Çocuklarda işitme kaybı, yalnızca duyma yetisini değil, dil gelişimini, konuşmayı ve okul başarısını da doğrudan etkileyebiliyor. Uzmanlar, erken tanı ve uygun müdahalenin çocuğun gelişiminde belirleyici rol oynadığına dikkat çekiyor.
Yenidoğan döneminde yapılan işitme taramaları sayesinde doğuştan işitme kayıplarının erken dönemde tespit edilebildiğini belirten uzmanlar, ilerleyen yaşlarda da düzenli işitme kontrollerinin sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.
Konuşma gelişimi işitmeyle yakından ilişkili
Çocuğun konuşma becerisinin sağlıklı gelişebilmesi için sesleri doğru ve yeterli düzeyde duyabilmesi gerekiyor.
İşitmenin bazı frekanslarında kayıp olması halinde çocuk, o frekanslara ait sesleri doğru çıkaramayabiliyor. Bu nedenle işitme kaybı yalnızca “duymama” sorunu olarak değil, dil gelişimini etkileyen bir durum olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, çocuğun çevresinde duyduğu sesleri taklit ederek konuşmayı öğrendiğini, bu nedenle işitme ile konuşma arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu belirtiyor.
Okul başarısını da etkileyebiliyor
İşitme kaybı çocukların eğitim hayatında da sorunlara yol açabiliyor.
Dersi yeterince duyamayan çocuklarda dikkat dağınıklığı, sınıf içinde huzursuzluk, arka sıralarda anlatılanları takip edememe ve akademik başarıda düşüş görülebiliyor.
Bu nedenle çocukların okula başlamadan önce mutlaka işitme taramasından geçirilmesi öneriliyor.
Ebeveynlerin ve öğretmenlerin de bazı davranışlara dikkat etmesi gerekiyor. Televizyonun sesini sürekli çok açmak, ekrana fazla yaklaşmak, söylenenleri sık sık tekrar ettirmek ve sınıfta öne oturma ihtiyacı işitme problemi açısından uyarıcı işaretler olabiliyor.
İşitme kaybının birçok nedeni bulunuyor
Çocuklarda işitme kaybı doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebiliyor.
Yüksek ateş, bazı hastalıklar, sarılık, bazı ilaçların etkileri ve orta kulakta sıvı birikmesi işitme kaybına yol açabilen nedenler arasında yer alıyor.
Özellikle çocukluk döneminde orta kulakta sıvı birikmesi, iletim tipi işitme kaybına neden olabiliyor. Bu tür durumlarda uygun hastalarda kulak tüpü uygulanabiliyor.
Daha ileri ve sensörinöral işitme kayıplarında ise işitme cihazları ve koklear implant gibi teknolojik seçenekler gündeme gelebiliyor.
Her yaşta işitme kaybı tespit edilebiliyor
Çocuğun yaşına ve teste verdiği yanıta göre farklı işitme testleri uygulanabiliyor.
Daha büyük çocuklarda saf ses odyometrisi gibi testlerle işitme seviyeleri ölçülebilirken, küçük çocuklarda objektif testlerden yararlanılıyor.
BERA olarak bilinen testle çocuğa verilen sesin beyin tarafından nasıl algılandığı ölçülebiliyor. Böylece çok küçük yaşlarda dahi işitme kaybının tespit edilmesi mümkün olabiliyor.
Koklear implant sonrası konuşma terapisi önem taşıyor
İleri derecede işitme kaybında uygulanan koklear implant, çocuğun sesleri duymasını sağlayabiliyor. Ancak uzmanlar, duymaya başlamanın tek başına yeterli olmadığını vurguluyor.
Çocuğun duyduğu sesleri anlamlandırabilmesi için konuşma ve dil terapisi büyük önem taşıyor.
Kelime ile nesne, renk, kişi ve kavram arasındaki ilişkinin tekrar tekrar öğretilmesi, dil gelişiminin temel aşamalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre, koklear implant ve konuşma terapisi birlikte yürütüldüğünde daha iyi sonuçlar alınabiliyor.
Erken tanı, uygun teknoloji ve doğru eğitim desteği sayesinde çocuklarda işitme kaybının etkilerinin önemli ölçüde azaltılabileceği belirtiliyor.





