Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kadın çalışanları sistemden uzaklaştırmayan modeller şart

SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasının önemli bir adım olduğunu belirterek, kadın çalışanların sistemden kopmadan annelik ve çalışma hayatını birlikte sürdürebileceği kreş, nöbet düzenlemesi ve yarı zamanlı çalışma gibi desteklerin zorunlu hale geldiğini söyledi.

SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasının

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin düzenlemenin önemli olduğunu ancak kadın çalışanların çalışma hayatından kopmadan annelik sürecini sürdürebileceği destek mekanizmalarının da hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

Resmi Gazete’de yayımlanan yeni düzenlemeyle doğum izninin 24 haftaya çıkarılması kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, sağlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan kadın çalışanların çalışma koşulları yeniden gündeme geldi.

Doğum izni, yarı zamanlı çalışma modeli ve annelik sonrası çalışma düzeni tartışılırken, özellikle nöbet sistemi, personel eksikliği, düzensiz çalışma saatleri ve kreş yetersizliği nedeniyle kadın çalışanların ağır koşullarda görev yaptığına dikkat çekildi.

“Kadını sistemden uzaklaştırmadan yeni modeller geliştirilmeli”

SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, 24 haftalık doğum izninin önemli bir adım olduğunu ifade ederek, “Doğum izninin uzatılması kıymetlidir ancak mesele yalnızca süre değildir. Kadın çalışan doğum sonrası yeniden aynı yoğun sistemin içine dönüyor. Özellikle gece nöbetleri, vardiyalı çalışma sistemi ve personel eksikliği annelik sürecini çok daha zor hale getiriyor. Burada önemli olan kadın çalışanı yok saymadan, sistemden uzaklaştırmadan anneliği destekleyen sürdürülebilir modeller oluşturmaktır. Aile Yılı vurgusunun yalnızca söylemde değil, çalışma hayatında da karşılık bulması gerekiyor.” dedi.

Akarken, yeni düzenlemelerin sahadaki gerçek çalışma koşulları dikkate alınarak ele alınması gerektiğini belirtti.

Kreş ve yarı zamanlı çalışma vurgusu

Kadın sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yaşadığı sorunların yalnızca mevzuat düzenlemeleriyle çözülemeyeceğini kaydeden Akarken, uygulanabilir destek mekanizmalarının önemine işaret etti.

Akarken, “Bugün sağlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan binlerce kadın çalışan yalnızca mesleki sorumluluklarını değil, annelik yükünü de aynı anda taşımaya çalışıyor. Özellikle nöbet sistemi, personel eksikliği ve düzensiz çalışma saatleri kadın çalışanların yaşamını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle kamu kurumlarında kreş desteğinin yaygınlaştırılması, doğum sonrası nöbet düzenlemelerinin yeniden ele alınması ve yarı zamanlı çalışma hakkının uygulanabilir hale getirilmesi artık bir tercih değil zorunluluktur.” ifadelerini kullandı.

“Kadın çalışan korunmadan sistem güçlenemez”

Kadın çalışanların sağlık ve sosyal hizmet sisteminin en kritik gücü olduğunu vurgulayan Akarken, “Kadın sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yaşadığı sorunlar yalnızca bireysel değil, doğrudan sistem sorunudur. Kadın çalışan korunmadan, desteklenmeden ve çalışma koşulları iyileştirilmeden hizmet kalitesinin sürdürülebilir olması mümkün değildir. Aileyi güçlendirmek için önce kadının çalışma hayatında güvende ve desteklenmiş hissetmesi gerekir.” açıklamasında bulundu.

SAHİM-SEN, doğum izninin artırılmasının yanı sıra kamu kurumlarında kreş imkanlarının yaygınlaştırılması, doğum sonrası nöbet planlamalarının yeniden düzenlenmesi ve yarı zamanlı çalışma hakkının sahada uygulanabilir hale getirilmesi gerektiğini bildirdi.