MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Karatay Gençlik Merkezi’nde düzenlenen Milliyetçi Hareket Partisi Karatay İlçe Başkanlığı 15. Olağan Kongresi’nde partililere hitap etti.
Türkiye’nin savunma sanayisinde ve ileri teknoloji üretiminde önemli bir seviyeye ulaştığını ifade eden Kalaycı, Türkiye’nin kendi imkân ve kabiliyetleriyle geliştirdiği teknolojileri ihraç eden bir ülke konumuna geldiğini söyledi.
Türkiye’nin artık uluslararası alanda söz dinleyen değil, sözü dinlenen ve gerektiğinde caydırıcı gücünü kullanabilen bir ülke olduğunu dile getiren Kalaycı, Karabağ, Libya, Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Irak ve Suriye’de Türkiye’nin etkili bir politika yürüttüğünü belirtti.
Kalaycı, “Türkiye, Karabağ’da, Libya’da, Kıbrıs’ta, Doğu Akdeniz’de, Irak’ta ve Suriye’de emperyalist ve Siyonist oyunları bozmuştur. Avrasya coğrafyasının kalbinde yeni bir jeostratejik güç yükselmeye başlamıştır.” dedi.
Türkiye’nin çok boyutlu dış politikasıyla bölgesel ve küresel etkisini artırdığını kaydeden Kalaycı, “Türkiye yürüttüğü çok boyutlu ve kapsayıcı dış politikayla, bölgesel ve küresel etkisini artırmış, diplomasinin ve barışın merkezi olmuştur.” ifadelerini kullandı.
“Gıda güvenliği bir beka meselesidir”
Konuşmasının önemli bir bölümünü tarım sektörüne ve çiftçilerin yaşadığı ekonomik sorunlara ayıran Kalaycı, gıda güvenliğinin yalnızca ekonomik bir konu olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Gıda güvenliğinin doğrudan milli egemenlik ve beka meselesi olduğunu vurgulayan Kalaycı, Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesinin korunması ve çiftçilerin üretimde tutulması gerektiğini ifade etti.
Bu yıl etkili olan yağışların başta hububat olmak üzere birçok tarım ürününde yüksek verim ve rekor seviyede üretim beklentisi oluşturduğunu belirten Kalaycı, buna karşın tarımsal girdi maliyetlerindeki yüksek artışların çiftçiyi zor durumda bıraktığını söyledi.
Kalaycı, resmi rakamlara göre tarımsal girdi enflasyonunun yıllık yüzde 39 seviyesinde olduğunu, enerjideki artışın yüzde 48,4’e, gübre fiyatlarındaki artışın ise yüzde 62,8’e ulaştığını dile getirdi.
Açıklanan hububat alım fiyatlarının çiftçinin maliyetlerini karşılamaktan uzak kaldığını savunan Kalaycı, bazı üreticilerin arpa ve buğdaylarını belirlenen alım fiyatlarının da altında satmak zorunda kaldığını ifade etti.
Kalaycı, şöyle konuştu:
“Ancak, resmi rakamlara göre tarımsal girdi enflasyonu yıllık yüzde 39, sadece enerjide yüzde 48,4, gübre fiyatlarında ise yüzde 62,8 düzeyindedir. Açıklanan hububat alım fiyatları enflasyonun çok altında kalmış, hatta çiftçilerimiz arpa ve buğdayını bu fiyatların da altında satmak zorunda kalmaktadır.”
Çiftçi için ilave destek talebi
Geçen yıl kuraklık ve zirai don nedeniyle ciddi gelir kaybına uğrayan çiftçilerin bu yıl da artan girdi maliyetleriyle karşı karşıya kaldığını belirten Kalaycı, üreticilerin ilave destek beklentisi içerisinde olduğunu söyledi.
Çiftçilerin ürün bedellerinin kısa sürede ödenmesini istediğini kaydeden Kalaycı, tarımın bir ülkenin yalnızca bugünkü ihtiyaçlarını değil, geleceğini de güvence altına alan stratejik bir alan olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı tarafından hububata verilen temel destek ve planlama desteğinin, girdi maliyetlerindeki yüksek artış dikkate alınarak yükseltileceğinin açıklandığını hatırlatan Kalaycı, Toprak Mahsulleri Ofisinin de ürün bedeli ödemelerine teslimattan sonraki 21’inci günden itibaren başlayacağının duyurulduğunu aktardı.
“Hububat desteği maliyet artışını karşılamalı”
Milliyetçi Hareket Partisinin çiftçinin üretime devam edebilmesi için desteklerin güçlendirilmesini istediğini belirten Kalaycı, hububat desteğinde yapılacak artışın maliyet artışını karşılayacak seviyede olması gerektiğini söyledi.
Kalaycı, “Milliyetçi Hareket Partisi olarak hububat desteğinde yapılacak artışın, maliyet artışını karşılaması ve destek ödemelerinin bu yıl içerisinde yapılması görüşündeyiz.” dedi.
Destek ödemelerinin gecikmeden çiftçinin hesabına yatırılmasının üretimin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını belirten Kalaycı, tarımsal üretimin korunması için çiftçinin finansman yükünün azaltılması gerektiğini ifade etti.
Konya Ovası için su transferi çağrısı
Kalaycı, Konya tarımının karşı karşıya bulunduğu en önemli sorunlardan birinin de su yetersizliği olduğunu belirterek, sürdürülebilir tarım ve yüksek verimlilik için havzalar arası su transferinin zorunlu hale geldiğini söyledi.
Konya Ovası Projesi kapsamında önemli yatırımlar yapıldığını hatırlatan Kalaycı, Mavi Tünel ve Bağbaşı Barajı’nın 2012’de, Bozkır Barajı’nın 2020’de, Afşar Barajı’nın ise 2022’de tamamlandığını kaydetti.
Ancak bu yatırımlara rağmen Mavi Tünel’den tarımsal sulama amacıyla su verilemediğini belirten Kalaycı, AHİ Kanalı ile Hotamış Depolama Tesisi’nin de uzun süredir etkin biçimde kullanılamadığını ifade etti.
Kalaycı, “KOP projesinin kilit tesisleri Mavi Tünel ve Bağbaşı Barajı 2012 yılında, Bozkır Barajı 2020 yılında, Afşar Barajı 2022 yılında yapılmakla birlikte hala Mavi Tünel’den tarımsal sulama amaçlı su verilememektedir. AHİ kanalı ve Hotamış depolama tesisi yıllardır atıl vaziyettedir.” diye konuştu.
“Konya Ovası’na su getirilmesi acil ihtiyaç”
Konya Ovası’ndaki yer altı su seviyesinin korunması, tarımsal üretimin sürdürülebilmesi ve kuraklık riskinin azaltılması için diğer havzalardan su getirilmesi gerektiğini belirten Kalaycı, bu konuda kapsamlı yatırımların geciktirilmemesini istedi.
Türkiye’nin büyük altyapı projelerini başarıyla hayata geçirebilecek teknik ve ekonomik güce sahip olduğunu söyleyen Kalaycı, Konya Ovası’na su getirmek için yapılacak yatırımların üretim ve verimlilik artışıyla kısa sürede karşılığını vereceğini ifade etti.
Kalaycı, “Ülkemizi petrol ve doğal gaz boru hatları, bölünmüş yollar, otoyollar ve demir ağlarla ören, dağları delik deşik edip onlarca tüneller açan devletimiz şüphe yok ki Konya Ovası’na da suyu kolaylıkla getirir. Yapılacak harcamalar üretim ve verimlilik artışından sağlanacak gelirle kısa sürede amorti edilecektir.” dedi.





