Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Zayıflama iğneleriyle ilgili dikkat çeken araştırma: Solunum kaslarında kuvvet kaybı görülebiliyor

Son yıllarda obezite tedavisinde yaygınlaşan ve kamuoyunda “zayıflama iğnesi” olarak bilinen GLP-1 temelli ilaçlarla ilgili dikkat çeken bir araştırmanın ön sonuçları paylaşıldı. Biruni Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Buket Akıncı, egzersiz yapmadan hızlı kilo veren kişilerde yalnızca kol ve bacak kaslarının değil, nefes alıp vermede görev alan solunum kaslarının da etkilenebildiğini açıkladı. Araştırmada solunum kaslarında yaklaşık yüzde 10 birimlik kuvvet kaybı gözlendiği belirtildi.

Son yıllarda obezite tedavisinde yaygınlaşan ve kamuoyunda “zayıflama iğnesi” olarak

Obezite ve fazla kilo, diyabetten kalp ve damar hastalıklarına, uyku apnesinden eklem sorunlarına kadar çok sayıda sağlık problemiyle ilişkilendiriliyor. Son yıllarda iştahı azaltması, tokluk hissini uzatması ve kilo kontrolüne yardımcı olması nedeniyle GLP-1 temelli ilaçlara olan ilgi de giderek artıyor.

Ancak uzmanlar, bu ilaçlarla sağlanan hızlı kilo kaybının yalnızca tartıdaki rakamlar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü kilo verme sürecinde yağ dokusuyla birlikte yağsız vücut kütlesinde de azalma yaşanabiliyor. Yağsız kütlenin önemli bir bölümünü oluşturan kas dokusundaki kayıp ise güç, dayanıklılık, hareket kapasitesi ve solunum fonksiyonları açısından önem taşıyor.

Biruni Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Buket Akıncı ve ekibinin yürüttüğü çalışmanın ön bulguları, zayıflama iğnesi kullanan ve yeterli egzersiz yapmayan kişilerde solunum kaslarının da bu süreçten etkilenebildiğini ortaya koydu.

İştahı azaltarak enerji alımını düşürüyor

Halk arasında zayıflama iğnesi olarak adlandırılan ilaçların önemli bir bölümü GLP-1 reseptör agonistleri veya benzer inkretin temelli tedavilerden oluşuyor. Bu ilaçlar, vücutta doğal olarak üretilen ve yemeklerden sonra tokluk sinyali oluşturan hormonların etkilerini taklit ediyor.

İştahın azalması, daha erken doygunluk hissedilmesi ve mide boşalmasının yavaşlaması sayesinde günlük enerji alımı düşebiliyor. Bazı ilaçlar kan şekeri kontrolüne de katkı sağlıyor. Avrupa İlaç Ajansı, semaglutid içeren obezite tedavilerinin düşük kalorili beslenme ve fiziksel aktiviteyle birlikte kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Bu ilaçlar belirgin kilo kaybı sağlayabilse de tedavinin sağlıklı şekilde ilerlemesi için beslenme, egzersiz, kas gücü ve vücut bileşiminin birlikte takip edilmesi gerekiyor.

Verilen kilonun tamamı yağdan gitmiyor

Prof. Dr. Buket Akıncı, farklı araştırmalarda GLP-1 temelli tedaviler sırasında yağsız vücut kütlesinde de azalma görülebildiğine dikkati çekti. Yağsız kütle; kas dokusunun yanı sıra vücuttaki suyu, kemikleri, organları ve diğer yağ dışı dokuları da kapsıyor.

Bu nedenle yağsız kütlede meydana gelen her azalma doğrudan aynı miktarda kas kaybı yaşandığı anlamına gelmiyor. Bununla birlikte özellikle hızlı kilo veren, yeterli protein tüketmeyen, ileri yaşta olan veya hareketsiz yaşayan kişilerde kas kaybı riski daha fazla önem kazanıyor.

2026 yılında yayımlanan ve yedi randomize kontrollü çalışmadaki 821 katılımcının sonuçlarını değerlendiren bir sistematik inceleme, GLP-1 tedavileri sırasında mutlak yağsız kütlede azalma görülebildiğini ortaya koydu. Buna karşın toplam vücut ağırlığı içinde yağsız kütlenin oranı artabiliyor; çünkü yağ dokusundaki azalma genellikle daha yüksek düzeyde gerçekleşiyor. Araştırmacılar, tedavinin beslenme ve egzersiz müdahaleleriyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Bilim insanları ayrıca ölçümlerde görülen yağsız kütle kaybının her zaman fiziksel güç ve performansta aynı ölçüde düşüş anlamına gelmediğine işaret ediyor. Kas miktarının yanı sıra kas kalitesi, kuvvet, hareket kabiliyeti ve kişinin günlük işlevleri de değerlendirilmek zorunda.

Solunum kaslarında yüzde 10 birimlik kayıp

Prof. Dr. Buket Akıncı, yürüttükleri çalışmanın ön sonuçlarında yalnızca genel vücut kaslarında değil, solunum kaslarında da kuvvet kaybı gözlemlediklerini söyledi.

Akıncı, egzersiz yapmayan kişilerde sonuçların daha belirgin olduğunu belirterek çalışmada solunum kaslarında yaklaşık yüzde 10 birimlik kuvvet kaybı tespit ettiklerini açıkladı. Kuvvet azalmasının özellikle zorlu nefes verme sırasında görev alan kaslarda öne çıktığını ifade etti.

Karın çevresindeki kilo kaybı daha belirgin olan kişilerde nefes verme kaslarındaki kaybın daha fazla görülebildiğine işaret eden Akıncı, solunum kaslarının da kilo yönetimi sırasında değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Kamuoyuna açıklanan sonuçların çalışmanın ön bulgularına dayandığı belirtiliyor. Açıklamalarda katılımcı sayısı, takip süresi, kullanılan ilaçların dağılımı ve araştırmanın hakemli bir dergide yayımlanıp yayımlanmadığına ilişkin ayrıntılı bilgi bulunmuyor. Bu nedenle yüzde 10 birimlik sonuç, bütün zayıflama iğnesi kullanıcıları için kesin ve değişmez bir risk oranı olarak değerlendirilmemeli.

Nefes verme kasları neden önemli?

Solunum yalnızca akciğerlerle gerçekleştirilen bir işlem değil. Akciğerlerin havayla dolması ve havanın dışarı atılabilmesi için diyafram, göğüs kafesi çevresindeki kaslar ve karın kasları birlikte çalışıyor.

Diyafram, nefes alma sırasında en önemli görevi üstlenen kas olarak biliniyor. Normal ve sakin solunumda havanın dışarı verilmesi büyük ölçüde pasif biçimde gerçekleşse de hızlı veya zorlanarak nefes verme sırasında karın ve gövde kasları aktif olarak çalışıyor.

Bu kaslar ayrıca güçlü biçimde öksürebilmek, hava yollarındaki salgıları temizleyebilmek, konuşma sırasında nefesi kontrol etmek ve fiziksel aktivite sırasında artan solunum ihtiyacını karşılamak açısından önem taşıyor.

Solunum kaslarında belirgin kuvvet kaybı yaşanması durumunda şu şikâyetler görülebiliyor:

  • Merdiven çıkarken veya yokuş yürürken çabuk yorulma
  • Egzersiz sırasında beklenenden erken nefes nefese kalma
  • Dayanıklılık ve fiziksel performansta düşüş
  • Günlük işlerde halsizlik ve enerji kaybı
  • Öksürme gücünde azalma
  • Özellikle solunum hastalığı bulunan kişilerde salgıların temizlenmesinde güçlük

Akıncı, solunum kaslarındaki zayıflamanın efor kapasitesini kısıtlayabileceğini, yorgunluk ve nefes darlığına yol açabileceğini, bazı hastalık dönemlerinde öksürme fonksiyonunun bile etkilenebileceğini söyledi.

Egzersiz yapanlarda sonuçlar daha olumlu

Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de egzersiz yapanlarla yapmayanlar arasındaki farklılık oldu. Prof. Dr. Akıncı, fiziksel aktiviteye ve solunum kaslarına yönelik egzersiz programlarına katılmayan kişilerde kuvvet kaybının daha baskın görüldüğünü belirtti.

Solunum kaslarına yönelik egzersizlerin bulunduğu programlara katılan kişilerde ise kuvvet kaybının önlenebildiği, bazı katılımcılarda solunum kası kuvvetinde artış dahi sağlandığı aktarıldı.

Akıncı, uygulanacak programın standart birkaç nefes egzersizinden ibaret olmaması gerektiğini vurguladı. Kişinin yaşı, mevcut hastalıkları, başlangıçtaki kas gücü, kilo kaybetme hızı ve fiziksel kapasitesi değerlendirilerek bireysel bir program hazırlanması gerektiğini ifade etti.

Solunum kaslarının özel cihazlarla direnç uygulanarak çalıştırılabildiğini belirten Akıncı, genel kuvvetlendirme, aerobik aktivite ve solunum kası egzersizlerinin birlikte planlanmasının daha kapsamlı sonuç sağlayabileceğini söyledi.

Direnç egzersizleri kas kaybına karşı öne çıkıyor

Kilo kaybı sürecinde yalnızca yürüyüş veya düşük tempolu kardiyo egzersizleri yapmak kasların korunması için her zaman yeterli olmayabiliyor. Kas dokusunun korunması açısından kişinin sağlık durumuna uygun şekilde planlanan direnç egzersizleri öne çıkıyor.

Ağırlıklarla, direnç bantlarıyla, makinelerle veya kişinin kendi vücut ağırlığıyla yapılabilen egzersizler kasların uyarılmasına yardımcı oluyor. Ancak özellikle uzun süredir hareketsiz yaşayan, eklem problemi bulunan, kalp veya solunum hastalığı olan kişilerin egzersize sağlık profesyoneli değerlendirmesi sonrasında başlaması gerekiyor.

Güncel bilimsel değerlendirmeler, GLP-1 temelli tedaviler sırasında kas ve kemik sağlığının korunması için yeterli beslenme, düzenli direnç egzersizi ve risk durumuna göre vücut bileşimi takibinin birlikte yürütülmesini öneriyor.

Protein yetersizliği riski artırabiliyor

Tedavide iştahın belirgin biçimde azalması, kişilerin yalnızca toplam kalorisini değil protein, vitamin ve mineral alımını da düşürebiliyor. Günlük öğünlerin küçülmesi, öğün atlanması veya mide ve bağırsak şikâyetleri nedeniyle yeterli beslenilememesi kas kaybı riskini artırabiliyor.

Bu nedenle kilo verme sürecinde yalnızca “az yemek” değil, yeterli ve dengeli beslenmek önem taşıyor. Protein ihtiyacı yaşa, vücut ağırlığına, böbrek fonksiyonlarına, fiziksel aktivite düzeyine ve mevcut hastalıklara göre değişebildiği için tek tip bir program herkes için uygun olmayabiliyor.

Tedavinin hekim ve diyetisyen kontrolünde yürütülmesi; kişinin yeterli protein, sıvı ve mikro besinleri alıp almadığının takip edilmesi öneriliyor. Bilimsel değerlendirmelerde, besinlerle yeterli protein alınmasının ve direnç egzersizinin kas dokusunun korunmasında temel yaklaşım olduğu belirtiliyor.

Kimler daha yakından takip edilmeli?

Zayıflama iğnesi kullanan herkesin aynı düzeyde kas kaybı yaşayacağı söylenemez. Ancak bazı gruplarda daha dikkatli takip gerekebiliyor:

  • İleri yaştaki bireyler
  • Başlangıçta kas kütlesi veya kas gücü düşük olanlar
  • Hareketsiz yaşam sürenler
  • Çok hızlı kilo verenler
  • Günlük beslenmesinde yeterli protein alamayanlar
  • Kronik akciğer, kalp veya nöromüsküler hastalığı bulunanlar
  • Uzun süreli yatak istirahati geçirenler
  • Tekrarlayan düşme, denge bozukluğu veya belirgin güçsüzlük yaşayanlar

Bu kişilerde yalnızca kilo ve beden kitle indeksinin değil; kas kuvveti, yürüme kapasitesi, egzersiz toleransı ve gerektiğinde solunum kası kuvvetinin de değerlendirilmesi önem taşıyor.

İlaçlar hekim kontrolü dışında kullanılmamalı

GLP-1 temelli tedaviler, estetik amaçla gelişigüzel kullanılacak ürünler değil; belirli tıbbi koşullarda, hekim değerlendirmesiyle reçete edilen ilaçlar olarak kabul ediliyor. Resmî ürün bilgilerinde bu tedavilerin düşük kalorili beslenme ve artırılmış fiziksel aktiviteyle birlikte kullanılması gerektiği belirtiliyor.

İlacın dozu, kullanım süresi veya bırakılması konusunda sosyal medyadaki önerilerle hareket edilmemesi gerekiyor. Tedavi sırasında belirgin güç kaybı, giderek artan nefes darlığı, göğüs ağrısı, bayılma, tekrarlayan kusma, ciddi sıvı kaybı veya günlük yaşamı etkileyen halsizlik görülmesi durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.

Uzmanlar, araştırmanın sonuçlarının zayıflama iğnelerinin kullanılmaması gerektiği anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Asıl mesajın, kilo kaybının niteliğine odaklanılması ve yağ kaybı sağlanırken kasların mümkün olduğunca korunması olduğu belirtiliyor.

Tedavinin başarısı yalnızca tartıda görülen kilo azalmasıyla değil; kas gücünün, hareket kabiliyetinin, solunum kapasitesinin ve genel sağlık durumunun korunmasıyla birlikte değerlendirilmelidir.