Yüzleri görmek ancak kime ait olduklarını anlayamamak… Nörolojide prosopagnozi olarak adlandırılan yüz körlüğü, kişinin görme yetisi normal olmasına rağmen tanıdığı insanların yüzlerini ayırt etmekte güçlük çekmesiyle ortaya çıkıyor.
Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, yüz körlüğünün hafif düzeyde yalnızca yeni tanışılan kişileri ayırt edememe şeklinde görülebileceğini, ağır vakalarda ise kişinin eşini, çocuğunu, annesini hatta aynadaki kendi yüzünü dahi tanıyamayabileceğini belirtti.
Beyin yüzü görüyor ancak kim olduğunu çözemiyor
Prosopagnozide sorun gözlerin yüzü görmesinden değil, beynin gördüğü yüzü daha önce kayıtlı kimlik bilgileriyle eşleştirememesinden kaynaklanıyor.
Şalçini, hastaların kişinin gözünü, burnunu, ağzını ve diğer yüz ayrıntılarını net biçimde görebildiğini ancak beynin bu parçaları bir bütün halinde belirli bir kimlikle eşleştiremediğini ifade etti.
Başka bir ifadeyle kişi karşısındaki yüzü ayrıntılarıyla görebiliyor ancak “Bu kişi kim?” sorusunun yanıtını çıkaramayabiliyor.
Kendi yüzünü bile tanıyamayan hastalar olabiliyor
Yüz körlüğünün şiddeti kişiden kişiye değişiyor.
Hafif vakalarda yeni tanışılan kişilerin yüzleri hatırlanamazken, hastalığın ağır seyrettiği durumlarda aile bireyleri ve yakın arkadaşlar bile yalnızca yüzlerine bakılarak ayırt edilemeyebiliyor.
Bazı ileri vakalarda kişinin aynada gördüğü kendi yüzünü tanımakta dahi güçlük çekebildiğine dikkat çeken Şalçini, hastaların bu nedenle başka özelliklerden yararlandığını söyledi.
Ses tonu, saç şekli, belirgin bir takı, kıyafet, yürüyüş biçimi veya konuşma tarzı yüz yerine kullanılan başlıca ipuçları arasında bulunuyor.
Beyindeki “yüz tanıma alanı” önemli rol oynuyor
Sağlıklı beyinde yüzlerin tanınmasında temporal lobun alt kısmında bulunan fusiform yüz alanı (FFA) önemli görev üstleniyor.
Bu sistem sayesinde görülen bir yüz saniyenin çok küçük bir bölümünde değerlendirilerek hafızadaki kişi bilgileriyle eşleştiriliyor.
Prosopagnozide ise bu bölgedeki sinir ağları veya yüz tanıma bölgesinin hafıza merkezleriyle bağlantıları hasarlı ya da doğuştan işlevsiz olabiliyor.
Şalçini, bu durumda beynin yüzü bütün olarak algılamak yerine kaş yapısı, çene çizgisi veya saç gibi ayrıntıları tek tek incelemeye çalıştığını ancak bunun hızlı yüz tanıma için çoğu zaman yeterli olmadığını belirtti.
Doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebiliyor
Yüz körlüğünün iki temel biçimi bulunuyor.
Doğuştan prosopagnozi
Bazı kişilerde yüz tanıma sistemi genetik veya erken gelişimsel faktörler nedeniyle yeterince gelişmeyebiliyor.
Bu kişiler hayatları boyunca yüzleri tanımakta güçlük yaşamalarına rağmen durumlarının bir hastalık olduğunun farkına varmayabiliyor.
Sonradan gelişen prosopagnozi
Daha önce yüzleri normal şekilde tanıyabilen kişilerde bazı nörolojik sorunların ardından yüz körlüğü ortaya çıkabiliyor.
Bunlar arasında;
- inme,
- kafa travması,
- beyin tümörleri,
- ensefalit gibi enfeksiyonlar,
- Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklar
bulunuyor.
Özellikle beynin sağ alt temporal bölgesinde meydana gelen hasar, daha önce normal çalışan yüz hafızasının bozulmasına neden olabiliyor.
“İsim hafızam kötü” diyerek yıllarca fark etmeyebilirler
Prosopagnozinin en dikkat çekici yönlerinden biri de özellikle doğuştan yüz körlüğü yaşayan kişilerin durumlarının farkına varamayabilmesi.
Bu kişiler herkesin yüzleri kendileri gibi tanıdığını düşündüğü için yaşadığı güçlüğü çoğu zaman “İsim hafızam kötü”, “İnsanları birbirine karıştırıyorum” veya “Dikkatim zayıf” şeklinde açıklayabiliyor.
Beynin zaman içinde alternatif tanıma yöntemleri geliştirmesi de hastalığın fark edilmesini güçleştirebiliyor.
Kişi farkında olmadan saç şekli, ses, kıyafet, aksesuar veya yürüyüş biçimini kullanarak karşısındakini tanımayı öğrenebiliyor.
Bu nedenle bazı kişiler prosopagnozisi olduğunu ancak yetişkinlik döneminde yapılan nörolojik değerlendirmeler sırasında öğrenebiliyor.
Sosyal yaşamı ciddi biçimde etkileyebiliyor
Yüz körlüğü yalnızca nörolojik bir algı problemi olarak kalmıyor, kişinin sosyal hayatını da önemli ölçüde etkileyebiliyor.
Yakın bir arkadaşını sokakta tanımadan geçmek veya tanımadığı bir kişiyi yakını sanarak selamlamak zaman içerisinde mahcubiyet ve sosyal kaygıya yol açabiliyor.
Çevredeki kişilerin durumu bilmemesi halinde yüz körlüğü yaşayan bireyler “soğuk”, “ilgisiz” veya “kibirli” şeklinde yanlış değerlendirilebiliyor.
Bu yanlış anlaşılmaların tekrarlanması, bazı hastaların sosyal ortamlardan uzaklaşmasına ve insan ilişkilerinde daha çekingen davranmasına neden olabiliyor.
Kesin tedavisi bulunmuyor
Prosopagnozide beyindeki yüz tanıma mekanizmasını tamamen eski haline getiren kesin bir ilaç veya cerrahi tedavi bulunmuyor.
Nörolojik rehabilitasyon kapsamında beynin nöroplastisite kapasitesinden yararlanmayı amaçlayan bilişsel egzersizler uygulanabilse de tedavinin temelini çoğunlukla telafi edici yöntemler oluşturuyor.
Hastalara insanları;
- ses tonundan,
- konuşma biçiminden,
- saç kesiminden,
- duruşundan,
- yürüyüş tarzından,
- belirgin kıyafet veya aksesuarlarından
ayırt etmeye yönelik yöntemler öğretilebiliyor.
Dr. Şalçini, bu yöntemlerin yüz tanıma sorununu ortadan kaldırmadığını ancak kişinin günlük ve sosyal yaşamını daha rahat sürdürebilmesine yardımcı olabildiğini vurguladı.
Yüz körlüğünün dikkat çeken belirtileri
Prosopagnozi yaşayan kişilerde şu durumlar görülebiliyor:
| Belirti | Nasıl ortaya çıkıyor? |
|---|---|
| Tanıdık yüzleri ayırt edememe | Yakın kişileri yüzlerinden tanımakta zorlanma |
| Yeni tanışılan kişileri unutma | Aynı kişiyle tekrar karşılaşınca tanıyamama |
| Ses ve kıyafete odaklanma | Kimliği yüz yerine başka özelliklerden çıkarma |
| Film ve dizilerde karakterleri karıştırma | Yüzleri birbirine benzeyen kişileri ayırt edememe |
| Sosyal ortamlardan kaçınma | Yanlış kişiyi tanıma veya tanıdığı kişiyi tanımama korkusu |
| Kendi yüzünü tanımakta güçlük | Ağır vakalarda aynadaki görüntüyü ayırt edememe |
Uzmanlar, yüzleri tanımakta belirgin ve sürekli güçlük yaşayan kişilerin özellikle bu sorun sonradan ortaya çıktıysa nörolojik değerlendirmeden geçmesinin önemli olduğuna dikkat çekiyor.





