Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, hastalığın mümkün olduğunca belirti vermeden erken evrede saptanmasının tedavi başarısını artırdığına dikkat çekiyor.
Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Benim hiçbir şikayetim yok” düşüncesinin erken tanı fırsatının kaçırılmasına yol açabileceğini belirterek, düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Çakmakçı, gelişen görüntüleme yöntemlerinin erken tanı imkanlarını artırdığını; fazla kilo, menopoz sonrası obezite, fiziksel aktivite azlığı, sigara, alkol kullanımı ve bazı hormonal tedavilerin de meme kanseri riskini artırabildiğini söyledi.
Meme kanserinin 7 önemli belirtisi
Meme kanserinde dikkat edilmesi gereken belirtilerin başında memede yeni ortaya çıkan kitle geliyor. Özellikle daha önce bulunmayan, sert, düzensiz veya giderek büyüyen oluşumların mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.
Prof. Dr. Çakmakçı, her meme kitlesinin kanser anlamına gelmediğini belirterek, “30 yaşındaki bir kadının memesinde saptanan kitle yüzde 90 olasılıkla iyi huylu, yüzde 10 olasılıkla kötü huylu iken, 60 yaşında bu oran yüzde 50-50 olur. Tüm yaş grupları birlikte düşünüldüğünde meme kitlelerinin yüzde 80’i iyi huyludur, yüzde 20’si kanserdir.” dedi.
Dikkat edilmesi gereken diğer belirtiler ise şöyle sıralanıyor:
- Memede yeni ortaya çıkan kitle
- Memede şekil veya büyüklük değişikliği
- Meme derisinde çökme, çekilme veya belirgin kalınlaşma
- Meme başında içe doğru çekilme ya da yeni gelişen değişiklik
- Meme başından kendiliğinden gelen, özellikle kanlı akıntı
- Meme veya meme başı çevresinde kızarıklık, döküntü ya da deri değişikliği
- Koltuk altında veya köprücük kemiği çevresinde yeni ortaya çıkan şişlik
Uzmanlar, bu bulguların her zaman meme kanseri anlamına gelmediğini ancak yeni ortaya çıkan, tek taraflı, geçmeyen veya giderek belirginleşen değişikliklerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Belirtiyi beklemeyin
Meme kanseri tarama ve kontrol programlarının kişinin yaşı, aile öyküsü, genetik riskleri, meme yapısı ve diğer risk faktörlerine göre planlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Çakmakçı, ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan kadınların risk değerlendirmesini daha erken yaptırmasının önem taşıdığını söyledi.
Çakmakçı, risk grubundaki 40 yaş altı kadınlarda ultrasonografi ve gerektiğinde MR ile düzenli doktor kontrolünün önemine dikkat çekerken, 40 yaş sonrasında yıllık ultrasonografi ve mamografinin erken tanı şansını artırabileceğini ifade etti.
Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nın yalnızca hastalık hakkında bilgi edinmekten ibaret olmadığını vurgulayan Çakmakçı, kadınların kendi sağlıklarının sorumluluğunu almaları, kontrollerini aksatmamaları ve memede yeni bir değişiklik fark ettiklerinde zaman kaybetmeden hekime başvurmaları gerektiğini belirtti.






