklarının kullanıldığı mekanizmaların TBMM denetimi dışında bırakılmaması gerektiğini vurguladı.

İYİ Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu da anlaşmanın içeriğine ve TBMM’nin onayına sunulma sürecine ilişkin eleştirilerini dile getirdi.

Türkiye’nin İslam ülkeleriyle daha güçlü ilişkiler kurmasına karşı olmadıklarını belirten Kavuncu, İsrail kaynaklı güvenlik tehdidinin siyasi propaganda konusu değil, jeopolitik bir gerçeklik olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Kavuncu’nun eleştirilerinde anlaşmanın kapsamının, Türkiye’nin üstlenebileceği sorumlulukların ve karar alma mekanizmalarının açıklığa kavuşturulması öne çıktı.

DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ise halkların geleceğinin kapsamı ve sonuçları belirsiz askeri müdahalelere bağlanmasına karşı olduklarını söyledi.

Sayyiğit, bölgesel güvenlik politikalarının yeni askeri müdahalelere ve çatışmalara zemin hazırlamaması gerektiği yönündeki değerlendirmelerini paylaştı.

Yeni Parti İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın da anlaşmanın bölgesel güvenliğe etkilerine ilişkin eleştirilerde bulundu.

Taşkın, anlaşmanın ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bölgesel politikalarıyla bağlantılı bir Orta Doğu güvenlik mimarisinin sonucu olduğunu ileri sürdü.

Türkiye’nin bu anlaşmayla ulusal güvenliğini güçlendirmediğini savunan Taşkın, ülkenin başka devletlerin bölgesel güvenlik hesaplarına dahil olabileceği iddiasını dile getirdi.

İktidar ve muhalefet arasındaki temel görüş ayrılığı, anlaşmanın Türkiye’nin güvenliğine sağlayacağı katkı ile doğurabileceği askeri, diplomatik ve hukuki sorumlulukların değerlendirilmesinde ortaya çıktı.

NATO ile ilişkiler ve Türk askerinin görevlendirilmesi de tartışıldı

Mekke Anlaşması’nın görüşmelerinde en fazla tartışılan konulardan biri de Türkiye’nin NATO üyeliği ve mevcut uluslararası yükümlülükleriyle yeni anlaşma arasındaki ilişki oldu.

Teklifin gerekçesinde, Mekke Anlaşması’nın Türkiye’nin diğer uluslararası anlaşmalarından kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığı belirtiliyor.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, komisyon görüşmelerinde anlaşmanın NATO’ya alternatif oluşturmadığını, mevcut ittifakları tamamlayıcı nitelikte olduğunu savundu.

Oktay, ortak savunma hükümlerinin uygulanmasında tarafların anayasal yükümlülüklerinin ve ulusal mevzuatlarının esas alınacağını belirterek kararların otomatik şekilde devreye girmeyeceğini ifade etti.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü de anlaşmanın herhangi bir üçüncü ülkeyi hedef almadığını ve bölgesel güvenlik alanındaki iş birliğini geliştirmeyi amaçladığını belirtti.

Gümrükçü, mekanizmanın bölgesel istikrarı desteklemeyi hedeflediğini, Türkiye’nin mevcut uluslararası ittifaklarıyla çelişen bir yapı oluşturmasının öngörülmediğini bildirdi.

Muhalefet temsilcileri ise özellikle askeri görevlendirmelerde TBMM’nin anayasal yetkilerinin nasıl kullanılacağına ve anlaşma kapsamındaki ortak savunma kararlarının hangi usullerle alınacağına ilişkin daha ayrıntılı güvenceler istedi.

Genel Kurulda Bülent Ecevit tartışması yaşandı

Mekke Anlaşması’nın görüşüldüğü TBMM Genel Kurulunda, kanun teklifinin üçüncü maddesi sırasında eski Başbakan Bülent Ecevit üzerinden siyasi tartışma yaşandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, yerinden söz alarak Bülent Ecevit’in adının anılması üzerine 1999 yılında TBMM’de Merve Kavakcı’nın başörtüsüyle milletvekili yemini etmek istemesi sırasında yaşananları hatırlattı.

Usta, o döneme ilişkin eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi:

“Sayın Merve Kavakcı yemin etmek için başörtüsüyle TBMM’ye girdiğinde ayağa kalkarak bağırmış ve ‘Bu hanıma haddini bildirin’ diyerek Meclis’ten zorla çıkarttırmıştır. Allah taksiratını affetsin.”

Usta’nın açıklamasına CHP sıralarından tepki geldi.

CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı, Ecevit’in Kıbrıs Barış Harekâtı’ndaki rolünün unutulmaması gerektiğini belirtti.

Sarı, Usta’nın sözlerine karşılık şu ifadeleri kullandı:

“Bülent Ecevit’in ismini anarken, Beşparmak Dağları’na, Kıbrıs’a tarih yazan bir liderin varlığını kabul etmek gerekmektedir.”

Tartışmaya Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir de katıldı.

Emir, geçmişte yaşanan siyasi olayların değerlendirilebileceğini ancak Ecevit’in ölüm yıl dönümünde bu şekilde gündeme getirilmesini doğru bulmadığını söyledi.

Emir, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

“Her şeyi tartışabiliriz ama o gün bu gün değil, yeri bugün değil. O günün şartlarında insanlar yanlış dahi yapmış olsalar ölüm yıl dönümünde bir rahmeti hak ederler. Hiç yakışmamıştır.”

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal da tartışmaya katılarak Bülent Ecevit’in anılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi ancak başörtüsü tartışmasının yeniden gündeme taşınmasına tepki gösterdi.

Aksakal, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle Sayın AK Parti Grup Başkanvekilimize de andığı için teşekkür ediyorum ancak andığı konuda başörtüsü meselesini temcit pilavı gibi bu Meclis’in gündemine getirmenin artık yakışık almadığını bana söyletmek zorunda bıraktıkları için de kendilerini tebrik ediyorum.”

Karşılıklı açıklamaların ardından Genel Kurul, kanun teklifi üzerindeki görüşmelerine devam etti.

Üç maddelik kanun teklifi kabul edildi

Mekke Anlaşması’nın onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin kanun teklifi üç maddeden oluşuyor.

Kabul edilen maddeler, anlaşmanın Türkiye tarafından onaylanmasının uygun bulunmasını ve kanunun uygulanmasına ilişkin temel hükümleri düzenliyor.

Kanun maddesi Düzenleme
1. madde 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Anlaşması’nın onaylanmasının uygun bulunması
2. madde Kanunun yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmesi
3. madde Kanun hükümlerinin Cumhurbaşkanı tarafından yürütülmesi

Kanun teklifinin kabulüyle Türkiye’nin anlaşmayı onaylamasına yönelik yasama aşaması tamamlandı.

Ancak TBMM’nin uygun bulma kanununu kabul etmesi, uluslararası anlaşmanın kendiliğinden yürürlüğe girdiği anlamına gelmiyor.

Türkiye bakımından gerekli onay işlemlerinin tamamlanması ve anlaşmanın 16. maddesinde düzenlenen son onay belgesinin teslim edilmesi süreci de önem taşıyor.

Bu ayrım, özellikle ortak savunma yükümlülüklerinin hukuki olarak hangi tarihten itibaren uygulanabileceğinin belirlenmesi açısından dikkat çekiyor.

Afyonkarahisar’daki saldırıda hayatını kaybedenler de anıldı

Mekke Anlaşması’nın görüşüldüğü Genel Kurulda, Afyonkarahisar’da 5 Kasım günü meydana gelen ve 8 kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırılar da gündeme geldi.

TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin temsilcileri, saldırılarda yaşamını yitiren vatandaşlara Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diledi.

Milletvekilleri, olayda yaralanan vatandaşın da bir an önce sağlığına kavuşması temennisinde bulundu.

Genel Kurul 10 Kasım Salı gününe kadar kapatıldı

Mekke Anlaşması’na ilişkin kanun teklifinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, Genel Kurul gündemindeki diğer düzenlemeye geçileceğini duyurdu.

Adan, Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine başlanacağını bildirdi.

Ancak ilgili komisyonun Genel Kurul salonunda yerini almaması üzerine görüşmelere devam edilemedi.

Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşimi 10 Kasım 2026 Salı günü saat 15.00’te yeniden toplanmak üzere kapattı.

Ortak savunma anlaşması Türkiye açısından ne anlama geliyor?

Mekke Anlaşması’nın kabulü, Türkiye’nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile uzun süredir devam eden savunma ve güvenlik ilişkilerinin daha kurumsal bir çerçeveye taşınması bakımından önem taşıyor.

Anlaşmanın uygulanmaya başlaması halinde üç ülkenin askeri kurumları arasında düzenli istişareler yapılması, ortak eğitim ve tatbikatların geliştirilmesi, istihbarat paylaşımının artırılması ve savunma sanayisinde ortak projelerin desteklenmesi öngörülüyor.

Ortak savunma hükmü ise üç ülkeden birinin dış kaynaklı silahlı saldırıya uğraması durumunda diğer tarafların devreye girebileceği bir yardım ve iş birliği mekanizması oluşturuyor.

Bununla birlikte yardımın niteliği, kapsamı ve uygulanma biçimi, tarafların değerlendirmelerine ve kendi iç hukuklarına bağlı olacak.

Anlaşmanın bölgesel güvenlik açısından ne ölçüde etkili olacağı, kurulması öngörülen komitenin kararları, ülkelerin sağlayacağı somut katkılar ve uluslararası gelişmelerle birlikte şekillenecek.

TBMM’deki görüşmelerde de ortaya çıktığı üzere anlaşmanın Türkiye açısından taşıdığı anlam konusunda farklı siyasi değerlendirmeler bulunuyor.

İktidar temsilcileri anlaşmayı caydırıcılığı ve bölgesel istikrarı güçlendirecek bir adım olarak değerlendirirken, eleştirel yaklaşan muhalefet temsilcileri uzun vadeli askeri yükümlülüklerin ve Meclis denetiminin açık biçimde güvence altına alınması gerektiğini savunuyor.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın onaylanmasını uygun bulan kanun teklifinin TBMM’de kabul edilmesiyle, üç ülke arasında kurulması planlanan yeni savunma ve güvenlik iş birliği mekanizmasının Türkiye’deki yasama aşaması tamamlandı.