Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

İyilik doğru sınırlarla hem ruh haline hem ilişkilere iyi gelebiliyor

Gönüllü ve düzenli yardım davranışlarının sosyal bağları, aidiyet duygusunu ve psikolojik iyi oluşu destekleyebildiği belirtiliyor. Ancak uzmanlar, sürekli başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymanın zamanla kendini ihmal etmeye dönüşebileceğine dikkat çekiyor.

Gönüllü ve düzenli yardım davranışlarının sosyal bağları, aidiyet duygusunu ve

İyilik yapmak yalnızca yardım edilen kişiye değil, yardım eden kişiye de psikolojik olarak olumlu katkılar sağlayabiliyor. Uzmanlara göre bir başkasına destek olmak, kişide anlamlı ve faydalı olma hissini güçlendirebilir; sosyal bağları, aidiyet duygusunu ve yeterlilik hissini destekleyebilir.

Nöropsikolojik araştırmalar da prososyal davranışların beynin ödül, empati ve sosyal bağlarla ilişkili sistemleriyle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle küçük bir yardımın ardından bile kişinin kendisini daha iyi hissetmesi mümkün olabiliyor.

Düzenli iyilik psikolojik iyi oluşu destekleyebilir

Uzmanlar, iyilik davranışının yalnızca kısa süreli olumlu duygular oluşturmadığını, düzenli ve gönüllü biçimde yapıldığında daha uzun vadede de psikolojik iyi oluşla ilişkili olabileceğini belirtiyor.

Özellikle kişinin yaşamını anlamlı ve değerli hissetmesi, sosyal bağlarının güçlenmesi ve aidiyet duygusunun artması bu etkiler arasında gösteriliyor.

Burada önemli olan noktalardan biri, yardım davranışının kişinin kendi isteğiyle gerçekleşmesi. Zorunluluk hissiyle yapılan yardımların aynı olumlu etkiyi yaratmayabileceği ifade ediliyor.

“İyilik bulaşıcıdır” sözü yalnızca mecaz değil

İyilik gören bir kişinin daha sonra başka birine yardım etme ihtimalinin de artabileceği belirtiliyor.

Psikolojide bu durum, kişinin kendisine yapılan iyiliği aynı kişiye değil başka birine aktarması anlamına gelen genelleştirilmiş karşılıklılık kavramıyla açıklanıyor.

Deneysel çalışmalar, yardım alan kişilerin daha sonra başkalarına karşı daha cömert davranabildiğine işaret ediyor. Ancak uzmanlar, bu etkinin her durumda otomatik olarak ortaya çıkmadığını da vurguluyor.

İyilik görünmez bir borca dönüşmemeli

İlişkilerde karşılık beklemek insani bir durum olsa da yapılan iyiliğin görünmez bir borç ilişkisine dönüşmesi sorun yaratabiliyor.

“Ben senin için bunu yaptım, sen de benim için bunu yapmak zorundasın” düşüncesi güçlendikçe yardım davranışı gönüllülükten çıkıp ilişki üzerinde baskı oluşturmaya başlayabiliyor.

Sağlıklı ilişkilerde karşılıklılık önemli olsa da yapılan her iyiliğin aynı ölçüde ve aynı biçimde geri ödenmesi gerektiği düşüncesinin ilişkilere zarar verebileceği belirtiliyor.

İyilikte sınır koymak bencillik değil

Sürekli başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymak, zamanla iyilikten çok kendini ihmal etme davranışına dönüşebiliyor.

Uzmanlar bu noktada kişinin kendisine şu soruyu sormasını öneriyor:

“Bunu gerçekten yapmak istediğim için mi yapıyorum, yoksa hayır dersem suçlu hissedeceğim, reddedileceğim ya da sevilmeyeceğim için mi?”

Kişi sürekli zamanından, enerjisinden ve kendi ihtiyaçlarından vazgeçiyor, “hayır” diyemiyor ve başkalarının çözebileceği sorunları sürekli üstleniyorsa sınırlar bulanıklaşmış olabilir.

Bu nedenle iyilikte sınır koymak bencillik olarak değil, hem kişinin kendisini hem de ilişkilerini koruyan sağlıklı bir davranış olarak değerlendiriliyor.

Yardım etmek bazen kendi duygularından kaçışa dönüşebilir

Yardım etmek sağlıklı bir davranış olsa da bazı durumlarda kişinin kendi sorunlarıyla yüzleşmesini ertelemesinin bir yolu haline gelebiliyor.

Sürekli başkalarının problemleriyle ilgilenmek; kişinin kendi yalnızlığı, kaygısı, ilişkisel sorunları veya karşılanmayan ihtiyaçlarıyla ilgilenmesini geciktirebilir.

Burada belirleyici olan yardımın kendisi değil, davranışın hangi amaçla ve ne kadar esnek biçimde yapıldığı.

Kişi başkalarıyla ilgilenmediğinde yoğun suçluluk hissediyor ya da kendi ihtiyaçlarına zaman ayırmakta sürekli zorlanıyorsa bu davranış örüntüsünün yeniden değerlendirilmesi faydalı olabilir.

En sağlıklı iyilik: Kendini tüketmeden katkı sunabilmek

İyilik ile ruh hali arasındaki ilişkinin iki yönlü olduğu belirtiliyor. Kişi kendisini iyi hissettiğinde çevresine yönelmek ve yardım etmek daha kolay hale gelebilirken, yardım etmek de olumlu duyguları ve sosyal bağlılık hissini güçlendirebilir.

Ancak bu etkinin kişiden kişiye, yardımın biçimine ve motivasyona göre değişebileceği ifade ediliyor.

Uzmanlara göre iyiliğin en sağlıklı hali, kişinin kendisini tüketmeden bir başkasının hayatına katkıda bulunabilmesi. Doğru sınırlar içinde yapılan iyilik, yalnızca karşı tarafa verilen bir destek değil; kişinin kendi yaşamındaki anlam, bağ ve aidiyet duygusunu da besleyen bir davranış olabiliyor.

Reklamı Geç