Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kekemelikte iyi niyetli uyarılar baskıyı artırabiliyor

Genellikle 2–5 yaşları arasında ortaya çıkan kekemelik, yalnızca konuşma akıcılığını değil özgüveni, sosyal ilişkileri ve günlük yaşamı da etkileyebiliyor. Uzmanlar, “Yavaş konuş”, “Önce nefes al” gibi iyi niyetli uyarıların çocuk üzerindeki baskıyı artırabileceğini belirtiyor.

Genellikle 2–5 yaşları arasında ortaya çıkan kekemelik, yalnızca konuşma akıcılığını

Kekemelik, konuşma sırasında ses, hece veya kelimelerin tekrarlanması, bazı seslerin uzatılması ya da konuşmanın aniden duraklamasıyla ortaya çıkan bir konuşma akıcılığı bozukluğu olarak tanımlanıyor.

Bazı kişilerde konuşma sırasında artan fiziksel çaba, yüz ve vücut hareketleri, göz kırpma veya kas gerginliği gibi davranışlar da görülebiliyor.

Uzmanlar, kekemeliğin yalnızca konuşmayla sınırlı bir sorun olmadığını; bireyin iletişim kurma isteğini, özgüvenini, sosyal ilişkilerini ve günlük yaşamını da etkileyebildiğini belirtiyor.

Genellikle 2–5 yaş arasında ortaya çıkıyor

Kekemelik çoğunlukla dil ve konuşma becerilerinin hızlı geliştiği 2–5 yaşları arasında başlıyor.

Bazı çocuklarda belirtiler okul çağında fark edilebilirken, ergenlik veya yetişkinlik döneminde ilk kez ortaya çıkması daha nadir görülüyor.

Çocukluk döneminde başlayan kekemelik bazı kişilerde zamanla azalabilir veya tamamen ortadan kalkabilirken, bazı kişilerde ilerleyen yaşlarda da devam edebiliyor.

Tek başına psikolojik travmadan kaynaklanmıyor

Toplumda yaygın inanışlardan biri, kekemeliğin korku, stres veya psikolojik travmalar nedeniyle ortaya çıktığı yönünde.

Ancak gelişimsel kekemeliğin tek başına psikolojik travmadan kaynaklandığını gösteren bilimsel bir dayanak bulunmadığı belirtiliyor.

Kekemelik; genetik yatkınlık, nörolojik gelişim ve konuşmanın motor kontrolüyle ilişkili etkenlerin birlikte rol oynadığı çok faktörlü bir nörogelişimsel durum olarak değerlendiriliyor.

Bununla birlikte uzun süren kekemelik, kişide konuşma kaygısı oluşturabiliyor. Bazı kişiler topluluk önünde konuşmaktan, sınıfta söz almaktan veya sosyal ortamlara katılmaktan kaçınabiliyor.

Yetişkinlikte aniden başlayan kekemelik araştırılmalı

Yetişkinlik döneminde aniden başlayan konuşma akıcılığı sorunlarında farklı nedenlerin değerlendirilmesi gerekiyor.

Kafa travması, inme, bazı nörolojik hastalıklar, beyin tümörleri, cerrahi girişimler veya bazı ilaçların etkileri sonucunda edinilmiş kekemelik gelişebiliyor.

Bu nedenle yetişkinlikte aniden başlayan kekemeliğin ayrıntılı tıbbi değerlendirmeden geçirilmesi önem taşıyor.

“Kendiliğinden geçer” diye beklemeyin

Gelişimsel kekemelik bazı çocuklarda başlangıcından sonraki ay veya yıllarda kendiliğinden düzelebiliyor.

Ancak hangi çocukta düzelmenin gerçekleşeceğini önceden kesin olarak belirlemek mümkün değil.

Kekemeliğin ne kadar süredir devam ettiği, aile öyküsü, çocuğun yaşı, eşlik eden dil ve konuşma güçlükleri ve çocuğun bu duruma verdiği duygusal tepkiler değerlendirmede dikkate alınması gereken faktörler arasında bulunuyor.

Bu nedenle belirtiler fark edildiğinde uzun süre beklemek yerine dil ve konuşma terapisi açısından değerlendirme yapılması öneriliyor.

“Yavaş konuş” demek baskıyı artırabilir

Ailenin ve yakın çevrenin yaklaşımı, özellikle çocukluk dönemindeki iletişim deneyimini doğrudan etkileyebiliyor.

Çocuğun konuşmasını sürekli düzeltmek, takıldığı kelimeleri tamamlamak, konuşmasını hızlandırmaya çalışmak veya nasıl konuşması gerektiğini tekrar tekrar söylemek üzerindeki baskıyı artırabiliyor.

“Yavaş konuş”, “önce nefes al”, “düşünerek konuş”, “dur ve tekrar söyle” gibi iyi niyetli uyarılar da çocuğun kendi konuşmasına aşırı odaklanmasına neden olabiliyor.

Bunun yerine çocuğun nasıl konuştuğundan çok ne anlatmak istediğine odaklanılması, sabırla dinlenmesi ve sözünü tamamlaması için yeterli zaman verilmesi öneriliyor.

Kekemelik utanılacak bir durum değil

Kekemelik hakkında konuşmaktan tamamen kaçınmak da doğru bir yaklaşım olarak görülmüyor.

Çocuk yaşadığı güçlüğün farkındaysa, soru soruyor veya bu nedenle üzülüyorsa duygularının anlayışla karşılanması gerekiyor.

Kekemeliğin utanılması veya gizlenmesi gereken bir durum olmadığı, konuşurken zorlanmanın kişinin düşüncelerinin değerini azaltmadığı yaşına uygun bir dille anlatılabilir.

Amaç yalnızca akıcı konuşmak değil

Kekemelikte temel hedefin yalnızca daha akıcı konuşmayı sağlamak olmadığı belirtiliyor.

Erken değerlendirme, kişiye özel terapi, aile katılımı ve destekleyici iletişim ortamı sayesinde bireyin kekemelik yaşasa bile düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi, iletişimden kaçınmaması ve sosyal yaşama katılımının desteklenmesi amaçlanıyor.