Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu riski 4 kata kadar çıkabiliyor

Çocukluk çağında sık görülen idrar yolu enfeksiyonları, zamanında tedavi edilmediğinde kalıcı böbrek hasarı, hipertansiyon ve böbrek yetersizliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Çocukluk çağında sık görülen idrar yolu enfeksiyonları, zamanında tedavi edilmediğinde

Çocukluk çağının en yaygın enfeksiyon hastalıkları arasında yer alan idrar yolu enfeksiyonları, erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabiliyor. Ancak zamanında müdahale edilmeyen vakalar, kalıcı sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Nefrolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, idrar yolu enfeksiyonlarının görülme sıklığının yaşa, cinsiyete ve erkek çocuklarda sünnet durumuna göre değiştiğini belirtti.

Bıyıklı, ateş şikâyetiyle sağlık kuruluşuna başvuran 2 yaş altındaki çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunun yüzde 1 ila 16 oranında tespit edildiğini, daha büyük çocuklarda ise bu oranın yaklaşık yüzde 8’e ulaştığını söyledi.

Kız çocuklarının erkek çocuklarına göre 2 ila 4 kat daha fazla risk altında olduğunu vurgulayan Bıyıklı, bu durumun erken tanı ve tedavinin önemini artırdığını ifade etti.

Belirtiler her zaman belirgin olmayabilir

Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonları bazı durumlarda belirgin şikâyetlerle ortaya çıkmayabiliyor. Özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda hastalığın fark edilmesi güçleşebiliyor.

Doç. Dr. Bıyıklı, ateş, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve idrar renginde değişiklik gibi belirtilerin yanı sıra kusma, iştahsızlık ve karın ağrısının da enfeksiyon habercisi olabileceğini belirtti.

Bıyıklı, nedeni açıklanamayan yakınmalarda idrar tahlili ve kültürüyle değerlendirme yapılmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.

Her 10 çocuğun 3’ünde idrar reflüsü görülüyor

İdrar yolu enfeksiyonlarının, mikroorganizmaların idrar yollarına ulaşarak çoğalması sonucu geliştiğini aktaran Bıyıklı, mikropların genellikle idrar çıkış bölgesinden vücuda girerek mesane ve böbreklere kadar ilerleyebildiğini söyledi.

Genital bölge hijyenine dikkat edilmemesi, yenidoğanlarda bezin uzun süre değiştirilmemesi, pişik, ishal ve parazitlerin hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabildiğini ifade eden Bıyıklı, kız çocuklarında idrar kanalının kısa olmasının riski artırdığını belirtti.

Erkek çocuklarda sünnet derisi veya penis ucundaki darlıkların idrar akışını zorlaştırabildiğine dikkat çeken Bıyıklı, üriner sistemdeki anatomik ya da nörolojik bozukluklar, taş oluşumu ve vezikoüreteral reflünün de önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi.

Mesanedeki idrarın böbreklere doğru geri kaçması olarak tanımlanan vezikoüreteral reflünün, idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların yaklaşık yüzde 30’unda görüldüğü bildirildi.

Kız çocuklarında tekrarlama riski yüzde 60’a ulaşabiliyor

İdrar yolu enfeksiyonlarının çocuklarda tekrarlama eğiliminde olduğunu belirten Bıyıklı, ilk enfeksiyonun ardından erkek çocuklarda yüzde 20 ila 30, kız çocuklarında ise yüzde 40 ila 60 oranında tekrar görülebildiğini söyledi.

Bu nedenle idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların altta yatan nedenler açısından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bıyıklı, bu çocukların yaklaşık yarısında idrar yollarına ilişkin yapısal sorunlar bulunabildiğini dile getirdi.

Kaçak, darlık veya taş gibi sorunların enfeksiyonların tekrarlamasına yol açabileceğini belirten Bıyıklı, mesane ve bağırsak fonksiyon bozukluklarının da tedavi başarısını olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.

Böbrek hasarı ciddi sonuçlara yol açabilir

Enfeksiyonun böbreklerde hasar bırakması durumunda böbrek gelişiminde sorunlar, yüksek tansiyon ve böbrek yetersizliği gibi ciddi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor.

Bıyıklı, kız çocuklarında çocukluk çağında geçirilen enfeksiyonların ilerleyen yıllarda, özellikle adet dönemleri ve gebelikte yeniden görülebileceğini, hatta gebelik zehirlenmesi riskini de artırabileceğini ifade etti.

İdrar tahlili tek başına yeterli olmayabilir

İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda yalnızca idrar tahlili ve kültürüyle yetinilmemesi gerektiğini vurgulayan Bıyıklı, özellikle altta yatan anatomik sorunların ve olası böbrek hasarının araştırılmasının kritik olduğunu söyledi.

Bu amaçla böbrek ve mesane ultrasonografisinin temel değerlendirmeler arasında yer aldığını belirten Bıyıklı, bazı çocuklarda böbrek sintigrafisi yapılabildiğini ifade etti.

Böbrek hasarı riski, aile öyküsü ve klinik bulgulara göre işeme sistografisi gibi ileri görüntüleme yöntemlerine de başvurulabildiği aktarıldı. Gerektiğinde MR ürografi, bilgisayarlı tomografi, MAG3 ve ürodinami gibi ileri tetkikler de kullanılabiliyor.

Tedavide ise uygun antibiyotiğin doğru doz ve sürede kullanılmasının büyük önem taşıdığı belirtildi. Bazı çocuklarda ağızdan tedavi yeterli olurken, gerekli durumlarda enjeksiyon tedavisine ihtiyaç duyulabiliyor.

Genital bölgede ıslak mendil kullanımından kaçınılmalı

İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmada günlük alışkanlıklar önemli rol oynuyor. Çocukların yeterli miktarda su tüketmesi ve kabızlık sorununun kontrol altına alınması enfeksiyon riskini azaltabiliyor.

Bez kullanan çocuklarda bezlerin sık değiştirilmesi ve mümkün olduğunca uzun süre bez kullanımından kaçınılması gerekiyor.

Kız çocuklarında genital bölgenin önden arkaya doğru temizlenmesi, erkek çocuklarda ise penis çevresinin dikkatli şekilde yıkanması önem taşıyor.

Bıyıklı, bu bölgelerin temizliğinde yalnızca su kullanılmasının yeterli olduğunu belirterek, özel bakım ürünleri ve ıslak mendillerin genital bölgenin doğal yapısını bozabileceği uyarısında bulundu.

Uzmanlar ayrıca uzun süre köpüklü banyolardan kaçınılmasını, pamuklu iç çamaşırı tercih edilmesini, iç çamaşırların günlük değiştirilmesini ve idrarın uzun süre tutulmamasını öneriyor.