Yaz aylarında yükselen hava sıcaklıkları ve güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, kanser tedavisi gören hastalar için bazı riskleri artırabiliyor. Özellikle kemoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedavi alan hastalarda sıvı kaybı, güneş hassasiyeti, enfeksiyon riski ve sıcak havaya bağlı sağlık sorunları daha sık görülebiliyor.
Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu, doğru önlemlerle kanser tedavisi sürecinin yaz döneminde de güvenli şekilde sürdürülebileceğini belirtti.
Dr. Erdemoğlu, “Kanser tedavisi gören hastalar için güvenli bir yaz mevsiminin temelinde bilinçli davranmak ve hekim önerilerine uyum göstermek yatmaktadır. Yeterli sıvı tüketimi, güneşten korunma, güvenli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve enfeksiyonlardan korunma gibi basit önlemler hem tedavi sürecinin daha rahat geçmesini sağlar hem de yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır” dedi.
Sıcak hava kemoterapi yan etkilerini artırabiliyor
Kanser tedavisi gören hastalarda sıcak hava, vücudun sıvı dengesini daha hızlı bozabiliyor. Sıvı kaybı yalnızca halsizlik ve baş dönmesine değil, böbrek fonksiyonlarında bozulmaya ve bazı kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinin artmasına da yol açabiliyor.
Bu nedenle hastaların yaz aylarında susamayı beklemeden, düzenli aralıklarla su içmesi önem taşıyor.
Güneşten korunmak yalnızca krem sürmek değil
Tedavi gören hastaların yaz aylarında yaptığı en önemli hatalardan biri, uzun süre güneş altında kalmak oluyor.
Bazı kemoterapi ilaçları ve hedefe yönelik tedaviler, ciltte hızlı güneş yanığı, leke ve tahriş gelişmesine neden olabiliyor. Bu nedenle güneşten korunmanın yalnızca güneş kremi kullanmakla sınırlı olmadığı vurgulanıyor.
Uzmanlara göre gölge alanların tercih edilmesi, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılması, koruyucu kıyafetlerin seçilmesi ve güneşin en yoğun olduğu saatlerden kaçınılması da en az güneş kremi kadar önemli.
Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneşe maruz kalınmaması öneriliyor.
SPF 50 güneş kremi tercih edilmeli
Kanser tedavisi gören hastalar için güneş kremi seçiminde en az SPF 50 koruma sağlayan, geniş spektrumlu yani UVA ve UVB korumalı ürünlerin tercih edilmesi öneriliyor.
Dr. Engin Erdemoğlu, güneş kremleriyle ilgili sosyal medyada bilgi kirliliği bulunduğunu belirterek, hastaların bilimsel verilere güvenmesi gerektiğini söyledi.
Erdemoğlu, onaylı güneş kremlerinin kanser tedavileri veya hormon tedavileriyle klinik açıdan anlamlı bir etkileşim gösterdiğine dair güçlü bir kanıt bulunmadığını ifade etti. Hassas cilde sahip hastalarda çinko oksit veya titanyum dioksit bazlı mineral filtreli ürünlerin iyi bir seçenek olabileceğini belirtti.
Yeterli su tüketimi kritik önem taşıyor
Yaz döneminde onkoloji kliniklerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri yetersiz sıvı tüketimi olarak öne çıkıyor.
Özellikle ileri yaş hastalarda susama hissi her zaman güvenilir olmayabiliyor. Bu nedenle hastaların susamayı beklemeden gün boyunca düzenli su içmesi gerekiyor.
Böbrek veya kalp hastalığı gibi özel bir durum yoksa günlük 2-2,5 litre sıvı tüketimi hedeflenebiliyor. Ancak bu miktarın kişinin kilosuna, aldığı tedaviye ve mevcut sağlık durumuna göre değişebileceği belirtiliyor.
Beslenmede güvenli gıdalar tercih edilmeli
Kanser tedavisi sürecinde yeterli ve dengeli beslenmek, bağışıklık sisteminin desteklenmesine katkı sağlıyor.
Yaz aylarında hafif, dengeli ve güvenilir gıdaların tercih edilmesi öneriliyor. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli protein içeren öğünler ve düzenli sıvı alımı tedavi sürecini destekliyor.
Açıkta satılan yiyeceklerden kaçının
Yaz aylarında açıkta satılan yiyecekler, iyi yıkanmamış sebzeler, çiğ et ve çiğ deniz ürünleri enfeksiyon riski açısından dikkatle değerlendirilmelidir.
Özellikle beyaz küre sayısı düşük olan hastalarda basit bir gıda kaynaklı enfeksiyon bile ciddi sonuçlara yol açabiliyor.
Uzun süre dışarıda beklemiş süt ürünleri, mayonezli yiyecekler ve açık büfe ürünleri de yaz aylarında risk oluşturabiliyor.
Sıcak çarpması belirtileri ihmal edilmemeli
Kanser tedavisi gören hastaların farkında olması gereken önemli risklerden biri de sıcak çarpmasıdır.
Dr. Erdemoğlu, sıcak çarpması ile kemoterapi yan etkilerinin bazen birbirine karışabileceğini belirterek şu belirtilere dikkat çekti:
| Sıcak çarpması açısından uyarıcı belirtiler |
|---|
| Yüksek ateş |
| Bilinç bulanıklığı |
| Aşırı terleme |
| Terleyememe |
| Ciddi baş dönmesi |
| Çarpıntı |
| Bayılma hissi |
Özellikle ileri yaş hastalar, kalp-damar hastalığı bulunanlar, böbrek fonksiyonları sınırlı olanlar ve genel performans durumu düşük hastalar sıcak havalardan daha fazla etkilenebiliyor.
Enfeksiyonlardan korunmak önemli
Kemoterapi bağışıklık sistemini baskılayabildiği için enfeksiyonlara karşı daha dikkatli olunması gerekiyor.
Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçınmak, el hijyenine dikkat etmek, hasta kişilerle yakın temasta bulunmamak ve ateş gelişmesi halinde hekime başvurmak büyük önem taşıyor.
Aktif kalmak tedavi sürecini destekliyor
Fiziksel aktivite, kanser tedavisi sürecinin önemli parçalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Dr. Erdemoğlu, mümkün olduğunca aktif kalmanın yaşam kalitesini ve fiziksel dayanıklılığı artırdığını belirtti. Yaz aylarında yürüyüş, hafif tempolu bisiklet, yüzme ve esneme egzersizlerinin uygun seçenekler arasında yer aldığını söyledi.
Ancak egzersizlerin günün serin saatlerinde yapılması, yeterli sıvı alınması ve aşırı efordan kaçınılması gerekiyor.
Tatil planı tedavi takvimine göre yapılmalı
Kanser tedavisi gören hastaların yaz tatiline çıkmasında çoğu zaman sakınca bulunmuyor. Ancak seyahat planlarının tedavi takvimine göre yapılması gerekiyor.
Gidilecek bölgede sağlık hizmetlerine erişim imkânı araştırılmalı, kullanılan ilaçlar düzenli şekilde taşınmalı ve tedavi programı aksatılmamalı.
Deniz uygun koşullarda tercih edilebilirken, hijyeninden emin olunmayan havuzlarda enfeksiyon riski göz önünde bulundurulmalı.
Yakın zamanda cerrahi geçiren, kateter taşıyan veya ciddi bağışıklık baskılanması olan hastaların daha dikkatli olması gerekiyor.
Estetik işlemler ertelenmeli
Kemoterapi sürecinde estetik uygulamalar konusunda dikkatli olunması gerekiyor.
Botoks, dolgu, mezoterapi ve benzeri işlemler bazı hastalarda uygun olsa da aktif tedavi sırasında enfeksiyon, gecikmiş yara iyileşmesi ve beklenmeyen cilt reaksiyonları açısından risk oluşturabiliyor.
Bu nedenle estetik girişimler mutlaka hastayı takip eden onkoloji uzmanıyla görüşülerek planlanmalı. Özellikle beyaz küre veya trombosit değerlerinin düşük olduğu dönemlerde bu tür işlemlerden kaçınılmalı.





