Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Şerife Bozoğlan Eker
Şerife Bozoğlan Eker

Liman Ayık Yaşam Derneği

Son Umudun Adı, Hayata Açılan Kapı

Her insanın bir hikâyesi vardır.

Kimi hikâyeler alkışlarla başlar, gözyaşlarıyla biter.

Kimileri ise gözyaşlarıyla başlar, umutla yeniden yazılır.

Bağımlılık, işte o yarım kalmış hikâyelerin en acı sayfasıdır.

Çoğu insan bağımlılığı bir alışkanlık zanneder. Oysa bağımlılık; bir maddenin değil, insanın iradesini, şahsiyetini, hayallerini ve umutlarını esir alan görünmez bir işgaldir. Önce “Bir kereden bir şey olmaz.” diye kapıyı çalar, sonra ömrün tamamını kiracı gibi işgal eder.

İnsan, aslında bağımlı olduğu için yalnızlaşmaz; yalnızlaştığı için bağımlı olur.

Dinlenmeyen dertler…

Sarılmayan çocuklar…

Konuşulmayan evler…

Paylaşılmayan acılar…

İşte bağımlılık, en çok bu sessizliklerde büyür.

Bugün elimizde dünyanın en akıllı telefonları var; ama birbirimizin yüreğine ulaşacak en doğru cümleleri bulamıyoruz. Evlerimiz büyüdü, gönüllerimiz daraldı. Kalabalıklar içinde yaşıyoruz ama birbirimizin yalnızlığını göremiyoruz. Aynı sofrada oturuyor, aynı evde yaşıyor; fakat birbirimizin ruhuna dokunamıyoruz.

Oysa hiçbir çocuk cebinde uyuşturucuyla doğmaz.

Hiçbir genç kumar tutkusu ile dünyaya gelmez.

Hiç kimse, “Ben bir gün ailemin gözyaşı olacağım.” diye yola çıkmaz.

Her bağımlının arkasında ihmal edilmiş bir çocukluk, kırılmış bir umut, bastırılmış bir çığlık ya da zamanında tutulmamış bir el vardır.

Bu yüzden bağımlılıkla mücadele sadece güvenlik güçlerinin ya da sağlık kuruluşlarının görevi değildir. Bu mücadele; anne babanın, öğretmenin, din görevlisinin, komşunun, basının ve en önemlisi vicdan sahibi herkesin görevidir.

Bir öğretmenin fark ettiği sessizlik…

Bir annenin vazgeçmeyen duası…

Bir babanın şefkatli omzu…

Bir dostun uzattığı el…

Bazen bunlar, en ağır tedavilerden daha güçlüdür.

İnsan ilginç bir varlıktır.

Kırılınca ses çıkarmaz.

Dağılınca fark edilmez.

Ama umudunu kaybettiği gün, nefes alsa bile yaşamaktan vazgeçer.

İşte tam da bu yüzden bağımlılıkla mücadele eden kurumlar yalnızca insan kurtarmaz; aileleri ayağa kaldırır, çocukların geleceğini korur, toplumun vicdanını diri tutar.

Bu anlayışın en güzel örneklerinden biri de Liman Ayık Yaşam Derneğidir.

Adı gibi…

Bir limandır.

Fırtınada rotasını kaybetmiş hayatların sığındığı güvenli son liman…

Yıkılmış umutların yeniden filizlendiği bir liman…

Yaklaşık üç ay süren ücretsiz ve ilaçsız rehabilitasyon sürecinde sadece bağımlılar değil, aileler de yeniden hayata hazırlanıyor. Çünkü onlar çok iyi biliyor ki bağımlılık yalnızca bir insanın değil, bütün bir ailenin hastalığıdır. Bir kişi iyileşirse, bir ev yeniden nefes almaya başlar.

Bugün Liman Ayık Yaşam Derneği üçüncü mezunlarını veriyor.

Belki bazıları bunu sıradan bir mezuniyet töreni olarak görecek.

Oysa o diplomalarda yalnızca isimler yazmıyor.

Bir annenin gözyaşı…

Bir babanın sabrı…

Bir eşin bekleyişi…

Bir çocuğun özlemi…

Secdelerde edilen dualar…

Ve yeniden ayağa kalkmayı başaran insanların alın teri yazıyor.

Her mezun, “Yeniden başlanabilir.” sözünün yaşayan ispatıdır.

Bağımlılık zengin-fakir tanımaz.

Makam-mevki tanımaz.

Kadın-erkek ayırmaz.

Genç-yaşlı dinlemez.

Kapısını çaldığı her evde yalnızca bir insanı değil, bir aileyi, toplumu yaralar.

Bu yüzden bağımlılıkla mücadele etmek, geleceğimizi korumaktır.

Kurtarılan her insan sadece kendi hayatını değiştirmez.

Bir annenin duası, babanın hayali, çocuğun yarınıdır. Toplumun umududur.

İnsan düşebilir…

Asıl mesele, düştüğü yerden el ele yeniden ayağa kalkabilmesidir.

İnsanı yaşat ki aile yaşasın…

Aile yaşasın ki toplum ayakta kalsın…

Çünkü bağımlılık insanın içine kurulan sessiz bir zindandır; o zindanın kapısını açacak anahtar ise sevgidir, merhamettir, sabırdır ve vazgeçmeyen insanlardır.

Bir insanı kurtarmak, sadece bir hayatı değil; bir aileyi, bir nesli ve bir geleceği kurtarmaktır.

Her fırtınanın bir sonu, her kaybolanın bir limanı vardır. Yeter ki umut tükenmesin…