Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Altında İç-Dış Piyasa Makası Büyüdü: Kilogramda 12 Bin Dolarlık Farkın Perde Arkası

Altın fiyatlarında dalgalanma sürerken, Türkiye’de fiziki altının yurt dışı fiyatlara göre “primli” işlem görmesi dikkat çekiyor. Sektör temsilcilerinin aktardığına göre kuyumcu piyasasında altının kilogram fiyatı, yurt dışına kıyasla 12 bin dolar (yaklaşık 522 bin TL) daha pahalıya geldi; Kapalıçarşı–spot piyasa makası da gramda yüzlerce liraya ulaştı.

Altın fiyatlarında dalgalanma sürerken, Türkiye’de fiziki altının yurt dışı fiyatlara

Altın piyasasında son günlerde öne çıkan başlık, iç piyasadaki fiziki altın ile dış piyasa fiyatı arasındaki farkın rekor seviyelere tırmanması oldu. Aktarılan verilere göre kuyumcu piyasasında altının kilogram/dolar bazındaki fiyat farkı 12 bin dolara kadar çıktı. Bu fark, dış piyasaya göre Türkiye’de fiziki altına ek bir “prim” oluştuğu anlamına geliyor.

Gramda da makas açıldı: Spot 7.100 TL, Kapalıçarşı 7.650 TL

İç piyasadaki ayrışma yalnızca kilogram bazında değil. Örnek olarak, gram altının spot piyasada 7.100 TL seviyelerinde seyrettiği bir günde Kapalıçarşı’da gram fiyatının 7.650 TL’den satışa sunulduğu, aradaki farkın yaklaşık 550 TL olduğu ifade ediliyor.

“Kota” ve arz sıkışması: Prim neden yükseliyor?

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı ve İMKUSAD Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Yıldırımtürk, iç piyasa ile dış piyasa arasındaki fiyat farkının temel nedenini arzın kısıtlanması ve fiziki talebin yüksek seyri olarak özetliyor. Yıldırımtürk’ün değerlendirmesine göre 2023 yılı ağustos döneminde altın ithalatına getirilen kota kapsamında aylık ithalatın 12 ton ile sınırlandığı; bunun, talebin güçlü olduğu dönemlerde piyasada fiziki altın bulunurluğunu düşürdüğü belirtiliyor.

Yıldırımtürk, Türkiye’de altın ithalatının uzun yıllar ortalamasının yaklaşık 300 ton/yıl seviyesinde bilindiğini, aylık 12 tonluk bir sınırlamanın yıllık bazda arzı önemli ölçüde daralttığını vurguluyor. Bu daralma, özellikle fiziki altına yönelen talep canlı kaldığında “fiyat primi”ni büyütüyor.

“Önden maliyet” kuyumcuya yansıyor, ihracat etkileniyor

Sektör tarafında oluşan kilogram başına 12 bin dolarlık farkın, altını işleyip satışa sunan işletmeler için doğrudan maliyet unsuru haline geldiği ifade ediliyor. Yıldırımtürk, iç piyasada dışarıya göre daha pahalı maliyetle çalışmanın, kuyumculuk ve mücevher tarafında ihracat iştahını zayıflatabildiğini; rekabet gücünün de bu makastan olumsuz etkilenebileceğini dile getiriyor.

Banka ekranındaki fiyat neden daha düşük görünüyor?

Kapalıçarşı fiyatlarının “ekran fiyatı”ndan yüksek görünmesine ilişkin en kritik ayrım ise kaydi altın–fiziki altın farkı. Yıldırımtürk’e göre bankaların ekranda yansıttığı fiyatlar çoğu zaman bankalar arası piyasadaki kaydi işlemleri temel alıyor. Buna karşılık fiziki altın alım-satımında;

  • teslim/işçilik/temin maliyetleri,

  • alış-satış makası,

  • bazı işlemlerde vergi ve komisyon kalemleri
    fiyatın yukarıda oluşmasına neden olabiliyor. Tüketicinin “ekrandaki fiyat” ile “çarşı fiyatı” arasındaki farkı genellikle toplam maliyeti gördüğünde daha net anladığı belirtiliyor.

Rafinerilerde üretim baskısı iddiası

Fiziki talep yükselirken rafinerilerin gram altın üretiminde dönemsel olarak zorlandığı da ifade ediliyor. Bu durumda piyasada ürün bulunurluğu azaldıkça Kapalıçarşı’da makasın daha da açabildiği değerlendiriliyor.