ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında petrol depolama alanlarının hedef alınması, savaşın çevresel ve insani sonuçlarını da yeni bir başlık haline getirdi. Tahran çevresindeki yakıt tesislerinde meydana gelen yangınların ardından başkent üzerinde yoğun siyah duman tabakası oluşurken, Reuters görüntüleri ve uluslararası haber akışları da Şehran yakıt tankları ile bir rafineri bölgesinden yükselen dumanı doğruladı.
Haberlere göre İranlı yetkililer, Tahran ve Elburz’da dört petrol deposu ile bir petrol ürünleri transfer merkezinin saldırıya uğradığını, olayda aralarında tanker sürücülerinin de bulunduğu dört kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Finansal Times da Tahran üzerinde biriken zehirli duman nedeniyle yetkililerin halka asit yağmuru riskine karşı uyarıda bulunduğunu, kentte hava kalitesinin ciddi biçimde bozulduğunu aktardı.
Milliyet’in haberinde yer verilen Tahran Üniversitesi öğretim üyesi Foad İzadi ise saldırının zamanlamasının tesadüf olmadığını savundu. İzadi, ABD ordusunun yağış beklentisini bildiğini ve petrol tesislerinin bu nedenle hedef alınmış olabileceğini öne sürdü. Bu değerlendirme, eldeki açık kaynaklarda bağımsız biçimde doğrulanmış bir askeri tespit değil; saldırının olası çevresel etkilerine dair bir yorum ve suçlama niteliği taşıyor.
Çevresel risk tartışmasını büyüten başlıklardan biri de yağışla birlikte kirleticilerin yayılma ihtimali oldu. Time ve Financial Times, Tahran’da siyah ve asidik özellik taşıdığı belirtilen yağışın görüldüğünü, İran Kızılayı ile yetkililerin solunum ve temas risklerine karşı uyarılar yaptığını aktardı. Bu yayınlarda, kirli yağışın özellikle açık su yüzeyleri, şehir altyapısı ve hassas gruplar açısından tehlike oluşturabileceği vurgulandı.
Milliyet’in aktardığı CNN International muhabiri Frederik Pleitgen’in sahadaki gözlemleri de benzer bir tabloya işaret etti. Haberde, petrol tesislerine yönelik hava saldırılarının ardından Tahran’da siyah, petrolle kirlenmiş yağmur görüldüğü ve yüzey akışının koyu renk aldığı belirtildi. Bu anlatım, saldırı sonrası oluşan dumanın yalnızca görsel değil, doğrudan günlük yaşamı etkileyen bir çevre sorununa dönüştüğü yorumlarını güçlendirdi.
Saldırıların arka planında ise daha geniş bir savaş tablosu bulunuyor. Reuters ve Anadolu Ajansı’na göre ABD-İsrail saldırıları ile İran’ın karşı saldırılarının sürdüğü çatışmada sivil kayıplar hızla artarken, İran’ın BM Daimi Temsilcisi Said İravani, saldırıların başlamasından bu yana en az 1332 İranlı sivilin hayatını kaybettiğini açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü de İran’daki sağlık altyapısına yönelik çok sayıda saldırıyı doğruladığını duyurdu.
Bu tablo, petrol tesislerine yönelik saldırıların yalnızca askeri hedef tartışmasıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda su güvenliği, hava kirliliği ve halk sağlığı üzerinden daha geniş çaplı bir çevresel kriz riskini de gündeme taşıdığını gösteriyor. Şimdilik en kritik soru, Tahran ve çevresindeki kirli duman ile yağışın kalıcı bir kirliliğe dönüşüp dönüşmeyeceği.




