Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Her talebe “evet” demek tükenmişliğe yol açabilir: Uzmanlardan sağlıklı sınır uyarısı

Başkalarını kırmamak, çatışmadan kaçınmak ya da kabul görmek için sürekli “evet” demek, zamanla kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasına neden olabiliyor. Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, “People Pleasing” olarak tanımlanan bu davranış biçiminin uzun vadede tükenmişlik, kaygı, öfke birikimi, duygusal yorgunluk ve depresif belirtilere yol açabileceğini belirterek, sağlıklı ilişkiler için sınır koymayı öğrenmenin önemine dikkat çekti.

Başkalarını kırmamak, çatışmadan kaçınmak ya da kabul görmek için sürekli

Günlük yaşamda aile, arkadaşlık ve iş ilişkilerinde başkalarının taleplerine olumlu yanıt vermek doğal bir davranış olarak görülüyor. Ancak kişinin istemediği hâlde sürekli “evet” demesi, çevresindekilerin beklentilerini kendi ihtiyaçlarının önüne koyması ve kabul edilmek için sürekli uyum sağlamaya çalışması zamanla psikolojik açıdan yorucu bir davranış biçimine dönüşebiliyor.

Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atarak başkalarının onayını ve memnuniyetini önceliklendirmesinin psikolojide “People Pleasing” olarak tanımlandığını belirtti.

Unutmaz, bu davranış biçiminin bireyin kendi ihtiyaçlarını ve kişisel sınırlarını fark etmesini zorlaştırabileceğini söyledi.

“People Pleasing” neden ortaya çıkıyor?

İnsanların “hayır” demekte zorlanmasının arkasında farklı psikolojik nedenler bulunabiliyor.

Bunlar arasında;

  • reddedilme korkusu,
  • çatışmadan kaçınma,
  • suçluluk duygusu,
  • başkalarının onayına duyulan ihtiyaç,
  • kabul görme isteği

öne çıkıyor.

Unutmaz, davranışın geçmiş deneyimlerle de ilişkili olabileceğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Bu davranışın temelinde koşullu sevgi deneyimleri, aşırı eleştirel ebeveyn tutumları ve kabul görmek için uyumlu olma zorunluluğu hissi yer alabilir. Sürekli onay arayışı, kişinin zamanla kendi ihtiyaç ve sınırlarını fark etmekte zorlanmasına ve öz değerini dış onaya bağımlı hâle getirmesine neden olabilir. Kendi ihtiyaçlarını sürekli geri plana atmak ise uzun vadede tükenmişlik, kaygı, öfke birikimi, duygusal yorgunluk ve depresif belirtiler doğurabilir.”

Sürekli “evet” demenin bedeli ağırlaşabilir

Her talebi kabul etmek ilk bakışta yardımseverlik ya da fedakârlık gibi görünse de bu davranış sürekli hâle geldiğinde kişinin zamanı ve enerjisi üzerinde ciddi baskı oluşturabiliyor.

Kendi ihtiyaçlarını sürekli erteleyen kişiler zamanla ne istediklerini, hangi durumlarda rahatsız olduklarını ve sınırlarının nerede başladığını fark etmekte zorlanabiliyor.

Bunun sonucunda da duygusal tükenmişlik, kaygı, kırgınlık ve bastırılmış öfke ortaya çıkabiliyor.

Uzmanlara göre kişinin kendi değerini yalnızca başkalarının memnuniyetine bağlaması, psikolojik dayanıklılığını da olumsuz etkileyebiliyor.

Sağlıklı sınır koymanın ilk adımı: Kendi ihtiyacını fark etmek

Jülide Unutmaz, sağlıklı sınır koyabilmek için öncelikle kişinin kendi ihtiyaçlarını tanıması gerektiğini vurguladı.

Sınır koyma becerisinin bir anda gelişmek zorunda olmadığını, küçük adımlarla öğrenilebileceğini belirten Unutmaz şöyle konuştu:

“Küçük ve gündelik durumlarda ‘hayır’ demeyi denemek, bu becerinin zamanla gelişmesine yardımcı olabilir. Bu süreçte ortaya çıkabilecek suçluluk duygusunu yönetmek, istek ve sınırları açık ve net bir şekilde ifade etmek, kişinin kendisine karşı anlayışlı davranarak öz şefkat geliştirmesi önemlidir. ‘Hayır’ demek bencillik değil, sağlıklı ilişkilerin temel unsurlarından biri.”

“Hayır” derken kırıcı olmak gerekmiyor

Uzmanlara göre sınır koymak, karşıdaki kişiyi reddetmek ya da ilişkiyi sona erdirmek anlamına gelmiyor.

Kişi kendi kapasitesini, zamanını ve isteğini değerlendirerek karşısındaki kişiye saygılı biçimde olumsuz yanıt verebilir.

Unutmaz bu konuda şu değerlendirmede bulundu:

“Kişi, karşısındakini kırmadan da kendi ihtiyaçlarını açıkça ifade edebilir. Her talebe olumlu yanıt vermek yerine zamanı, enerjisi ve koşulları doğrultusunda karar vermesi hem kendi ruh halini güçlendirir hem de ilişkilerde karşılıklı saygıyı destekler. Sınırların netleşmesi, kişilerin birbirlerinin ihtiyaçlarını daha iyi anlamalarına ve daha dengeli ilişkiler kurmalarına yardımcı olabilir.”

Suçluluk duygusu sınır koymayı zorlaştırabilir

“Hayır” demekte zorlanan kişiler, karşılarındaki insanın üzüleceğini veya kendilerini bencil olarak değerlendireceğini düşünebiliyor.

Bu nedenle istemedikleri bir talebi kabul ettikten sonra kendi ihtiyaçlarını ertelemek zorunda kalabiliyorlar.

Uzmanlar, kişinin her talebe olumlu cevap vermek zorunda olmadığını ve kendi fiziksel ya da duygusal kapasitesini gözetmesinin sağlıklı bir davranış olduğunu belirtiyor.

Sınır koyulduğunda ilk dönemlerde suçluluk hissedilmesinin mümkün olduğu ancak bu duygunun, kişinin yanlış bir davranış yaptığı anlamına gelmediği vurgulanıyor.

Sağlıklı ilişkiler karşılıklı sınırlara dayanıyor

Sağlıklı ilişkilerde yalnızca karşı tarafın beklentilerini karşılamak değil, her iki tarafın da ihtiyaçlarını ve sınırlarını açık şekilde ifade edebilmesi önem taşıyor.

Kişinin kendi zamanını ve enerjisini koruması, ilişkilerde daha dengeli bir iletişim kurulmasına katkı sağlayabiliyor.

Uzmanlar, sürekli başkalarının onayını aramak yerine kişinin kendi ihtiyaçlarını da dikkate almasının bencillik değil, sağlıklı bir sınır oluşturma becerisi olduğunu hatırlatıyor.

Reklamı Geç