Kalbin düzenli çalışmasında önemli görev üstlenen kapakçıklar, kanın kalp boşlukları ve büyük damarlar arasında doğru yönde ilerlemesini sağlıyor. Aort, mitral, triküspit ve pulmoner kapakların normal şekilde açılıp kapanamaması ise zaman içinde kalbin çalışma düzenini bozabiliyor.
Kalp kapakçığı hastalıkları bazı hastalarda rutin kontroller sırasında tesadüfen tespit edilirken, bazı kişilerde ise nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma ve göğüs ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor.
Kalp kapakçığı hastalıkları neden oluşuyor?
Kalp kapakçığı hastalıklarının gelişiminde doğumsal yapısal farklılıklar, yaşlanmaya bağlı değişiklikler, enfeksiyonlar ve bazı kronik hastalıklar etkili olabiliyor.
Yaş ilerledikçe kapak dokusunda kalınlaşma ve kireçlenme gelişebiliyor. Bu durum özellikle aort kapak darlığının önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
Mitral kapak prolapsusu gibi yapısal bozukluklarda ise kapak yaprakçıkları normal kapanma pozisyonunu koruyamayabiliyor ve kanın geriye kaçmasına neden olabiliyor.
Romatizmal kalp hastalığı, enfektif endokardit, kalp krizi ve kalp kası hastalıkları da kapakların normal çalışmasını bozabilecek diğer nedenler arasında yer alıyor.
Hangi belirtiler dikkate alınmalı?
Kalp kapakçığı hastalıklarının belirtileri, etkilenen kapağa ve hastalığın derecesine göre değişebiliyor.
En sık görülen belirtiler arasında şunlar bulunuyor:
- Eforla başlayan veya zamanla dinlenirken de görülen nefes darlığı
- Çabuk yorulma
- Çarpıntı
- Göğüs ağrısı veya baskı hissi
- Efor sırasında bayılma
- Ayak bileklerinde şişlik
- Karında sıvı birikimi
- Gece nefes darlığıyla uyanma
- Yatarken birden fazla yastığa ihtiyaç duyma
Özellikle ileri aort kapak darlığında efor sırasında göğüs ağrısı ve bayılma önemli uyarı işaretleri arasında kabul ediliyor.
Kalpte üfürüm her zaman ciddi hastalık anlamına gelmiyor
Kalp kapakçığı hastalıklarının değerlendirilmesinde fizik muayene önemli bir yer tutuyor. Stetoskopla yapılan dinlemede duyulan üfürüm, kanın kalp içinde türbülanslı hareket ettiğini gösterebiliyor.
Ancak her üfürüm ciddi kapak hastalığı anlamına gelmiyor. Bazı sağlıklı kişilerde de fizyolojik üfürümler duyulabiliyor.
Buna karşılık ciddi kapak hastalığı bulunan bazı kişilerde üfürüm beklenenden daha hafif olabiliyor. Bu nedenle hastalığın derecesi yalnızca üfürümün şiddetine göre belirlenemiyor.
Tanıda en önemli yöntemlerden biri ekokardiyografi
Ekokardiyografi, kalp kapakçığı hastalıklarının tanı ve takibinde en sık kullanılan yöntemlerden biri.
Ultrason dalgalarıyla yapılan incelemede kapakların açılıp kapanması, kalp boşluklarının büyüklüğü, kalp kasının kalınlığı ve kalbin kasılma gücü değerlendirilebiliyor.
Doppler ekokardiyografi sayesinde kapaklardan geçen kanın hızı ve yönü incelenerek kapak darlığının derecesi veya geriye kaçan kan miktarı belirlenebiliyor.
Bazı hastalarda daha ayrıntılı değerlendirme için yemek borusundan yapılan transözofageal ekokardiyografi, kalp tomografisi veya kardiyak manyetik rezonans görüntüleme de kullanılabiliyor.
Tedavi hastalığın derecesine göre değişiyor
Hafif kapak sorunlarında düzenli takip yeterli olabiliyor. Bu süreçte hastanın şikâyetleri ve ekokardiyografi bulguları belirli aralıklarla değerlendiriliyor.
İlaç tedavileri, kapak hastalığına eşlik eden kalp yetersizliği, yüksek tansiyon veya ritim bozukluğu gibi sorunların kontrolüne yardımcı olabiliyor.
Ancak ileri düzey kapak darlığı veya yetmezliğinin yalnızca ilaçla ortadan kaldırılması çoğu zaman mümkün olmuyor.
Bu durumda cerrahi kapak tamiri, kapak değişimi veya uygun hastalarda kateter yoluyla yapılan girişimler gündeme gelebiliyor.
Erken tanı kalp fonksiyonlarını korumada önemli
Kalp kapakçığı hastalıklarının uzun süre belirgin şikâyet oluşturmadan ilerleyebilmesi, düzenli kontrollerin önemini artırıyor.
Hastalığın ilerlemesi kalp boşluklarında genişleme, kalp kasının çalışma gücünde azalma ve ritim bozukluklarına yol açabiliyor.
Nefes darlığında artış, efor kapasitesinde belirgin düşüş, yeni başlayan çarpıntı veya bayılma ortaya çıktığında kontrol tarihinin beklenmemesi gerekiyor.
Ani gelişen ciddi nefes darlığı, şiddetli göğüs ağrısı veya bilinç kaybı ise acil değerlendirme gerektiren belirtiler arasında yer alıyor.





