İstanbul Güngören’de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin davada mahkeme kararını verdi. Efe Ç., üç ayrı suçtan toplam 18 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı ve tutukluluk halinin devamına karar verildi. Sanık soruşturma aşamasında Atlas’ı bir kez bıçakladığını kabul ederken, kamera inceleme tutanakları ve dosyadaki diğer deliller olayın çok daha ağır bir tablo ortaya koyduğunu gösterdi. Atlas’ın annesi Gülhan Ünlü ise yalnızca Efe Ç.’nin değil, olay sırasında yanında bulunan diğer kişilerin de sorumluluğunun araştırılmasını istiyor. Kararın ardından en çok tartışılan konulardan biri de 18 yıl 10 aylık cezanın ne kadarının fiilen cezaevinde geçirileceği oldu.
Türkiye’nin aylarca yakından takip ettiği Atlas Çağlayan cinayeti davasında karar çıktı.
Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasında, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ı bıçaklayarak öldüren Efe Ç. hakkında hüküm kuruldu.
Mahkeme, Efe Ç.’ye “çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan 14 yıl 9 ay, zincirleme şekilde silahla tehdit suçundan 3 yıl 9 ay, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet suçundan 4 ay 15 gün hapis cezası verdi.
Böylece Efe Ç. hakkında verilen toplam ceza 18 yıl 10 ay 15 gün oldu. Mahkeme sanığın tutukluluk halinin devamına da hükmetti.
Savcılık ise ilk duruşmada Efe Ç.’nin aynı suçlardan 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapisle cezalandırılmasını istemişti. Dolayısıyla mahkemenin verdiği toplam ceza, savcılığın talep ettiği üst sınırın yaklaşık 2 yıl 9 ay altında kaldı.
Efe Ç. ne dedi, dosyadaki görüntüler ne gösterdi?
Davada en fazla tartışılan başlıklardan biri, Efe Ç.’nin olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin anlatımıyla dosyadaki görüntü ve tanık ifadeleri arasındaki fark oldu.
Efe Ç., olayın hemen ardından verdiği ifadede Atlas Çağlayan’ı daha önceden tanımadığını söyledi. Atlas’ın kendisine “ne bakıyorsun” dediğini, üzerine geldiğini öne süren Efe Ç., bunun üzerine yanında bulunan bıçağı çıkardığını ve Atlas’a bir kez vurduğunu kabul etti.
Sanık ifadesinde özetle, bıçağı çıkartarak salladığını, Atlas’a bir kez isabet ettirdiğini ve suçlamayı bu şekliyle kabul ettiğini söyledi.
Ancak iddianameye giren kamera inceleme tutanaklarında olayın farklı ayrıntıları yer aldı.
Görüntü incelemelerine göre Efe Ç.’nin cebinden bıçak çıkardığı ve Atlas’a doğru 2-3 kez bıçağı savurduğu tespit edildi. Otopsi raporunda ise Atlas’ın vücudunda iki kesici-delici alet yarası bulunduğu, yaralanmalardan birinin tek başına öldürücü nitelikte olduğu kaydedildi.
Dosyada ayrıca tarafların olaydan önce birbirini tanıdığına veya aralarında eskiye dayanan bir husumet bulunduğuna ilişkin bir kayıt tespit edilmedi.
Efe Ç.’nin telefonunda yapılan incelemede ise elinde silahla çekilmiş birden fazla fotoğraf, silah fotoğrafları ve çakı görüntüsünün bulunduğu iddianameye girdi. Adli Tıp Kurumu değerlendirmesinde de Efe Ç.’nin kendisine isnat edilen fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi.
İlk duruşmanın ardından Atlas’ın annesi Gülhan Ünlü de sanığın anlatımına tepki göstermiş, Efe Ç.’nin yaptığını kabul ettiğini ancak olayın nedenini açıklayamadığını savunmuştu. Ünlü ayrıca sanığın telefonundaki mesajlaşmaların ve olay günü silah aradığına ilişkin kayıtların da değerlendirilmesi gerektiğini söylemişti.
Ailenin avukatı Mehtap Yılmaz ise sanığın Atlas ve arkadaşlarının kendisini tahrik ettiği, baktığı ve küfür ettiği yönündeki savunmasının kamera kayıtlarıyla uyuşmadığını ifade etmişti.
Yılmaz, “Bu savunmaların gerçeğe uygun olmadığı ortadadır” değerlendirmesinde bulunmuş ve savcının mahkûmiyet talebini olumlu bulmakla birlikte dosyanın yalnızca Efe Ç. yönünden ele alınmasını yeterli görmediklerini açıklamıştı.
Atlas’ın annesi: Diğer kişiler neden sadece tanık?
Davanın yalnızca Efe Ç.’nin alacağı cezadan ibaret olmadığını savunan Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü, olay sırasında Efe Ç.’nin yanında bulunan diğer kişilerin hukuki durumuna da dikkat çekiyor.
Ünlü, karar duruşması öncesinde yaptığı açıklamada, diğer kişilerin dosyada yalnızca tanık olarak yer almasına tepki gösterdi.
Dosyada olay günü silah istenmesine ilişkin mesajlaşmalar bulunduğunu, Efe Ç.’nin olaydan birkaç gün önce başka bir bıçaklama olayından söz ettiği yazışmalar olduğunu ve bu ilişkilerin daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini savunan Ünlü, diğer iştirakçilerin de sanık olarak yargılanmasını istedi.
Aile ilk duruşmada kamera görüntülerinin mahkeme salonunda izlenmesini de talep etmiş ancak bu talep kabul edilmemişti.
Gülhan Ünlü duruşma sonrasında, “Bütün taleplerimiz reddedildi” diyerek dosyada eksik bırakıldığını düşündükleri noktalar bulunduğunu açıklamıştı. Mahkeme yalnızca sanığın kemik yaşı ve doğum kayıtlarına ilişkin inceleme talebini kabul etmişti.
Avukat Mehtap Yılmaz da yalnızca Efe Ç.’nin değil, suçta kullanılan bıçağa erişim sürecinin ve aile ortamının araştırılması gerektiğini savundu.
Yılmaz, bıçağın aileye ait olduğuna yönelik tanık anlatımları bulunduğunu, sanığın babasının 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet suçundan cezaevinde bulunduğunu ve aile hakkında ayrıca suç duyurusunda bulunduklarını açıklamıştı.
Nitekim cinayette kullanılan sustalı bıçağın Efe Ç.’nin babasına ait olduğu iddiasıyla baba hakkında ayrı bir dava da açıldı. Baba ise suç tarihinde cezaevinde bulunduğunu ve bıçağın kendisine ait olmadığını savundu.
Atlas’ın öldürülmesinin ardından aileye yönelik tehditler de dosyanın başka bir boyutunu oluşturdu. Sosyal medya ve mesajlar üzerinden aileyi tehdit ettikleri belirlenen kişiler hakkında ayrı soruşturmalar yürütüldü ve bazı şüpheliler tutuklandı. Aile, oğullarını kaybettikten sonra bir de tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını defalarca kamuoyuna anlattı.
“18 yıl 10 ay ceza aldı” ama ne kadar cezaevinde kalacak?
Kararın ardından üzerinde durulan en önemli konu, mahkemenin verdiği 18 yıl 10 ay 15 günlük cezanın fiili infaz süresi.
Burada rakamları birbirine karıştırmadan söylemek gerekiyor.
Kasten öldürme suçundan verilen 14 yıl 9 aylık cezanın üçte ikisi 9 yıl 10 aya karşılık geliyor. Kasten öldürme suçlarında koşullu salıverme oranı üçte iki. Diğer süreli hapis cezalarında ise genel oran yarı olarak uygulanıyor.
Efe Ç.’nin silahlı tehditten aldığı 3 yıl 9 ay ile 6136 Sayılı Kanuna Muhalefetten aldığı 4 ay 15 günlük ceza da kendi infaz oranlarıyla hesaba katıldığında, koşullu salıverme için temel süre yaklaşık 11 yıl 10 ay 22 gün seviyesine geliyor.
Mevcut sistemde, koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan, iyi hâlli ve gerekli diğer şartları sağlayan hükümlüler için son bir yıllık bölümün denetimli serbestlikle infaz edilmesi mümkün. Bu durumda, yalnızca standart oranlar üzerinden bakıldığında, ceza infaz kurumunda geçirilecek süre yaklaşık 10 yıl 10 ay seviyesine düşebiliyor.
Ancak Efe Ç.’nin dosyasında bir başka önemli ayrıntı daha bulunuyor.
Suç, 14 Ocak 2026’da işlendi. 18 Ağustos 2026’da yürürlüğe giren yeni düzenlemeyle kasten öldürme suçlarında, 15 yaşını doldurmadan cezaevinde geçirilen bir günün iki gün sayılması uygulaması kaldırıldı.
Fakat Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri, koşullu salıvermede fail lehine olan düzenlemenin dikkate alınmasını öngörüyor. Dolayısıyla suç tarihi yeni yasadan önce olduğu için eski ve daha lehe düzenlemenin de infaz hesabında değerlendirilmesi gerekiyor.
Bu nedenle Efe Ç.’nin 15 yaşını doldurmadan cezaevinde geçirdiği süre çift hesaplamaya tabi tutulursa, fiilen kurumda geçireceği süre 10 yıl 10 aydan daha aşağıya, yaklaşık 10 yıl bandına inebilecek.
Kesin tahliye tarihi ise sanığın doğum günü, tutuklandığı tarihten itibaren geçen süre, iyi hâl durumu, koşullu salıverme ve denetimli serbestlik şartları üzerinden infaz makamlarınca gün hesabıyla belirlenecek.
Yani kamuoyunda tartışılan fark oldukça açık: Efe Ç. mahkemeden 18 yıl 10 ay 15 gün ceza aldı; ancak mevcut infaz hükümleri ve iyi hâl şartları altında bu cezanın yaklaşık 10 yılı civarında fiilen ceza infaz kurumunda kalması söz konusu olabilecek.
Anne Ünlü tam da buna dikkat çekmişti: “3-5 yıl yatar çıkarız düşüncesi olmasın”
Atlas’ın annesi Gülhan Ünlü, mahkeme kararı açıklanmadan önce yaptığı konuşmada infaz sistemine yönelik tepkisini açık şekilde ortaya koymuştu.
Oğlunun ölümünün üzerinden sekiz ay geçtiğini söyleyen Ünlü, hiçbir cezanın kendisini rahatlatmayacağını ancak toplumda cezasızlık algısının ortadan kaldırılmasını istediğini belirtti.
Ünlü, suç işleyenların “birkaç yıl yatar, çıkarız” anlayışıyla hareket etmemesi gerektiğini söyleyerek İnfaz Kanunu’nda değişiklik yapılmasını istedi. Ayrıca verilen ceza ile gerçekten cezaevinde geçirilen sürenin birbirine yaklaşması gerektiğini savundu.
Duruşmalar boyunca Atlas’ın okul arkadaşları, yakınları ve davayı takip eden yurttaşlar da adliye önünde aileye destek verdi. İlk duruşmada “Atlas Çağlayan için adalet” ve “Emsal karar istiyoruz” sloganları atıldı; karar duruşması öncesinde de çocuk hakları alanında faaliyet gösteren gruplar davayı takip edeceklerini duyurdu.
Bu nedenle mahkemenin verdiği 18 yıl 10 ay 15 günlük ceza, dosyadaki tartışmayı sona erdirmiş değil.
Bir tarafta mahkemenin “çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan mahkûm ettiği Efe Ç. var; diğer tarafta ise henüz 17 yaşındayken yaşamı sona eren Atlas Çağlayan ve ailesinin “yalnızca bir sanığın değil, olaydaki bütün sorumluların ortaya çıkarılması ve verilen cezaların gerçekten caydırıcı olması” yönündeki talebi bulunuyor.
Davanın bundan sonraki aşamasında kararın kanun yolu süreci, Efe Ç.’nin cezasının kesinleşmesi ve ardından yapılacak infaz hesabı takip edilecek. Atlas Çağlayan dosyasının ise çocukların kesici aletlere erişiminden çocuk failler için uygulanacak cezalara, aile sorumluluğundan infaz sistemine kadar Türkiye’de bir süredir devam eden daha geniş bir hukuk ve güvenlik tartışmasının merkezinde kalacağı görülüyor.




