Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Karaciğerde her kitle kanser değil: Doğru ve erken tanı tedavinin yolunu belirliyor

Karaciğer hastalıklarının görülme sıklığı son yıllarda sağlıksız yaşam alışkanlıkları, obezite ve çevresel etkenlerin de etkisiyle artıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz, karaciğerde görülen her kitlenin kanser anlamına gelmediğini belirterek, doğru tanı için hastanın bütüncül değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı.

Karaciğer hastalıklarının görülme sıklığı son yıllarda sağlıksız yaşam alışkanlıkları, obezite

Karaciğer hastalıklarının görülme sıklığı son yıllarda artarken, gelişen görüntüleme yöntemleri sayesinde daha önce fark edilemeyen birçok kitle ve lezyon artık daha erken dönemde ve daha ayrıntılı şekilde saptanabiliyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz, karaciğerde saptanan her kitlenin kanser olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, doğru tanı ve tedavi için hastanın tüm yönleriyle ele alınması gerektiğini söyledi.

Doç. Dr. Yılmaz, geçmişte karaciğer lezyonlarının daha çok belirgin yapısal bozulma geliştirdiğinde ya da belirli bir boyuta ulaştığında fark edilebildiğini belirterek, bu durumun toplumda “karaciğerde kitle varsa kötüdür” şeklinde yanlış bir algının oluşmasına yol açtığını ifade etti.

Yılmaz, “Oysa her kitle kanser anlamına gelmemekte, doğru tanı için hastanın bütüncül şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir” dedi.

Yağlı karaciğere bağlı siroz daha sık görülüyor

Karaciğerin vücuda giren toksik maddelerin ve enfeksiyonların temizlenmesinden yağ, şeker ve protein metabolizmasının düzenlenmesine kadar pek çok hayati görevi yerine getirdiğini belirten Doç. Dr. Yılmaz, organın kendini yenileyebilme kapasitesine de dikkat çekti.

Yılmaz, “Karaciğerin görevlerini düşününce onun ne kadar mucizevi bir organ olduğunu anlıyoruz. Karaciğer fonksiyon ve yapı olarak çok dinamiktir. Hasar aldığında kendini hızla yenileyebilir. Bu özelliği sayesinde karaciğer cerrahisinde çok büyük karaciğer parçaları çıkarılabiliyor ve karaciğer kendisini tekrar eski boyutuna ulaştırabiliyor” ifadelerini kullandı.

Son yıllarda alkol tüketimi, toksik maddeler, sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve obezitenin karaciğer sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin daha belirgin hale geldiğini kaydeden Yılmaz, geçmişte Hepatit B ve Hepatit C’ye bağlı siroz vakalarının daha sık görüldüğünü, günümüzde ise yağlı karaciğere bağlı sirozun öne çıktığını söyledi.

Yılmaz, sebebi kesin olarak bilinmeyen “kriptojenik siroz” vakalarında da artış görüldüğünü belirterek, katkılı besinler, pestisitler ve kimyasal maddelerin karaciğer hasarına katkıda bulunabileceğinin düşünüldüğünü ifade etti.

Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmanın karaciğer sağlığını korumada temel öneme sahip olduğunu vurguladı.

“İyi huylu lezyonlar kötü huylulardan daha fazla”

Gelişen görüntüleme teknolojileri sayesinde karaciğerdeki çok daha küçük ve farklı özellikteki lezyonların artık ayırt edilebildiğini belirten Doç. Dr. Yılmaz, her görüntülenen kitlenin kötü huylu olmadığının altını çizdi.

Yılmaz, “Karaciğerin dinamik ve çok yönlü yapısı onun hormon, enfeksiyon, toksik madde gibi dış etkenlere bağlı bazı değişiklikler göstermesine neden olabiliyor. İşte karaciğer lezyonlarının bir bölümü bu faktörlere bağlı olarak oluşabiliyor” dedi.

Daha önce yalnızca belirgin ve büyük lezyonların fark edilebildiğini söyleyen Yılmaz, günümüzde görüntüleme yöntemlerinin gelişmesiyle iyi huylu lezyonların da daha sık saptandığını belirterek, “Aslında karaciğerin iyi huylu lezyonları kötü huylu lezyonlardan daha fazladır” ifadelerini kullandı.

Tanı ve tedavide ekip çalışması önemli

Karaciğer hastalıklarında tek bir tanı veya tedavi yaklaşımının bulunmadığını belirten Yılmaz, her lezyonun kendine özgü yapısı ve davranışı bulunduğuna dikkat çekti.

Hastanın ek hastalıkları, klinik bulguları, risk faktörleri, lezyonun özellikleri ve yerleşiminin tetkik planlamasında belirleyici olduğunu ifade eden Yılmaz, bazı vakalarda Radyoloji, Onkoloji, Hepatoloji, Genel Cerrahi, Organ Nakli ve Girişimsel Radyoloji uzmanlarının birlikte değerlendirme yapmasının gerekebildiğini söyledi.

Yılmaz, “Karaciğer lezyonlarında ekip çalışması çok önemlidir” dedi.

İyi huylu olduğu belirlenen ve hasta açısından risk oluşturmayan kitlelerde yalnızca takip yeterli olabilirken, hastanın yaşam tarzı ve eşlik eden risk faktörlerinin tedavi planını değiştirebildiğini ifade eden Yılmaz, “Konu sadece kitle değil, hastadır” değerlendirmesinde bulundu.

Doğum kontrol hapı kullanımına bağlı gelişen veya büyüyen bazı karaciğer kitlelerinde, kitlenin iyi huylu olmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Yılmaz, tedavinin sebebe yönelik planlanması gerektiğini söyledi.

Her kitlede biyopsi gerekmiyor

Karaciğer kitlelerinin değerlendirilmesinde ileri radyolojik yöntemlerin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Yılmaz, her lezyonda biyopsi yapılmasının gerekli olmadığını belirtti.

Yapay zekanın radyolojik değerlendirmelerde önemli destek sağladığını ifade eden Yılmaz, günümüzde bazı lezyonların doku yapısı ve fonksiyonuna ilişkin ayrıntılı bilgilere biyopsi yapılmadan da ulaşılabildiğini söyledi.

Yılmaz, “Yapay zeka sayesinde artık Radyoloji tetkikleri o kadar ilerledi ki, biyopsiye gerek kalmadan doku yapısı ile ilgili ayrıntılı cevaba ulaşılabilmektedir. Radyolojinin diğer faydası ise o dokunun yapısı değil fonksiyonu hakkında da bilgi verebilmesidir” dedi.

Biyopsinin lezyonun bulunduğu bölgeye göre kanama gibi riskler taşıyabileceğini belirten Yılmaz, bu nedenle biyopsinin her durumda “altın standart” olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

“Her tetkikin yeri ve zamanı vardır” diyen Yılmaz, karaciğerde saptanan kitlelerde doğru tanı, erken değerlendirme ve kişiye özel tedavi planlamasının önem taşıdığını vurguladı.