Kalp ve damar hastalıkları denildiğinde toplumda çoğunlukla erkek hasta profili öne çıksa da kadınlarda da kardiyovasküler hastalıklar önemli bir sağlık sorunu oluşturuyor.
Üstelik kadınların kalp ve damar sistemi; hastalıkların gelişimi, belirtilerin ortaya çıkışı ve bazı tedavilere verilen yanıt bakımından erkeklerden farklı özellikler gösterebiliyor.
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Süha Çetin, kadınların kalp sağlığının yalnızca mevcut tansiyon ve kolesterol değerleriyle değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, gebelik geçmişi, menopoz süreci, yaşam boyu sağlık öyküsü ve kadınlarda daha sık görülebilen bazı damar hastalıklarının da değerlendirmeye dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
“Kadın kalbi, erkek kalbinin küçültülmüş bir versiyonu değil”
Prof. Dr. Çetin, kadınlarda kalp hastalıklarının yalnızca belirtilerinin değil, hastalığın altında yatan mekanizmaların da farklılaşabildiğini belirtti.
Özellikle mikrovasküler hastalık, koroner damar spazmı ve spontan koroner arter diseksiyonu (SCAD) kadınlarda önemli başlıklar arasında yer alıyor.
Bu durumların bazıları klasik tetkiklerle her zaman kolay biçimde tespit edilemeyebiliyor. Bu nedenle kadınlarda kalp hastalıklarının değerlendirilmesinde daha kapsamlı bir yaklaşım gerekebiliyor.
1. Risk yalnızca tansiyon ve kolesterolden ibaret değil
Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, sigara kullanımı, hareketsizlik ve ailede kalp hastalığı bulunması kadınlarda da temel kardiyovasküler risk faktörleri arasında.
Ancak kadınlara özgü bazı durumlar da gelecekteki kalp-damar hastalığı riskini etkileyebiliyor.
Bunlar arasında özellikle;
- preeklampsi,
- gebelik diyabeti,
- polikistik over sendromu,
- lupus,
- romatoid artrit
gibi durumlar bulunuyor.
Bu nedenle bir kadının kardiyovasküler risk değerlendirmesinde yalnızca bugünkü sağlık değerlerinin değil, geçmişte yaşadığı hastalık ve gebelik süreçlerinin de dikkate alınması önem taşıyor.
2. Menopoz kritik bir dönüm noktası
Kadınlarda kalp sağlığının yeniden değerlendirilmesi gereken önemli dönemlerden biri menopoz.
Menopoz geçişi sırasında hormonal değişimlerle birlikte tansiyon, kolesterol ve metabolik risk faktörlerinde olumsuz değişiklikler görülebiliyor.
Prof. Dr. Çetin, özellikle 40’lı ve 50’li yaşlarda ortaya çıkan yeni kardiyovasküler risklerin yalnızca yaşlanmanın doğal sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
3. Kalp krizi belirtileri kadınlarda farklı olabilir
Kalp krizinin en bilinen belirtisi göğüste baskı veya şiddetli ağrı. Ancak kadınlarda kalp krizi her zaman bu klasik tabloyla ortaya çıkmayabiliyor.
Kadınlarda şu belirtiler de görülebiliyor:
- Nefes darlığı
- Bulantı
- Soğuk terleme
- Yoğun veya alışılmadık yorgunluk
- Göğüste farklı karakterde rahatsızlık
- Genel halsizlik ve güçsüzlük
Bu belirtilerin yalnızca yorgunluk, stres veya mide rahatsızlığı olarak değerlendirilmesi tanının gecikmesine yol açabiliyor.
Bu nedenle özellikle yeni başlayan, açıklanamayan ve olağan dışı belirtilerin önemsenmesi gerekiyor.
4. Kalp krizinin arkasında farklı mekanizmalar bulunabilir
Kalp krizlerinin önemli bölümü kadınlarda da kalbi besleyen damarlardaki aterosklerotik plakların yırtılması ve pıhtı oluşması sonucu meydana geliyor.
Ancak kadınlarda farklı mekanizmalar da daha fazla önem taşıyabiliyor.
Küçük damar hastalığı
Kalbin küçük damarlarında ortaya çıkan sorunlar, büyük koroner damarların normal görünmesine rağmen kalp kasının yeterince kanlanmasını engelleyebiliyor.
Koroner damar spazmı
Kalbi besleyen damarlarda geçici daralmalar meydana gelebiliyor ve bu durum göğüs ağrısı ile kalp krizi benzeri tablolara yol açabiliyor.
Spontan koroner arter diseksiyonu
Özellikle genç ve orta yaşlı kadınlarda görülebilen SCAD, kalbi besleyen damar duvarının kendiliğinden ayrılması veya yırtılması sonucu ortaya çıkabiliyor.
Bu durum klasik damar sertliği mekanizmasından farklı biçimde kalp krizine neden olabiliyor.
“Kırık kalp sendromu” kadınlarda daha sık
Kadınlarda dikkat çeken bir diğer tablo ise Takotsubo kardiyomiyopatisi, halk arasında bilinen adıyla “kırık kalp sendromu”.
Yoğun fiziksel veya duygusal stres sonrasında ortaya çıkabilen bu hastalık özellikle menopoz sonrası kadınlarda daha sık görülüyor.
Kalp krizi belirtilerine benzeyen şikâyetlere neden olabilen kırık kalp sendromunda kalbin kasılma fonksiyonlarında geçici bozulma meydana gelebiliyor.
Bazı hastalarda kalp fonksiyonları zaman içinde yeniden düzelebiliyor.
5. “Anjiyo temiz çıktı” demek sorun olmadığı anlamına gelmeyebilir
Kadınlarda görülebilen küçük damar hastalığı ve damar spazmı gibi problemler, klasik koroner anjiyografide her zaman açık şekilde görülemeyebiliyor.
Bu nedenle göğüs ağrısı, nefes darlığı veya benzeri şikâyetleri devam eden kadınlarda yalnızca büyük damarların normal görünmesine bakılarak “kalpte sorun yok” sonucuna varılması yeterli olmayabiliyor.
Hastanın belirtilerine ve risk profiline göre daha ileri tetkiklerin değerlendirilmesi gerekebiliyor.
Kadınlarda kalp sağlığı bütün yaşam öyküsüyle değerlendirilmeli
Kadınların kalp sağlığında yalnızca yaş, tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi klasik göstergeler değil; gebelikte yaşanan komplikasyonlar, menopoz dönemi, bağışıklık sistemi hastalıkları ve farklı damar hastalıkları da önem taşıyor.
Uzmanlar, özellikle yeni başlayan göğüs rahatsızlığı, nefes darlığı, olağan dışı yorgunluk, soğuk terleme veya bulantı gibi şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Kadınlarda kalp hastalıklarının farklı mekanizmalarla ortaya çıkabileceğinin bilinmesi, erken tanı ve uygun tedavi açısından büyük önem taşıyor.





