Türkiye’nin Orta Doğu ve Güney Asya’daki güvenlik politikalarını yakından ilgilendiren Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nda yeni bir aşamaya geçildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in 7 Ağustos’ta Mekke’de imzaladığı anlaşma, Meclis gündemine taşındı.
Üç ülke arasında ortak savunma ve güvenlik mekanizması oluşturulmasını öngören anlaşmanın ayrıntıları da ortaya çıktı. Toplam 16 maddelik düzenlemede, taraflardan herhangi birinin egemenliğine veya toprak bütünlüğüne yönelik tehditler karşısında ortak hareket edilmesi ve dış kaynaklı silahlı saldırı durumunda karşılıklı yardım sağlanması öngörülüyor.
Anlaşma ayrıca silahlı kuvvetler arasında koordinasyon, ortak tatbikatlar, savunma sanayisinde üretim, istihbarat paylaşımı, lojistik destek ve ortak bir stratejik komite kurulmasına ilişkin hükümler içeriyor.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Stratejik iş birliğinde önemli aşama
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, anlaşmanın onaylanmasına yönelik kanun teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmasını değerlendirdi.
Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın onaylanmasına ilişkin kanun teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması, üç kardeş ülke arasındaki stratejik iş birliğinin kurumsallaşması yolunda önemli bir aşamadır.”
Anlaşmanın imzalandığı 7 Ağustos’ta yapılan resmî açıklamada da düzenlemenin herhangi bir ülkeyi hedef almadığı, üç ülkenin ortak güvenliğini ve caydırıcılığını güçlendirmeyi amaçladığı belirtilmişti.
Meclis’teki süreç nasıl işleyecek?
Meclis’e sunulan anlaşmanın önümüzdeki günlerde TBMM Dışişleri Komisyonu’na sevk edilmesi bekleniyor.
Komisyonda yapılacak incelemelerin ardından uygun bulunması halinde anlaşmanın onaylanmasına ilişkin kanun teklifi Genel Kurul gündemine gelecek.
Anlaşmanın Türkiye bakımından onay süreci, TBMM’deki uygun bulma işleminin yanı sıra ilgili anayasal ve hukuki prosedürlerin tamamlanmasını gerektiriyor.
Önemli bir diğer konu ise anlaşmanın askerî müdahaleler bakımından nasıl uygulanacağı.
Türkiye’nin anlaşmaya taraf olması, Türk Silahlı Kuvvetlerinin başka bir ülkeye gönderilmesine otomatik olarak izin verildiği anlamına gelmiyor.
Anayasa’nın 92. maddesi kapsamında, uluslararası antlaşmaların veya uluslararası nezaket kurallarının gerektirdiği durumlar ve Anayasa’daki diğer istisnalar saklı olmak üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi için ayrıca TBMM izni gerekiyor.
Dolayısıyla anlaşmanın onaylanmasıyla askerî harekât yetkisinin verilmesi aynı hukuki işlem değil.
Anlaşmanın en kritik hükmü: Bir ülkeye saldırı üçüne saldırı sayılacak
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın en dikkat çeken düzenlemesi ikinci maddede yer alıyor.
Buna göre Türkiye, Suudi Arabistan veya Pakistan’dan herhangi birine dışarıdan yöneltilecek silahlı saldırı, anlaşmaya taraf ülkelerin tamamına yönelik saldırı olarak değerlendirilecek.
Düzenleme, saldırıya uğrayan ülkeye diğer iki devletin sahip oldukları karşılıklı yardım imkânları kapsamında derhal destek vermesini öngörüyor.
Bu hüküm, anlaşmanın kolektif savunma anlayışının temelini oluşturuyor.
Ancak karşılıklı yardımın hangi somut askerî araçlarla ve hangi ölçekte gerçekleştirileceği, anlaşmanın diğer hükümleriyle birlikte tarafların ulusal hukukları ve karar alma süreçlerine bağlı olacak.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın 16 maddesi
Meclis’e sunulan anlaşmanın kamuoyuna yansıyan hükümleri, ortak savunmadan askerî eğitim ve istihbarata, savunma sanayisinden gizlilik esaslarına kadar geniş bir alanı kapsıyor.
Anlaşmanın maddeleri şöyle:
Madde 1 – Egemenlik ve toprak bütünlüğünün korunması
Taraflar, birbirlerinin bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının dokunulmazlığını korumak amacıyla iş birliği yapacak.
Üç ülkeden herhangi birinin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün veya sınırlarının tehdit edilmesi durumunda diğer taraflar, söz konusu tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla gerekli bütün yöntemleri kullanacak.
Madde 2 – Ortak savunma ve karşılıklı yardım
Taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırı, bütün taraflara yönelik saldırı olarak kabul edilecek.
Ülkelerden birinin başka bir devlet veya devletler grubu tarafından silahlı saldırıya ya da askerî saldırganlığa uğraması halinde diğer iki ülke, sağlayabilecekleri karşılıklı yardım imkânlarının tamamını kullanarak saldırıya uğrayan tarafa derhal yardım edecek.
Madde 3 – Savunma ve güvenlik iş birliği
Taraflar, anlaşmanın ikinci maddesi çerçevesinde savunma, savunma sanayisi ve güvenlik alanlarında yakın iş birliği yapacak.
Üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki ilişkiler geliştirilecek ve savunma alanında mutabık kalınan ortak faaliyetler gerçekleştirilecek.
Madde 4 – Ulusal güvenlik ve ortak tedbirler
Taraflar uluslararası güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunacak.
Hayati çıkarların ve ulusal güvenliğin korunması, tehdit ve tehlikelerin ortadan kaldırılması için ortak değerlendirmeler temelinde bireysel ve müşterek tedbirler geliştirilecek.
Madde 5 – Terörizmle ortak mücadele
Bölgesel ve uluslararası istikrarı tehdit eden terörizmin bütün türleriyle mücadelede iş birliği güçlendirilecek.
Bu kapsamda operasyonel düzey dahil olmak üzere mevcut koordinasyonun ve ortak faaliyetlerin artırılması öngörülüyor.
Madde 6 – Ortak askerî eğitim ve tatbikatlar
Taraflar, savaş ve barış dönemlerinde savunma kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla savunma kurumları arasında personel değişimi yapabilecek.
Ortak eğitim programları, tatbikatlar, askerî konuşlanmalar ve faaliyetlerle üç ülkenin silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliği artırılacak.
Madde 7 – Savunma sanayisinde teknoloji ve ortak üretim
Ülkeler, karşılıklı mutabakat temelinde savunma sanayisi kurumları arasındaki teknoloji paylaşımını, ortak teknoloji geliştirilmesini ve ortak üretimi destekleyecek.
Savunma sanayisi kuruluşları arasındaki iş birliği güçlendirilecek.
Madde 8 – Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi kurulacak
Anlaşmanın uygulanması ve ortak savunma politikalarının yönlendirilmesi amacıyla Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi kurulacak.
Komitede üç ülkenin dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanları yer alacak.
Komite, tarafların dönüşümlü ev sahipliğinde yılda iki kez toplanacak. Ülke liderleri ise gerekli görülmesi halinde yılda bir kez bir araya gelebilecek.
Madde 9 – İstihbarat paylaşımı
Taraflar, istihbarat alanındaki iş birliğini derinleştirmek amacıyla karşılıklı mutabakata varılan güvenli iletişim kanalları üzerinden bilgi paylaşacak.
Paylaşım sırasında bilgi güvenliği, verilerin korunması ve gizlilik kurallarına uyulacak.
Madde 10 – Silah, mühimmat ve lojistik destek
Üç ülke, lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyetine ve uyumluluğuna bağlı olarak barışta, savaşta ve olağanüstü durumlarda birbirlerine destek sağlayacak.
Bu destek silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer askerî teçhizatı kapsayacak.
Madde 11 – Hukuki dayanak ve yeni düzenlemeler
Taraflar, uluslararası hukuk ve kendi iç hukukları saklı kalmak şartıyla anlaşmayı uygulamaya yönelik hukuki dayanak olarak kabul edecek.
Gerekli görülmesi halinde ilave yasal düzenlemeler önerilebilecek.
Madde 12 – Mevcut uluslararası anlaşmalar korunacak
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, tarafların daha önce imzaladıkları uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacak.
Bu madde, Türkiye’nin mevcut uluslararası güvenlik ve savunma yükümlülüklerinin devam etmesi açısından önem taşıyor.
Madde 13 – Gizli bilgi ve belgeler korunacak
Anlaşma kapsamında elde edilen gizlilik dereceli bilgi ve belgeler, taraflar dışındaki devlet, şirket veya kişilerle paylaşılmayacak.
Gizli bilgilere erişim, yalnızca görev gereği bilgiye ihtiyaç duyan ve uygun güvenlik yetkisine sahip kişilerle sınırlandırılacak.
Madde 14 – Anlaşmazlıklar diplomatik yollarla çözülecek
Anlaşmanın yorumlanmasından veya uygulanmasından kaynaklanabilecek uyuşmazlıklar, taraflar arasında yapılacak istişareler ve görüşmeler yoluyla dostane biçimde çözülecek.
Madde 15 – Değişiklik için oybirliği gerekecek
Anlaşma hükümleri, çekirdek taraflar arasında yürütülecek istişareler sonucunda ve oybirliği sağlanması halinde değiştirilebilecek.
Madde 16 – Yürürlüğe giriş şartı
Anlaşma, taraf ülkelerin kendi iç hukuklarında öngörülen onay işlemlerinin tamamlanmasının ardından yürürlüğe girecek.
Son onay belgesinin Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Sekretaryasına teslim edildiği tarih, anlaşmanın yürürlüğe giriş tarihi olacak.
Ortak savunma sistemi nasıl işleyecek?

Türkiye’nin NATO üyeliği devam edecek mi?
Anlaşmanın Türkiye bakımından öne çıkan boyutlarından biri, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyeliğiyle ilişkisi.
Anlaşmanın 12. maddesi, tarafların daha önce imzaladıkları uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerin korunacağını düzenliyor.
Bu nedenle Mekke İttifakı, Türkiye’nin NATO’dan ayrılması veya mevcut ittifak yükümlülüklerinin sona ermesi anlamına gelmiyor.
Bununla birlikte Mekke Anlaşması’nın ikinci maddesinde öngörülen ortak savunma yükümlülüklerinin, somut bir askerî kriz halinde NATO yükümlülükleri ve Türkiye’nin anayasal yetki mekanizmalarıyla nasıl birlikte uygulanacağı önem taşıyor.
Savunma sanayisinde üçlü iş birliği güçlenecek
Anlaşmanın Türkiye açısından dikkat çeken başlıklarından birini savunma sanayisi oluşturuyor.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın teknoloji paylaşımı, ortak geliştirme, üretim ve askerî eğitim alanlarında iş birliğini artırması öngörülüyor.
Özellikle yedinci madde, üç ülkenin savunma sanayisi kuruluşlarının ortak projeler geliştirmesine hukuki ve kurumsal zemin oluşturmayı amaçlıyor.
Ancak anlaşma metninde hangi silah sistemlerinin ortak üretileceği, hangi teknolojilerin paylaşılacağı, finansman tutarları veya hangi şirketlerin görev alacağına ilişkin somut bir proje listesi bulunmuyor.
Nükleer silahlara sahip Pakistan’ın ittifakta bulunması dikkat çekiyor
Mekke İttifakı’nın uluslararası güvenlik açısından önemini artıran unsurlardan biri de Pakistan’ın nükleer silahlara sahip olması.
Pakistan, nükleer silaha sahip tek Müslüman çoğunluklu ülke olarak uluslararası güvenlik dengelerinde önemli bir konumda bulunuyor.
Suudi Arabistan ile Pakistan, 2025 yılında da ikili bir ortak savunma anlaşması açıklamıştı.
Türkiye’nin katılımıyla oluşturulan üçlü mekanizma, bu iş birliğini daha geniş bir savunma ve güvenlik çerçevesine taşıyor.
Bununla birlikte 16 maddelik anlaşmada nükleer silahların paylaşılması, nükleer caydırıcılık garantisi verilmesi veya Türkiye ile Suudi Arabistan’a nükleer koruma sağlanması yönünde açık bir hüküm yer almıyor.
Orta Doğu’daki savaş ve güvenlik gerilimleri anlaşmanın önemini artırdı
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Orta Doğu’da askerî çatışmaların ve bölgesel güvenlik sorunlarının yoğunlaştığı bir dönemde imzalandı.
ABD ile İran arasındaki savaşın Körfez güvenliği ve Hürmüz Boğazı üzerindeki etkileri, bölgedeki ülkelerin savunma politikalarını yeniden değerlendirmelerine yol açtı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş da 23 Eylül’de yaptığı açıklamada, Körfez’deki güvenlik sorunlarının yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel ekonomiyi de etkilediğini belirtmişti.
Kurtulmuş, anlaşmanın başka ülkelerin de katılımıyla daha geniş bir bölgesel savunma iş birliğine dönüşmesini umut ettiğini ifade etmişti.
Anlaşmanın savunma amaçlı olduğu ve herhangi bir ülkeyi hedef almadığı vurgulanırken, ortak güvenlik ve caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi temel hedef olarak gösteriliyor.
Meclis’te anlaşmaya yönelik farklı görüşler bulunuyor
Anlaşma, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi.
13 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, Türkiye’nin üstleneceği yükümlülüklerin açıklanmasını ve TBMM’nin süreçte etkin biçimde bilgilendirilmesini istedi.
Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin ise 12 Ekim’de yaptığı açıklamada, anlaşmanın Türkiye’yi Orta Doğu’daki çatışmaların içine çekebileceğini savunarak Meclis tarafından reddedilmesi çağrısında bulundu.
Buna karşılık anlaşmayı destekleyen milletvekilleri, düzenlemenin Türkiye’nin bölgesel caydırıcılığını artıracağını, terörle mücadeleye katkıda bulunacağını ve savunma sanayisindeki iş birliğini geliştireceğini ifade etti.
Son karar için Meclis süreci bekleniyor
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Meclis’e sunulması, üç ülke arasındaki askerî ve siyasi iş birliğinin hukuki zemine oturtulması bakımından önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor.
Anlaşmanın TBMM’deki görüşmelerin ardından uygun bulunması ve gerekli onay işlemlerinin tamamlanması gerekiyor.
Üç ülkenin de kendi iç hukuk süreçlerini sonuçlandırmasının ardından son onay belgesinin ilgili sekretaryaya teslim edilmesiyle anlaşma yürürlüğe girecek.
Böylece Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ortak savunma, güvenlik, istihbarat ve savunma sanayisi alanlarında kurumsal bir iş birliği mekanizmasının işletilmesi hedefleniyor.





