Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Bahçeli’den fon soruşturması, belediyeler ve basın özgürlüğüne ilişkin açıklamalar: “Huzur ve güven iklimini sabote eden girişimler kabul edilemez”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Fon soruşturmasından belediyelere yönelik yargı süreçlerine, basın özgürlüğünden Terörsüz Türkiye hedefine, Suriye ve Irak’taki gelişmelerden Kıbrıs meselesine kadar birçok konuda açıklama yapan Bahçeli, ekonomik istikrarın korunması ve hukukun üstünlüğünün önemine dikkat çekti. Bahçeli, 2027 yılı bütçesi, üniversiteler ve Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 20 Ekim 2026 Salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen partisinin grup toplantısında iç ve dış politikadaki gelişmeleri değerlendirdi.

Konuşmasında özellikle sermaye piyasalarına yönelik fon soruşturması, belediyelerdeki yargı süreçleri ve basın özgürlüğü tartışmaları üzerinde duran Bahçeli, Türkiye’nin huzur ve güven ortamının korunması gerektiğini vurguladı.

Bahçeli, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerinin birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirterek Suriye, Irak, İran ve Kıbrıs’taki gelişmelere ilişkin de önemli mesajlar verdi.

Marmara’daki sel felaketine ilişkin açıklama: Altyapı ve imar disiplini belirleyici

Konuşmasına İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’ndeki bazı illerde aşırı yağışların ardından yaşanan sel felaketinde hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı ve afetten etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başlayan Bahçeli, afetle mücadele eden kurumlara ve çalışanlara teşekkür etti.

Aşırı yağışların olağanüstü boyutlarda olduğunu ancak yaşanan sonuçlarda altyapı ve şehir planlamasının da belirleyici rol oynadığını ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:

“Yağışın olağanüstü olduğu kabul edilmekle birlikte yaşanan tabloda altyapı ve imar disiplininin belirleyici olduğu da ortadadır.”

Doğal afetlere karşı önleyici tedbirlerin önemine dikkat çeken Bahçeli, afet yönetiminin yalnızca kriz anında gerçekleştirilen müdahalelerle sınırlı tutulamayacağını belirtti.

Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Afetlerle mücadele, bütün kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, bilim çevrelerini ve toplumu kapsayan stratejik bir kamu politikası olarak ele alınmalı, yer seçiminden riskli alanların dönüştürülmesine ve ıslah projelerine kadar doğal afetlerin zararlarının en aza indirilebilmesi temeline dayanmalıdır. Afetten etkilenen vatandaşlarımızın uğradıkları zararın behemehal karşılanacağına ve benzer hadiseler yaşanmasın diye gerekli tedbirlerin alınacağına inanıyor, Allah, ülkemizi ve milletimizi her türlü afet ve musibetten esirgesin diyorum.”

Fon soruşturmasına sert tepki: Milletin tasarrufuna göz dikenler hesap vermeli

Bahçeli’nin konuşmasındaki önemli başlıklardan biri de sermaye piyasalarına yönelik yürütülen fon soruşturması oldu.

Sürdürülebilir ekonomik büyüme ve fiyat istikrarının sağlanabilmesi için finansal sistemin sağlıklı işlemesi gerektiğini belirten Bahçeli, sermaye piyasalarının gelişiminin güçlü bir denetim mekanizmasıyla desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Finansal piyasalarda güven ortamının korunmasının ekonomik istikrar açısından temel unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Bahçeli, soruşturmaya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden, Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır.”

Bahçeli, vatandaşların birikimlerine zarar verenlerin hukuk önünde en güçlü yaptırımlarla karşılaşması gerektiğini belirtti.

Soruşturmanın bütün yönleriyle aydınlatılması, suçluların ortaya çıkarılması ve mağduriyetlerin giderilmesinin önemine değinen Bahçeli, konuyla ilgili Meclis gündeminde bulunan yasal düzenlemeyi de değerlendirdi.

“Adalet suçluyu cezalandırmak yanında masumu korumaktır”

Bahçeli, fon soruşturmasının yalnızca cezai yaptırımlarla sınırlı kalmaması, aynı zamanda sermaye piyasalarında güvenin yeniden güçlendirilmesi açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Suçluların açığa çıkarılması ve mağduriyetlerin giderilmesi yönünde atılan önemli adımlardan, konuya ilişkin yasal düzenlemenin Meclis Genel Kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Daha önce de vurguladığım gibi bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet suçluyu cezalandırmak yanında masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir. Cumhurbaşkanımızın isabetle ‘fahiş kazancın bedelinin ödetileceği ve devletin kimseyi mağdur etmeyeceğini’ söylemesi, adaletin tecellisine olan güveni artırmıştır. Milletimiz emin olsun. Bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir.”

Ekonomide bazı sorunların bulunduğunu kabul eden Bahçeli, buna karşın Türkiye ekonomisinin sağlam temeller üzerinde yükseldiğini savundu.

MHP’nin milletin hak ve hukukunu savunmayı sürdüreceğini belirten Bahçeli, gelir dağılımında adaletin güçlendirilmesi ve dar gelirli vatandaşların beklentilerinin karşılanması için atılacak adımların takipçisi olacaklarını ifade etti.

Belediyelere yönelik soruşturmalar: “Mahkemeler siyasi gösterilerin yeri değildir”

MHP Genel Başkanı Bahçeli, İstanbul Büyükşehir Belediyesi merkezli olarak başlayan ve başka belediyeleri de kapsayan soruşturmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Belediyelerde ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda ortaya çıkan çıkar ilişkilerinin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ahlaki boyutları bulunduğunu belirten Bahçeli, yargılama süreçlerinin siyasi tartışmaların dışında tutulması gerektiğini savundu.

Bahçeli, şunları kaydetti:

“İstanbul Büyükşehir Belediyesinde başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren problem olmanın yanında bir ahlak yoksunluğudur. Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine, yöneltilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler, siyasi gösterilerin değil savunma hakkının esas alındığı yerlerdir.”

Bahçeli, vatandaşların devam eden yargı süreçlerini yakından takip ettiğini ve adaletin gecikmeden tecelli etmesini beklediğini söyledi.

Basın özgürlüğü tartışmalarına ilişkin mesaj: “Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir”

Bahçeli, yürütülen soruşturmalar kapsamında gündeme gelen basın özgürlüğü tartışmalarına da değindi.

Özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu ifade eden Bahçeli, medya kuruluşlarının kamuoyunu bilgilendirme görevlerini özgürce yerine getirmesi gerektiğini belirtti.

Ancak basın özgürlüğünün hukuki ve etik sorumluluklarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“Medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar hukukun da kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır.”

“Huzur ve güven iklimini sabote eden hiçbir girişim kabul edilemez”

Medya kuruluşlarının da diğer kurumlar gibi hukuk karşısında sorumluluk taşıdığını belirten Bahçeli, basın özgürlüğü ile hukuka bağlılığın birbirinden ayrılmaması gerektiğini söyledi.

Bahçeli, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Asıl olan, basın özgürlüğünü savunurken hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşmemektir. Çünkü basın özgürlüğü demokrasinin güvencesi ise hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır. Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, ‘Terörsüz Türkiye’ ve ‘Terörsüz Bölge’ hedeflerinin kuvveden fiile dönüştüğü, kanunsuzlukların üzerine gidildiği bir ortamda huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemez. Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan algıya, FETÖ hesaplarından yapılan kışkırtıcılığa itibar edilmemeli, resmi açıklamalar doğrultusunda hareket edilmelidir. Türkiye’nin, güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması girişimlerinin mutlaka önüne geçilmelidir.”

Türk milliyetçiliği konusunda açıklama: “Milliyetçilik duruş ve şahsiyet meselesidir”

Konuşmasında Türk milliyetçiliğinin tarihsel ve düşünsel temellerine de değinen Bahçeli, milliyetçiliğin etnik şovenizm ve ırkçılıkla özdeşleştirilmesine karşı çıktı.

Türk milliyetçiliğinin bir medeniyet ve millet şuuru taşıdığını vurgulayan Bahçeli, bu anlayışı istismar eden kesimlere tepki gösterdi.

Bahçeli, şunları söyledi:

“Milliyetçilik evvel emirde duruş ve şahsiyet meselesidir. Nice münevverlerin ilim ve düşüncesi, ülküdaşlarımızın emek ve gözyaşı ile yeşerttiği Türk milliyetçiliğinin bereketli topraklarına kaçak yapı kurmaya çalışanlar. Siz hangi fitne senaryosunun gönüllü kalemlerisiniz? Tarihin coğrafyada Türk akışını bilmeyen cahillere tekrardan hatırlatalım, Türk milliyetçiliği, Türklüğü arkaik ve etnik asabiyete hapsetmek değil, onu güçlü millet şuuru ve yüksek medeniyet ufkuyla yükseltme davasıdır. Kelamı Türkçe söylemek, kalemi Türkçe yazmak, istikbale Türkçe bakmaktır.”

Milliyetçi ve ülkücü camiaya birlik çağrısında bulunan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geleceğimizi şekillendirdiğimiz bir dönemde yanlış yönde saf tutmayın. Gelin bir olalım, diri olalım, Lider Ülke Türkiye ülkümüzü hep birlikte gerçeğe dönüştürelim.”

“Terörsüz Türkiye hedefini Terörsüz Bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz”

Bahçeli, Terörsüz Türkiye hedefinin Türkiye’nin gelecek vizyonunun en önemli başlıklarından biri olduğunu belirtti.

Türkiye’nin kendi sınırları içerisindeki güvenlik politikalarının, komşu ülkelerdeki gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Bahçeli, sınır ötesinde faaliyet gösteren silahlı yapıların bölgesel istikrar ve Türkiye’nin güvenliği üzerinde tehdit oluşturduğunu söyledi.

Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir. Sınırlarımızın ötesinde varlığını sürdüren silahlı yapılar, komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye’nin güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu nedenle ‘Terörsüz Türkiye’ hedefini, terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin hedefi, güvenliğini sağlamış, milli birliğini güçlendirmiş bir ülke olarak teknoloji üreten, yüksek katma değerli sanayisini geliştiren, tarımda verimliliği artıran, enerjide dışa bağımlılığını azaltan ve gençlerine yeni fırsatlar sunan bir güç haline gelmektir.”

Üniversitelerle ilgili rakamları açıkladı: 6 milyon 554 bin öğrenci

Bahçeli, yükseköğretim sistemine ve üniversitelerin Türkiye’nin geleceğindeki rolüne de değindi.

Türkiye’de 129’u devlet üniversitesi olmak üzere toplam 208 üniversite bulunduğunu belirten Bahçeli, yükseköğretimdeki öğrenci sayısının 6 milyon 554 bin 312 olduğunu aktardı.

Bahçeli’nin paylaştığı yükseköğretim verileri 

Toplam üniversite                           Devlet üniversitesi                   Yükseköğretim öğrencisi

      208                                                    129                                              6.554.312

2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrencilere ve akademisyenlere başarılar dileyen Bahçeli, üniversiteleri bilimsel rekabetin, fikir egemenliğinin ve kültürel bağımsızlığın önemli merkezleri olarak nitelendirdi.

“Türkçe bilim dili değildir” anlayışına karşı çıkan Bahçeli, üniversitelerin kültürel emperyalizmin etkisine sokulmaması gerektiğini savundu.

Üniversitelere yapılan yatırımların yalnızca eğitim alanına değil, Türkiye’nin üretim gücüne, teknik kapasitesine ve geleceğine yapılan yatırımlar olduğunu belirten Bahçeli, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek irade ve cesaretin gençlerde bulunduğunu ifade etti.

Suriye ve Irak mesajı: Silahlı yapıların tasfiyesi bölgesel güvenliği güçlendirecek

Dış politika gelişmelerini değerlendiren Bahçeli, Orta Doğu’daki güvenlik sorunlarının bölgesel ve küresel istikrar üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

İsrail-Lübnan hattından İran-Yemen eksenine, Hürmüz Boğazı’ndan Babülmendep Boğazı’na uzanan istikrarsızlıkların güvenlik tehditlerini artırdığını belirten Bahçeli, buna karşılık Suriye ve Irak’ta yaşanan bazı gelişmeleri olumlu değerlendirdi.

Irak yönetiminin silahlı yapıların tasfiyesine yönelik girişimlerinin, devlet egemenliğinin ülke genelinde yeniden tesis edilmesi açısından önem taşıdığını ifade eden Bahçeli, Suriye’deki gelişmelere ilişkin de konuştu.

Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“SDG/YPG’nin askeri varlığının sona erdirilerek Suriye devletinin kurumlarına entegrasyonu yönünde atılan somut adımlar ise ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği bakımından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Komşu ülkelerimizde yaşanan bu gelişmeler göstermektedir ki önemli mesafe katedilen ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimiz, bölgesel bir boyut da kazanmaktadır.”

İran ile yürütülen temaslara da değinen Bahçeli, İran İçişleri Bakanının eylül ayında Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamayı hatırlattı.

İran İçişleri Bakanının “PJAK ve tüm kolları varlıklarını sona erdirmeli, silahlarını bırakmalıdır” şeklindeki sözlerine dikkat çeken Bahçeli, bu doğrultuda atılacak adımların bölgesel barış açısından önemli olacağını belirtti.

Kıbrıs konusunda sert açıklama: “Birleşik Kıbrıs Federasyonu ham bir hayaldir”

Bahçeli’nin dış politikaya ilişkin açıklamalarında Kıbrıs meselesi de geniş yer tuttu.

Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin Türkiye’nin güvenliği bakımından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcileri ile Rum tarafı arasında yürütülen temasları yakından izlediklerini söyledi.

Kapalı Maraş’ın Birleşmiş Milletler yönetimine bırakılması ve Gazimağusa Limanı’nın Avrupa Komisyonu gözetiminde işletilmesine yönelik Rum basınına yansıyan haberleri değerlendiren Bahçeli, bu tür girişimlerin Kıbrıs Türklerinin egemenlik hakları açısından kabul edilemez olduğunu savundu.

Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge’ye odaklandığımız bir dönemde Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs’ta provokasyonlar da devam etmektedir. Türkiye’nin güvenlik doktrininde Mavi Vatan’ın stratejik merkezi olan Kıbrıs’ta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcileri ile Rum tarafının temaslarını dikkatle takip ediyoruz.

Rum basınına yansıyan ve yalanlanmayan kapalı Maraş’ın Birleşmiş Milletler yönetimine verilmesi ve Gazimağusa Limanı’nın Avrupa Komisyonu gözetiminde işletilmesine yönelik iddialar, Kıbrıs Türklüğünün egemenlik hakları konusunda vahim bir tablo sunmaktadır. Birleşik Kıbrıs Federasyonu ham bir hayaldir ve Türk egemenliğinin de felaketidir. Rum yönetiminin, İsrail’in Kıbrıs karakolu olma misyonunu üstlendiği bu dönemde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşayan kardeşlerimizi uyanık olmaya davet ediyorum ve diyorum ki Kıbrıs asırlardan beri Türk’tür, ebediyen Türk kalacaktır.”

Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi 29-30 Ekim’de Ankara’da

Bahçeli, Türk dünyasına ilişkin değerlendirmesinde 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nin önemine dikkat çekti.

Zirvenin 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirileceğini belirten Bahçeli, Cumhuriyet’in 103. kuruluş yıl dönümünün Türk dünyasının temsilcileriyle birlikte kutlanacağını söyledi.

Bahçeli, “Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü tüm Türk Dünyası olarak hep birlikte kutlayacak, böylece birlik ve beraberliğimizi dosta düşmana bir kez daha ilan edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Zirvenin Türk devletleri arasındaki dayanışmanın ve ortak hareket etme iradesinin güçlendirilmesi açısından önem taşıdığına işaret etti.

2027 bütçesine destek: Milletvekillerine komisyon çalışmalarını takip etme çağrısı

Konuşmasının ekonomi ve kamu maliyesine ilişkin bölümünde 2027 yılı merkezi yönetim bütçesini de değerlendiren Bahçeli, bütçe teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulduğunu hatırlattı.

2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi ve Sayıştay raporlarının TBMM Başkanlığına iletildiğini belirten Bahçeli, 2027 bütçesini öngörülebilirliği artıran, üretim kapasitesini genişleten ve sosyal devlet ilkesini güçlendiren bir bütçe olarak nitelendirdi.

Bahçeli, bütçenin millete, devlete ve toplum hayatına hayırlı olmasını diledi.

MHP milletvekillerine de çağrıda bulunan Bahçeli, bütçe görüşmelerinin yakından takip edilmesini, milletvekillerinin görüş ve değerlendirmeleriyle sürece katkı sunmasını istedi.

Bahçeli, bütçe görüşmelerinde gereksiz tartışmalardan kaçınılması ve Cumhur İttifakı’nın siyasi yaklaşımına uygun hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM Grup Toplantısı’na geleneksel Türk motifleriyle süslenmiş, üst bölümünde ay yıldızlı Türk bayrağı simgesi bulunan yüzük ve rozetle katılması da dikkati çekti.