Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Erken yaşta kanser vakalarındaki artışta uyku düzensizliği şüphesi

Dünya genelinde 50 yaşından önce görülen kolorektal, meme ve rahim kanserlerindeki artış, modern yaşamın uyku düzeni üzerindeki etkilerini yeniden gündeme getirdi. Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, mavi ışık, gece mesaileri, stres ve bölünen uykunun bağışıklık sistemiyle hücresel onarım süreçlerini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, kaliteli ve kesintisiz uykunun önemine dikkat çekti.

Bu haberin fotoğrafı yok

Son yıllarda “erken başlangıçlı kanser” olarak tanımlanan 50 yaş altındaki kanser vakalarında dünya genelinde dikkat çekici bir yükseliş görülüyor.

Amerikan Klinik Onkoloji Derneği kapsamında paylaşılan son bulguların; düzensiz uyku, gece vardiyaları, yoğun stres ve uzun süreli ekran maruziyeti gibi modern yaşam alışkanlıklarıyla bazı kanser türleri arasındaki olası ilişkiye işaret ettiği belirtildi.

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, kaliteli uykunun yalnızca günlük yorgunluğu gidermediğini, hücresel yenilenme ve bağışıklık sisteminin çalışması açısından da önemli olduğunu söyledi.

“Uyku, hücresel düzeyde çalışan doğal bir onarım mekanizması”

Uyku sırasında vücutta çok sayıda koruyucu ve onarıcı sürecin gerçekleştiğini belirten Heydari, şu ifadeleri kullandı:

“Bilimsel veriler artık uykunun hücresel düzeyde çalışan doğal bir onarım mekanizması olduğunu gösteriyor. Özellikle derin uyku sırasında beyin, gün boyunca biriken zararlı atıkları temizliyor ve bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağlıyor.”

Yetersiz ve kalitesiz uykunun yalnızca günlük performansı değil, uzun vadede beyin ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarını da etkileyebileceğini ifade eden Heydari, özellikle gece boyunca sık sık bölünen uykuların koruyucu süreçleri sekteye uğratabileceğini kaydetti.

Derin uyku sırasında beyin kendisini temizliyor

Dr. Öğr. Üyesi Heydari, 2012 yılında Rochester Üniversitesi araştırmacıları tarafından tanımlanan glimfatik sistemin, beynin atık temizleme mekanizmalarından biri olduğunu anlattı.

Bu sistemin özellikle derin uyku sırasında daha etkin çalıştığını belirten Heydari, şöyle konuştu:

“Derin uyku sırasında beyin hücreleri küçülür, hücreler arasındaki boşluk genişler ve beyin omurilik sıvısı bu alanlardan geçerek gün içinde biriken toksik atıkları temizler. Bu süreç, beynin adeta her gece kendini yıkaması demek.”

Beynin yeterince temizlenememesi halinde beta-amiloid gibi toksik proteinlerin birikebileceğini ifade eden Heydari, bunun uzun vadede Alzheimer, Parkinson ve demans gibi nörodejeneratif hastalıklarla ilişkilendirildiğini söyledi.

Bağışıklık sisteminin gözetim mekanizması etkilenebilir

Kalitesiz uykunun hücresel stresi artırabileceğini ve bağışıklık sistemini zayıflatabileceğini dile getiren Heydari, vücudun anormal hücreleri erken dönemde tanıyıp ortadan kaldırmaya çalışan immün gözetim mekanizmasının da bundan etkilenebileceğini belirtti.

Heydari, Amerikan Klinik Onkoloji Derneğinde paylaşılan bulguların uyku düzensizliği ile erken başlangıçlı bazı kanser türleri arasında olası bir bağlantıya dikkat çektiğini söyledi.

Ancak uyku bozukluklarının tek başına kanser nedeni olarak değerlendirilmemesi, genetik yatkınlık, çevresel faktörler, beslenme, obezite, hareketsizlik ve diğer risklerin de birlikte ele alınması gerekiyor.

Yalnızca uyku süresi yeterli değil

Yetişkinlerin ortalama 7 ila 9 saat uyumasının önerildiğini belirten Heydari, sürenin tek başına yeterli olmadığını vurguladı.

Uykunun kesintisiz olması ve derin uyku evrelerinin yeterli şekilde gerçekleşmesi gerektiğini ifade eden Heydari, gece boyunca sık sık uyanmanın, kişi uzun süre yatakta kalsa bile uyku kalitesini düşürebileceğini söyledi.

Hücresel yenilenme ve bağışıklık sistemi faaliyetlerinin derin uyku sırasında daha etkin hale geldiğini belirten Heydari, düzenli uyku ritminin önemine dikkat çekti.

Melatonin için 23.00-03.00 aralığına dikkat

Melatonin hormonunun gece saatlerinde yükseldiğini ifade eden Heydari, özellikle 23.00 ile 03.00 arasındaki dönemde uyuyor olmanın sağlıklı uyku düzeni açısından önemli olduğunu söyledi.

Gece geç saatlere kadar ekran karşısında kalmak, güçlü ışığa maruz kalmak ve düzensiz yatış saatleri melatonin salınımını olumsuz etkileyebiliyor.

Telefon, televizyon ve bilgisayar ekranlarından yayılan mavi ışığın da beynin gündüz olduğu yönünde uyarılmasına neden olarak uykuya geçişi zorlaştırabileceği belirtiliyor.

Uykusuzluğun altında farklı hastalıklar bulunabilir

Uyku bozukluklarının değerlendirilmesinde ilk adımın ayrıntılı hasta hikâyesi ve uyku günlüğü olduğunu belirten Heydari, bazı kişilerde sorunun altında uyku apnesi gibi fiziksel rahatsızlıkların bulunabileceğini söyledi.

Bu tür durumlarda uyku laboratuvarında gerçekleştirilen testlerle;

  • Beyin dalgaları,
  • Solunum düzeni,
  • Kandaki oksijen seviyesi,
  • Kalp ritmi,
  • Gece boyunca gerçekleşen hareketler

incelenebiliyor.

Uyku sorununun stres, yanlış alışkanlıklar veya kötü uyku hijyeninden kaynaklanması halinde bilişsel davranışçı terapilerden yararlanılabileceğini kaydeden Heydari, gerekli durumlarda ilaç veya takviye tedavilerinin yalnızca hekim kontrolünde uygulanması gerektiğini vurguladı.

Yaşam tarzına bağlı uyku bozuklukları düzeltilebilir

Uyku bozukluğunun yapısal bir hastalıktan değil; stres, düzensiz yaşam tarzı veya kötü uyku alışkanlıklarından kaynaklanması halinde doğru yaklaşımlarla önemli ölçüde iyileştirilebileceğini belirten Heydari, düzenli bir uyku programı oluşturulmasını önerdi.

Uyku kalitesinin artırılmasının bağışıklık sistemi, beyin sağlığı, metabolizma ve günlük performans açısından önemli katkılar sağlayabileceğini dile getirdi.

Sağlıklı uyku için dört öneri

Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak için şu önerilerde bulundu:

Her gün aynı saatte yatın ve kalkın

Hafta sonları da dahil olmak üzere düzenli bir uyku ve uyanma saati belirlenmesi, vücudun biyolojik ritminin korunmasına yardımcı oluyor.

Uykudan bir saat önce ekranları kapatın

Telefon, televizyon ve bilgisayar kullanımının yatmadan en az bir saat önce bırakılması öneriliyor.

Yatak odasını karanlık ve serin tutun

Uyku ortamında gece lambası ve elektronik cihaz ışıklarının bulunmaması, oda sıcaklığının ise yaklaşık 18-20 derece arasında tutulması uykuya geçişi kolaylaştırabiliyor.

Öğleden sonra kafeini sınırlandırın

Kahve, enerji içeceği ve yüksek miktarda kafein içeren ürünlerin saat 14.00-15.00’ten sonra tüketilmemesi tavsiye ediliyor.

Uzmanlar, uzun süren uykusuzluk, sık gece uyanmaları, horlama, uykuda nefes durması veya gündüz aşırı uyku hali yaşayan kişilerin profesyonel destek alması gerektiğini belirtiyor.