Yaz aylarında etkisini artıran yüksek sıcaklıklar ve uzun süre güneşe maruz kalmak, ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Özellikle tansiyon, diyabet ve kalp hastalığı bulunan kişilerle çocuklar ve yaşlıların aşırı sıcaklarda daha dikkatli olması gerekiyor.
Erdem Hastanesi Çakmak İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Muazzez Caymaz, toplumda sıklıkla birbirine karıştırılan sıcak bitkinliği ile güneş çarpmasının aynı durum olmadığını belirterek, güneş çarpmasının hayati risk taşıyan acil bir sağlık tablosu olduğunu vurguladı.
Sıcak bitkinliği ile güneş çarpmasını karıştırmayın
Sıcak bitkinliğinde vücudun aşırı sıcak ve sıvı kaybına karşı uyarı verdiğini ifade eden Uzm. Dr. Caymaz, kişinin yoğun terleme, halsizlik, baş dönmesi ve yorgunluk yaşayabileceğini ancak bilincinin genellikle açık olduğunu söyledi.
Güneş çarpmasının ise çok daha ağır sonuçlara yol açabileceğini belirten Caymaz, şu ifadeleri kullandı:
“Vücut ısısının 40 derecenin üzerine çıkması, cildin sıcak ve kuru hale gelmesi, terlemenin durması, kafa karışıklığı, konuşma bozukluğu veya bayılma gibi belirtiler vücudun soğutma sisteminin çöktüğünü gösterir. Bu noktada zaman kaybetmeden acil tıbbi yardım alınmalıdır.”
40 dereceyi aşan vücut ısısı hayati tehlikenin habercisi
Güneş çarpmasında en önemli belirtiler arasında vücut ısısının 40 derecenin üzerine çıkması, bilinçte bulanıklık, konuşma bozukluğu, dengesizlik ve bayılma bulunuyor.
Uzmanlar, bu belirtilerin ortaya çıkması halinde kişinin yalnız bırakılmaması, vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verilmesi ve en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılması gerektiğini belirtiyor.
Özellikle bilinç değişikliğinin başlaması, sıcak bitkinliğinin güneş çarpmasına ilerlediğine işaret edebiliyor.
İlk müdahalede buzlu su kullanmayın
Güneş çarpmasında yapılacak ilk müdahalenin hayati önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Caymaz, kişinin öncelikle güneşten uzaklaştırılarak serin ve gölge bir ortama alınması gerektiğini söyledi.
Üzerindeki sıkı kıyafetlerin gevşetilmesi, vücuda serin su püskürtülmesi ve vantilatör ya da yelpaze yardımıyla buharlaşmanın hızlandırılması öneriliyor.
Uzm. Dr. Caymaz, buzlu su kullanımına karşı şu uyarıda bulundu:
“En etkili yöntem, kişinin üzerine serin su püskürtmek ve vantilatör ya da yelpaze yardımıyla buharlaşmayı sağlamaktır. Ancak kişiyi buzlu suya sokmak en büyük hata olur. Ani soğuk, damarların büzülmesine neden olarak vücudun iç ısısını düşürmeyi zorlaştırabilir.”
Bilinci açık olmayan kişiye su vermeyin
Güneş çarpması yaşayan kişinin bilinci tam olarak açık değilse ağızdan su verilmesi de ciddi risk oluşturabiliyor.
Suyun soluk borusuna kaçabileceğini belirten uzmanlar, bilinci bulanık veya kapalı kişilere içecek verilmemesi gerektiğini vurguluyor. Böyle bir durumda sağlık ekipleri gelene kadar kişinin serinletilmesi ve güvenli şekilde bekletilmesi gerekiyor.
Kronik hastalığı olanlar daha yüksek risk altında
Tansiyon, diyabet ve kalp hastalığı bulunan kişilerin sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğine işaret eden Uzm. Dr. Caymaz, aşırı sıcakların sıvı ve elektrolit dengesini kısa sürede bozabileceğini ifade etti.
Bazı tansiyon ve kalp ilaçları, vücudun susuzluğa verdiği fizyolojik yanıtı değiştirebiliyor. Diyabet hastalarında ise sıcak hava kan şekeri dengesini olumsuz etkileyebiliyor.
Caymaz, kronik hastalığı bulunan kişilerin kendilerini iyi hissetseler bile risk altında olabileceklerini belirterek şöyle konuştu:
“Bu kişiler susama hissini geç algılayabilir veya terleme mekanizmalarında sorun yaşayabilir. Kendilerini iyi hissetseler de vücutları alarm vermeye başlamış olabilir. Bu nedenle özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında güneş altında bulunmamaları büyük önem taşır.”
Çocuklar ve yaşlılar yakından takip edilmeli
Çocuklarda vücut ısısını düzenleyen mekanizmaların henüz tam olarak gelişmemiş olması, yaşlılarda ise susama hissinin zayıflaması güneş çarpması riskini artırabiliyor.
Bu nedenle çocukların uzun süre güneş altında kalmasına izin verilmemesi, yaşlıların düzenli sıvı tüketiminin takip edilmesi ve serin ortamlarda bulunmalarının sağlanması öneriliyor.
Özellikle kapalı araçlarda çocuk, yaşlı veya evcil hayvan bırakılmaması gerekiyor. Araç içi sıcaklık, dış ortam sıcaklığından çok daha hızlı yükselerek kısa sürede hayati tehlikeye yol açabiliyor.
Sadece su içmek her zaman yeterli olmayabilir
Aşırı terleme sırasında vücut yalnızca su değil, sodyum ve potasyum gibi önemli mineralleri de kaybediyor.
Uzun süre sıcak ortamda kalan ve yoğun terleyen kişilerin yalnızca su tüketmesinin kandaki sodyum seviyesinin aşırı düşmesine neden olabileceğini belirten Uzm. Dr. Caymaz, sıvı ve mineral dengesinin birlikte korunması gerektiğini söyledi.
Caymaz, şu önerilerde bulundu:
“Yaz aylarında suyun yanında maden suyu veya ayran gibi elektrolit desteği sağlayan içecekler tercih edilebilir. Buna karşılık şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır.”
Kronik hastalığı bulunan kişilerin ise maden suyu ve tuzlu içecek tüketimi konusunda doktorlarının önerisini dikkate alması gerekiyor.
“İyileştim” diyerek hemen güneşe çıkmayın
Güneş çarpmasının etkilerinin belirtilerin geçmesiyle tamamen sona ermediğini vurgulayan Uzm. Dr. Caymaz, vücudun ısı düzenleme mekanizmasının olay sonrasında birkaç gün boyunca hassas kalabileceğini belirtti.
Güneş çarpması yaşayan kişinin kendisini ertesi gün iyi hissetse bile yeniden uzun süre sıcağa maruz kalmaması gerekiyor.
Caymaz, “En az iki-üç gün dinlenmek, serin ortamlarda bulunmak ve sıvı dengesini kademeli olarak yerine koymak gerekir.” dedi.
Bu belirtileri görmezden gelmeyin
Aşırı sıcaklarda aşağıdaki belirtilerin ciddiye alınması gerekiyor:
- Şiddetli halsizlik ve bitkinlik
- Baş dönmesi ve baş ağrısı
- Yoğun terleme veya terlemenin aniden durması
- Bulantı ve kusma
- Kas krampları
- Cildin sıcak ve kuru hale gelmesi
- Kafa karışıklığı ve konuşma bozukluğu
- Dengesizlik, bayılma veya bilinç kaybı
- Vücut ısısının 40 derecenin üzerine çıkması
Özellikle bilinç bulanıklığı, terlemenin durması ve vücut ısısının hızla yükselmesi halinde acil tıbbi yardım alınması gerekiyor.
Güneş çarpmasına karşı alınabilecek önlemler
Uzmanlar, güneş çarpmasının büyük ölçüde önlenebileceğini belirterek vatandaşlara şu önerilerde bulunuyor:
Günün en sıcak saatleri olan 11.00-16.00 arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı. Açık renkli, hafif ve bol kıyafetler tercih edilmeli; şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı. Sıvı tüketmek için susama hissi beklenmemeli ve ağır fiziksel aktiviteler serin saatlere bırakılmalı.
Alkol, aşırı kafein, yoğun şeker içeren içecekler ve ağır yemekler sınırlandırılmalı. Yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan kişiler ise sıcak havalarda daha yakından takip edilmeli.
Uzm. Dr. Caymaz, belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini belirterek şu uyarıyla sözlerini tamamladı:
“Vücudunuz size durmanız gerektiğini söylüyorsa bunu ertelemeyin. Şikâyetleriniz hızla artıyorsa veya bilinç değişikliği gelişiyorsa mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.”




